<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013</id><updated>2012-02-16T11:37:19.027+03:00</updated><category term='Yıldızların ışıkları gece neden parlıyor-kırpışıyor ?ilginç yazılar'/><category term='Dünyanın en hızlı yüzen balığı hangisidir ?'/><category term='Camın arkasında güneşte bronzlaşabilirmiyiz ?'/><category term='en hızlı yüzen balığı'/><category term='Yağmur Yagdıktan Sonra Neden Toprak Kokar'/><category term='şemsiye neden siyahtır'/><category term='Neden gülüyoruz ? Gülmek'/><category term='Havuç ne renktir ?'/><category term='Örümcekler kendi ağlarına neden takılmazlar ?'/><category term='böcekler'/><category term='Midemizden Gelen Guruldamalar'/><category term='Vurgun'/><category term='güvercin takla nasıl atar ?'/><category term='vardır ?'/><category term='Kuşlarda öğrenme nasıl olur?'/><category term='toprak neden kokar'/><category term='Elektrikte neden bakır tel kullanıyoruz'/><category term='kim matematik bulan'/><category term='ferahlık verir neden nane ?'/><category term='halterciler ne koklu'/><category term='Sakız çiğnemek zayıflatır mı?'/><category term='kaç çeşit böcek vardır'/><category term='Silah susturucuları nasıl çalışıyor ?'/><category term='Saç beyazlaması'/><category term='Kuru buz nedir?'/><category term='Bir hafta neden 7 gündür ?'/><category term='Havucun rengi hep aynımıydı ?'/><category term='Kuru temizleme nedir'/><category term='uyku getirirmi?'/><category term='gideriyorlardı'/><category term='İnsanlar neden değişik dillerde konuşuyorlar ?'/><category term='İlk bilgisayar nasıl ortaya çıktı?'/><category term='kene kan içer'/><category term='Kolonya Nasıl Yapılır ? Bileşimind Hangi Maddeler Vardır ?'/><category term='deniz yıldızı ne ile beslenir ?'/><category term='hangisidir'/><category term='Niçin gök gürler ?'/><category term='Kuyruklu yıldızların niçin kuyrukları vardır?'/><category term='erkek tıraş'/><category term='Hızlı okuma tekniği nedir? Nasıl yapılır ?'/><category term='Dünyaya en yakın yıldızın adı nedir?'/><category term='kaşımak insanı niye rahatlatır?'/><category term='mavi neden erkek bebek'/><category term='Saçlarımız neden uzuyor ? nasıl uzuyor ? nasıl çıkıyor'/><category term='hapşırmak uykuda'/><category term='eskiden'/><category term='siyahtır neden zenci'/><category term='venüs neden ters döner ?'/><category term='antenin yıldırımı çekme olasılığı'/><category term='denize ters atlarlar'/><category term='Nevruz nedir ? Osmanlı&apos;da Nevruz nasıl kutlanırdı ?'/><category term='burnumuz neden akar ?'/><category term='midemizdeki sesler'/><category term='en yakın yıldız nedir ?'/><category term='nane'/><category term='ne kokluyor halterciler ?'/><category term='Ne zamandan beri insanlar gözlük kullanıyorlar?'/><category term='nasıl bitiyor ?'/><category term='arılar nasıl vızıldar'/><category term='Neden uzun süre hareketsiz kaldığımızda yoruluruz?'/><category term='yüzümüz'/><category term='kolanya yapılışı'/><category term='Kuşların kanatları nasıl su geçirmez ?'/><category term='düz yürüyemez ?'/><category term='Asit yağmurları nedir nasıl oluşur?'/><category term='Yağmur yağarken karıncalara neden birşey olmaz ?'/><category term='pili kalp'/><category term='Kurşun geçirmez cam nediir ? nasıl yapılır ?'/><category term='Kağıt nasıl yapılır ?'/><category term='Yüksek gerilim hatlarına kuşlar konuyor peki Niçin elektrik çarpmıyor?'/><category term='binilir'/><category term='mukus ne işe yarar?'/><category term='Çölde Kendi İdrarımızı İçerek'/><category term='ok'/><category term='Birinci Dünya Savaşı&apos;nda kullanılan Alman üniformaları hangi maddeden yapılmıştı?'/><category term='toprak kokması'/><category term='suyun donmasını nasıl önlüyor?'/><category term='göğüslerin uç kısmı'/><category term='en az deprem olan bölge ?'/><category term='Tavşanın Gözüne Işık Tutunca Neden Hareketsiz Kalır ?'/><category term='bacaklarını çeker kuşlar yukarı'/><category term='hint ok'/><category term='saçlarımız'/><category term='Aynı tarih neden her yıl farklı bir güne denk geliyor ?'/><category term='Kemanın yayları ne ile yapılır?'/><category term='Saç teli elektrik akımını iletir mi?'/><category term='neden hapşuramaz'/><category term='tik psikolojik nedeni'/><category term='niçin kravat'/><category term='ses nereye gider?'/><category term='Kuşlar neden öterler ?'/><category term='Saatin saniye göstergesi ne işe yarıyor ?'/><category term='ilk dil'/><category term='nazar değmesi'/><category term='ekşi'/><category term='Güneşin sıcaklığıı'/><category term='Santranç ustası bilgisayar'/><category term='uzama'/><category term='Su İhtiyacımızı Karşılayabilirmiyiz ?'/><category term='Keman yayıı'/><category term='soğan doğrarken'/><category term='uyanık ne kadar kalınabilir?'/><category term='dünyanın güneş etrafında döndüğünü söyleyen kişi kimdir ?'/><category term='limon'/><category term='kaşınırız'/><category term='hıçkırmak ?'/><category term='Seslerimiz nereye gider? nasıl gider ?'/><category term='Araba nasıl tutuyor ? Araba tutması nedir'/><category term='bağımlılık yaparmı çikolata'/><category term='neden kahverengidir ?'/><category term='1 Nisan şakası nereden gelmektedir? Hangi ülkede çıkmıştır ?'/><category term='Sarı arılar bal yaparlarmı ?'/><category term='Suyun altında niçin bulanık görüyoruz ?'/><category term='ağusto böceklri neden öter'/><category term='kızartır ?'/><category term='Sinekler'/><category term='Elektrik insanı nasıl çarpar ? Elektrik nasıl çarpıyor ?'/><category term='doğumu gününde pasta neden kesilir'/><category term='Denizaltında düzenlenen ilk suikast kimeydi ?'/><category term='en çok yanardağı'/><category term='Böcekler Neden Öldüklerinde Ters Dönerler ?'/><category term='tiyatro kökeni nereden gelir'/><category term='Kediler hep nasıl dört ayak üstüne düşüyorlar ?'/><category term='Erkekler Eskiden Nasıl Tıraş Olurlardı ?'/><category term='Dolunay Davranışlarımızı Etkliyormu ?'/><category term='tuvalet'/><category term='Neden hıçkırırız ? Nasıl hıçkırırız'/><category term='soldan'/><category term='neden konuşur'/><category term='Penisilini kim nasıl ve nerede keşfetti ?'/><category term='Niçin Nazar Değer ?'/><category term='Neden tesbih çekiyoruz ? Tesbih neden çekeriz ?'/><category term='Mum yanınca geriye niçin birşey kalmıyor ? mum nasıl yanıyor'/><category term='Kuslar neden v seklinde ucuyorlar ?'/><category term='Eskiden padişahların sihirli bitkisi neydi ?'/><category term='soldan neden binilir ?'/><category term='Tiyatroyu Kökeni Nerden Gelmektedir ?'/><category term='Vücudumuz ısısını nasıl ayarlıyor ?'/><category term='Erkekler Niçin Kravat Takar ?'/><category term='Birçok otelde resepsiyonu aramak için niçin 9 tuşuna basılıyor ?'/><category term='Neden ayı bazen gündüz görebiliyoruz ?'/><category term='penguen neden yemez ?'/><category term='Anıtkabir&apos;in altında ne çıktı ?'/><category term='ne kadar büyüklükte?'/><category term='nasıl oluşuyor asit yağmurları'/><category term='akşamları nasıl görürler'/><category term='insanlar nasıl yüzüyor ?'/><category term='zehirli maddeler'/><category term='nasıl'/><category term='Işığın Hızını 300 Bin Km&apos;ye Ulaştıran Nedir ?'/><category term='güvercin neden takla atar ?'/><category term='zenci teni'/><category term='mumya'/><category term='Yeryüzünde en fazla oksijen üreten şey nedir ?'/><category term='tavşana ışık tutunca neden hareketsiz kalıyor?'/><category term='bermuda nedir ?'/><category term='Neden yaşlı adamlar saçlarını kaybederken'/><category term='Neden cinsel bölgelerde kıllanma oluşuyor?'/><category term='Rum ateşini kim ve neden yaktı ?'/><category term='teflon tava nasıl bulundu'/><category term='Soğan doğrarken gözlerimizden neden yaş akar ?'/><category term='gelinlik'/><category term='Penguenler neden paytak yürürler?'/><category term='Müzik notları nasıl bulunmuştur ?'/><category term='ringler'/><category term='f klavye nasıl orya çıkmıştır?'/><category term='neden kızarır yüzümüz ?'/><category term='seslerimiz nereye gider ?'/><category term='Kolonyadaki derece ne anlama geliyor'/><category term='bebek ve mavi ilişkisi'/><category term='insan evrimi'/><category term='televizyonun sağlığa zararları'/><category term='nötr'/><category term='kuşlar yumurta'/><category term='Fotoğraflarda gözlerimiz neden kırmızı gözükür ? kırmızı göz'/><category term='İnsanların suya alerjisi olabilirmi ?'/><category term='Mide ülseri nedir'/><category term='deniz seviyesinden yüksek'/><category term='Agustos bocekleri neden surekli oterler'/><category term='düğünde neden pasta kesilşir ?'/><category term='tuhaf big'/><category term='Yapıştırıcı maddeler nasıl yapıştırır ?'/><category term='Hayvanlarda rüya görürlermi ?'/><category term='çilli neden oluruz ?'/><category term='günün uzunluğu'/><category term='burun neden akar'/><category term='böcek kaç çeşit vardır ?'/><category term='siyah şemsiye'/><category term='80°C kolonyadaki alkol oranı mı? %80 midir?'/><category term='Şarkı söyleyerek bardak nasıl kırılır ?'/><category term='Amerikalıların elektrikli aletleri neden 110 voltla çalışır? Bizimkiler 220 voltla çalışıyor'/><category term='ağız kokusu neden olur ?'/><category term='kuru buz nasıl oluşuyor'/><category term='Neden yemek yedikten sonra uykumuz gelir?'/><category term='Araba camlarının bir yerlerine sert bir darbe geldiğinde neden yuvarlak yuvarlak çatlaklar oluşur?'/><category term='çiçek neden kokar ?'/><category term='bulan'/><category term='En çok yanardağın olduğu bölge ve ülke neresidir?'/><category term='yunus balığı ne yer ?'/><category term='İnsanlar nasıl yüzüyor ? İnsanlar nasıl yüzer ?'/><category term='dünya çekirdeğinde'/><category term='Neden'/><category term='İnsan ne kadar süre boyunca uyanık kalabilir?'/><category term='Tohumlar hangi yöne doğru büyüyeceklerini nasıl anlarlar ?'/><category term='hortum nasıl olur'/><category term='kış uykusunda yatan hayvanı uyandırmak'/><category term='Diyet kola suda nasıl yüzebilıyor. ?'/><category term='Bermuda Şeytan Üçgeninin Sırrı Nedir ?'/><category term='Neden dalgıçlar denize atlarken arkaları denize dönük ve sırt üstü bir şekilde atlarlar?'/><category term='Güneş ışığında kararan gözlük camları nasıl yapılıyor? Nasl ?'/><category term='akması burun'/><category term='Bitmiş pillerin çevre ve insan sağlığına olan zararı nelerdir?'/><category term='bermuda sırrı nedir ?'/><category term='Ay neden yuvarlaktır ?'/><category term='çift civciv mi çıkar ?'/><category term='Bal'/><category term='mumyalama'/><category term='atmosferde oksijen neden sabittir ?'/><category term='kutuplarda yaşayan hayvanlar neden beyaz renktedir ?'/><category term='yıldırımdan korunma uçaklarda'/><category term='İnsan neden gıdıklanır ? İ'/><category term='Giyotin nedir ? Nasıl bulunmuştur ?'/><category term='siyahtır'/><category term='İnsanlar neden donduralarak saklanamıyor ?'/><category term='görülmezlik varmı?'/><category term='Dünyanın en çok söylenen şarkısı hangisidir ?'/><category term='Su niye en iyi çözücülerden biridir?'/><category term='Doğum gününde pasta kesme adeti nerden geliyor ?'/><category term='bilgi moleküleri nerede toplanıyor'/><category term='Sumo güreşcileri neden bu kadar kiloludur ?'/><category term='görünmezlik'/><category term='nasıl öğrenirler'/><category term='neden çekerler?'/><category term='Dünyanın'/><category term='en çok yanardağ nerde ?'/><category term='siyah tenli insanlar'/><category term='deniz havası'/><category term='Yirmi yaş dişlerimiz neden geç çıkıyor ?'/><category term='un patlarmı ?'/><category term='ten rengi'/><category term='kökeninde ne var ?'/><category term='Nöbetci kulubelerinde neden kum torbaları bulunur ?'/><category term='neden genellikle mavidir'/><category term='Yemek yerken çatal neden sol elle tutulur ?'/><category term='İnsanlar Beyninin Ne Kadarını Kullanır ?'/><category term='Termos nedir?Sıvıları nasıl sıcak veya sıcak tutar?Termos hakkında bilgiler'/><category term='Barkod nedir'/><category term='diyet kola'/><category term='bamya sümüksü salgı ne işe yarar ?'/><category term='biber neden acıdır ?'/><category term='Atmosferdeki oksijen oranı neden hep sabittir?'/><category term='en fazla yağış alan bölge'/><category term='timsah gözyaşı nedir'/><category term='Kuşlar dünyasında niçin erkekler daha süslüdür ?'/><category term='Koyu renk gözlü çiftlerin çocukları'/><category term='sogan dograrken gozlerimiz neden yasarir *'/><category term='paralar neden yuvarlaktır'/><category term='Dünya&apos;daki Toplam Petrol ve Doğalgaz Rezervleri Kaç Yıl Sonra Biticek ?'/><category term='erkeler'/><category term='suyun altında örümcek ağı olurmu?'/><category term='tavşanlar'/><category term='burnumuzu çarptıgımızda neden gözlerimiz yaşarır ?'/><category term='İnsanlar Uykuda Nede Hapşuramaz ?'/><category term='en hızlı balık'/><category term='insanlara zararı bitmiş pillerin'/><category term='Elmas gibi değerli bir taş cam kesmede nasıl kullanılıyor ?'/><category term='maddeler sigarada'/><category term='neredir ?'/><category term='Kağıt nasıl yapılır ? Kâğıt nasıl yapılır ?'/><category term='nazar nasıl ve kime değer'/><category term='Deve kuşları neden kafalarını kuma gömerler ?'/><category term='Top Nasıl Zıplar ?'/><category term='içme suyu nasıl yapılıyor ?'/><category term='Gözlerimiz neden yaşarır ?'/><category term='Kuşlar tek ayakları üzerinde nasıl uyuyabiliyor ?'/><category term='etkiliyormu ?'/><category term='Mum nasıl üretilir'/><category term='gurultu'/><category term='eskimo nasıl evi ısıyor ?'/><category term='ne zaman biticek petrol'/><category term='nilçin siyah olur buz koyunca'/><category term='dünyanın en büyük böceği'/><category term='bitmiş piller ve insanlara zararları ?'/><category term='Örümcekler Suyun Altında Ağ Kurabilirlermi ?'/><category term='guruldama sesi'/><category term='Tavuklar neden uçamazlar ?'/><category term='Himalaya Tipi Tavşanların Üzerine Buz Kesesi Kondugunda Niçin Siyah Olurlar ?'/><category term='örümcek ağı'/><category term='doğalgaz nezaman bitcek ?'/><category term='Neden insanlar öldükten sonra şişerler ?'/><category term='nasıl olur ?'/><category term='Kobay ne için kullanılır ?'/><category term='düz neden yürüyemez ?'/><category term='insanlar neden kaşınır?'/><category term='konuşurlar'/><category term='uydular nasıl çalışıyor ?'/><category term='18.yüzyılda gençlerin modası neydi ?'/><category term='çikolata'/><category term='Dünya&apos;nın Çekirdeğinde Sıcaklık Ne Kadardır ?'/><category term='Telefonlarda sesimiz ne kadar hızla gidiyor ?'/><category term='top nasıl zıplar'/><category term='Logaritma&apos;yı kim buldu ? Logaritmayı bulan kimdir ?'/><category term='Her insanın sesi neden farklıdır ?'/><category term='Tırnaklarımız nasıl uzar ?'/><category term='susuzluğa en fazla dayanabilen hayvan'/><category term='Zürafanın mı daha çok boyun kemiği vardır yoksa farenin mi ?'/><category term='neden yemeklerimizi pişirerek yeriz ?'/><category term='neden patlar?'/><category term='İkizlerinin Parmak İzleri Farklıdır ?'/><category term='Neden tıp bayramı 14 martta kutlanır ?'/><category term='takla atar neden güvercin ?'/><category term='Elma kesildikten sonra neden kararmaya başlıyor ?'/><category term='bilimsel açıklaması'/><category term='çeker bacaklarını koşar ?'/><category term='siyah şemsi'/><category term='mide sesleri'/><category term='Yeraltı suları neden ve nasıl bize berrak geliyor?'/><category term='davranışımızı etkilermi'/><category term='İnsanlar mı üstündür yoksa böcekle mi ?'/><category term='Güvercinler Neden Takla Atıyor ? Nasıl Atıyorlar ?'/><category term='Yeşil ot yiyen ineklerin neden beyaz sütleri oluyor ?'/><category term='Uçaklardan beyaz duman neden çıkar?'/><category term='ağustos böceği'/><category term='renkler hayatımızı nasıl etkiler'/><category term='görme engelli rüya görürmü ?'/><category term='Kobay nedir ?'/><category term='0(Sıfır)doğal sayısı neden çift sayıdır?'/><category term='Neden Bilgisayar Klavyerleri Alfabeye Göre Dizilmemiştir?'/><category term='silgi nasıl siliyor'/><category term='İzafiyet Teorisi&apos;ni kim neden buldu ?'/><category term='madeni paralar neden yuvarlaktır ?'/><category term='burun kıllları çoğalır ?'/><category term='Sinekler tavanda nasıl yürüyebiliyorlar ?'/><category term='balina ömrü ne kadardır ?'/><category term='Kanımız kırmızı iken'/><category term='dünyanın en büyük kuşu'/><category term='Sabun kirleri nasıl gideriyor ? Nasıl götürüyor ?'/><category term='Çayı kim nasıl keşfetmiştir ?'/><category term='ekşidir limon neden ?'/><category term='yüzmek'/><category term='nasıl açık renk gözlü olabiliyor?'/><category term='insan neden esner ?'/><category term='çikolota bağımlılık yapıyormuş ?'/><category term='Arılar niçin bal yapar(lar)?'/><category term='Deniz suyundan içme suyu nasıl elde edilir?'/><category term='Kafasını kuma gömen hayvan hangisidir ?'/><category term='vurgun nasıl yenir ? vurgun yemek nedir ?'/><category term='cinsel bölge kılı'/><category term='şiyah şemsiyeler'/><category term='neden hapşırıyoruz ?'/><category term='Alkolün ne kadarı trafikte zararlıdır ?'/><category term='ne işe yarar ? Barkod neye yarar ?'/><category term='beynimizin rengi nedir?'/><category term='Yazları neden açık renk giysiler giyiyoruz ?'/><category term='Mandadan asker olurmu ?'/><category term='içindeki maddeler nelerdir ve nasıl yapılır?'/><category term='Kafamızı çarptıktan sonra neden yıldızlar görürüz ?'/><category term='doğum gününde neden pasta kesilir ?'/><category term='Dolma kalem ve tükenmez kalem arasında fark nedir ?'/><category term='neden şişerler?'/><category term='Gıdaları niçin donduruyoruz ?'/><category term='buz koyunca'/><category term='çinliler neden çubukla yemek yer ?'/><category term='Renk körlüğü düzeltilebilirmii ?'/><category term='Herkül&apos;e benzeyen padişah kimdir ?'/><category term='insanlar beyninin ne kadarının'/><category term='Vücudumuzda kaç kemik vardır?'/><category term='Televizyon Saglimizi Nasil Etkiliyor ?'/><category term='zenciler neden siyahtır ?'/><category term='Topkapı Sarayı&apos;ndaki yasak neden ve nasıl delindi ?'/><category term='Dünya’daki bütün insanlar dünyanın döndüğü yönde koşarsa; bu olay Dünya’nın dönme hızına etki eder mi?'/><category term='Dünyanın Güneşin etrafında döndüğünü iddaa eden ilk kişi kimdir ?'/><category term='kime değer'/><category term='1 Kilo Safran çiçeği elde etmek kaç tane safran bitkisi gerekmektedir ?'/><category term='Bir kene ortalama kaç metre küp kan içebilir?'/><category term='kullananlar sol elini'/><category term='Matematiği Kim Buldu ?'/><category term='yıldırım çekme'/><category term='Satrançta Şah neden o kadar pasiftir ? Neden koruma altındadır ?'/><category term='Örümcek ağının yapısınde ne vardır ?'/><category term='Telefonların tuşlarında neden çıkıntılar vardır ?'/><category term='Vakum nedir ? Neye yarar ? Nerelerde kullanılır ? Vakum hakkında bilgi'/><category term='Günese yaklaştıkça hava neden soğumaya başlıyor ?'/><category term='deniz yıldız ne ile besleniyor?'/><category term='yaylar kemanı'/><category term='Beyaz ve kahverengi yumurtalar arasındaki fark nedir?'/><category term='kuşlar bacaklarınını neden çeker ?'/><category term='Dünyada en sık görülen hastalık nedir?'/><category term='parmak izleri farklıdır'/><category term='Dört boyuttan daha fazlası varmıdır ?'/><category term='mavi meyve neden yok?'/><category term='Gökyüzünde hortum nasıl oluşuyor ?'/><category term='Elektrik insanı neden çarpar?'/><category term='sabun pislikleri nasıl götürür ?'/><category term='Neden uyuyoruz'/><category term='karasinek ömrü'/><category term='kutu ayıları'/><category term='yoğurt'/><category term='İnsanlar neden çilli olur ?'/><category term='Balık yemek zekayı arttırırmı ?'/><category term='niçin uyuyoruz'/><category term='hortum'/><category term='neden kızarır'/><category term='kullanırlar beyninin ne kadaırnı'/><category term='Mumyalama Nedir ? Nasıl Yapılır ?'/><category term='yıldırımı nasıl çeker ağaçlar'/><category term='kullananlar çok zekimi'/><category term='&quot;Unutma bizi dolması&quot; nedir ? Neden yollanır ?'/><category term='Elmas ile yapılan camii hangisidir ?'/><category term='toprak olduğuna göre nötr neden olur ?'/><category term='derinlik'/><category term='Beyinimizin ne kadarını kullanırız ?'/><category term='göğüs uç kısmı neden kahverengidir?'/><category term='en büyük kuş hangisidir ?'/><category term='uydu'/><category term='kravat'/><category term='ağız kokusu'/><category term='yemekten sonra'/><category term='tek yumurta'/><category term='Şemsiyeler Neden Siyahtır ?'/><category term='Toprak solucanı ikiye bölündüğünde yaşamaya nasıl devam ediyor?'/><category term='Piramit nedir ? Piramitler Nasıl yapılmıştır ?'/><category term='erkekler neden gravat takar?'/><category term='hamburgerin adı nereden gelmektedir?'/><category term='yumurta rengi neden farklıdır ?'/><category term='Gazetler neden enine düzgün yırtılmıyor ?'/><category term='genlerimizin karaktermizin etkisi'/><category term='bağımlılık yapıyormu çikolata ?'/><category term='yemek yedikten sonra neden uykumuz gelir ?'/><category term='susuzluk'/><category term='Patlamış mısır nasıl patlar ?'/><category term='öldüklerinde ters neden döner ?'/><category term='rüya görürlermi hayvanlar?'/><category term='Sivrisinekler neden insanların kanın emer ? Sivrisinek'/><category term='saç teli elektrik akımını'/><category term='Osmanlı ordusunun ilk gemisini kim yaptı ?'/><category term='Neden soğuk birşey yediğimizde başımız ağrır ?'/><category term='Nasıl sarhoş oluyoruz ? Neden sarhoş oluruz ? Sarhoş nasıl olunur ?'/><category term='Atmosfer basıncıyla insan vücudu içindeki basınç arasındaki farklar nelerdir?'/><category term='damarlarımız niçin mavi?'/><category term='Parmaklarımız neden çıtlar ?'/><category term='kuşlar nasıl'/><category term='ışık hızı'/><category term='Doğuştan Görme Özürlüler Rüya Görürmü ?'/><category term='Neden mavi renk meyve veya sebze yok?'/><category term='Hint Okyonusu Derinliği Ne Kadardır ?'/><category term='Deniz'/><category term='İnsanlar niçin tokalaşıyorlar?'/><category term='Ses duvarını aşan ilk icat nedir ? Ses duvarı aşan'/><category term='görme engelli'/><category term='tavşan hareketsiz'/><category term='sebebi nelerdir ?'/><category term='helyum nasıl oluşuyor'/><category term='bermuda üçgeni'/><category term='Banyodaki havlular neden kokar ?'/><category term='nedir ok'/><category term='sarhoşlar neden yürüyemez ?'/><category term='yoruluruz ?'/><category term='doğuran hayvanlardan erkek olanı'/><category term='okyanus hint derinlik'/><category term='OK Nedir ? Neyin Kısatmasıdır ?'/><category term='ötüyor kuşlar neden ?'/><category term='İnsanlar ne zamandan beri ayakkabı giyiyorlar.?'/><category term='sosyal hayat'/><category term='Tırnaklar üzerinde neden beyaz lekeler oluşur?'/><category term='akrep zehirindeki maddeler'/><category term='Halterciler ne koklar ?'/><category term='hortum nasıl oluşur ?'/><category term='uçak gemisi'/><category term='sosyal hayata ne zaman geçildi ?'/><category term='Bira içenler neden sık sık tuvalete giderler ?'/><category term='insanlar ?'/><category term='Uzaya giden ilk hayvan hangisidir ?'/><category term='civelek kime denir ?'/><category term='Ne zamandan beri çatal ve kaşık kullanılıyor?'/><category term='Jet-lag nedir ? Nasıl olur ? Nerede olur ? Jet-lag'/><category term='Kaç tane uçan balon insanı uçurabilir ?'/><category term='Güneş daha ne kadar süre ısı ve ışık verebilir?'/><category term='Paslanmaz çelikler neden paslanmaz ?'/><category term='Neden hayvanlar kış uykusuna yatıyorlar ?'/><category term='Dünyada Kaç Çeşit Hayvan Vardır ?'/><category term='ten rengi turuncu olurmu ?'/><category term='İnsanoğlu Kaç Yıldır Yıldır Dünya Üzerine Yaşıyor ?'/><category term='Aptal Puma sendromu nedir ?'/><category term='düğünlerde neden pasta kesilir'/><category term='Antifiriz'/><category term='yemekten sonra uyku'/><category term='Dünyada İlk Dillerin Farklılaşması Nasıl Olmuştur ?'/><category term='insan ne kadar uyanık kalır ?'/><category term='Soğuk havalarda arabalar neden zor çalışır ?'/><category term='Bir köpeğin yaşı neden 7 insan yaşına eşittir ?'/><category term='Mikrodalga fırınlar yemekleri nasıl pişirir'/><category term='neden kaşınırız'/><category term='İyimserler daha uzun mu yaşarlar ?- iyimser insanlar çokmu yaşarlar ?'/><category term='genellikle siyahtır'/><category term='tuhaf'/><category term='insanlar neden hapşırır?'/><category term='ne kadardır ?'/><category term='ata neden soldan'/><category term='kolanya'/><category term='gravat'/><category term='Kuşlar niçin göç ederler ? Niye geri gerirler ?'/><category term='deniz yıldızı ne yer?'/><category term='Neden İnsanlar Uykusunda Konusur ?'/><category term='Yükseklik korkusu nasıl olur ? Yükseklik korkusu nedir ?'/><category term='kirpik neden uzamaz ?'/><category term='İnsan hangi sesi duyar hangi sesi duymaz?'/><category term='yemek geç pişer'/><category term='Burun Akması Nedeni ?'/><category term='bilgisayar klavyesi'/><category term='neden yoruluruz ?'/><category term='yaşlanmak'/><category term='zıplar'/><category term='yer altı suları nasıl geliyor'/><category term='Sarhoşlar Neden Düz Yürüyemez ?'/><category term='yoğurt uyku getirirmi?'/><category term='dünya ne zamandan beri var'/><category term='psikolojik hastalıkların kökeninde ne var'/><category term='kediler 4 ayak üstüne'/><category term='tıraş'/><category term='yunus balığı'/><category term='şemsiye'/><category term='Neden uyuma ihtiyacı duyuyoruz ?'/><category term='Kuşlar Bacaklarını Neden Yukarı Çeker ?'/><category term='kızarması yüz'/><category term='saç beyazlaşması'/><category term='en iyi çözücü nedir ?'/><category term='Hapşırırken gözümüz açık olursa'/><category term='ses nasıl gider'/><category term='rüyada'/><category term='Dünya&apos;nın En Fazla Yağış Alan Bölgesi Neresidir ?'/><category term='buz kuru nedir ?'/><category term='çekirdek dünya sıcaklığı'/><category term='Telefon şehir kodları neye göre verilmiştir ?'/><category term='görme özürlüler rüya görürmü'/><category term='ağusto böceği neden sürekli öter'/><category term='nazar'/><category term='neden ferahlık verir ?'/><category term='televizyonun insanlara zararları'/><category term='Limon Neden Ekşidir ?'/><category term='camlar neden saydamdır ?'/><category term='Un niçin patlayıcı bir maddedir ?'/><category term='göçmen kuşlar su ihtiyaçlarını nasıl karşıyorlar ?'/><category term='Gelinlikler Neden Beyazdır ?'/><category term='Tırnaklarımız neden uzuyor ?'/><category term='ata'/><category term='teflon'/><category term='ok nedir'/><category term='burnumuz neden akmaya başlar'/><category term='Giysiler yıkandıktan sonra neden su çeker ?'/><category term='gerçekten insanı güçlü yapar mı ?'/><category term='Sabunun dış kısmı her zaman temizmidir ?'/><category term='kene en fazla ne kadar kan içer'/><category term='Silgi nasıl Siler ?'/><category term='Renklerin hayatımızdaki etkileri neler?'/><category term='insan beyni hangi renktir ?'/><category term='ısırınca'/><category term='çay nasıl keşfedilidi'/><category term='Düğünlerde neden pasta kesilir ? Bu adet nereden gelmektedir ?'/><category term='tuhaf bilger'/><category term='neyden yapılır kema'/><category term='tıp bayramı'/><category term='Kısırlaştırılan Hayvan Neden Şişmanlar?'/><category term='Radyonun sesini fazla açarsak pili daha çabuk mu biter ?'/><category term='kaç ırk vardır dünyada?'/><category term='Saçlarımız Neden Beyazlar ?'/><category term='Beyin hücrelerimiz öldüğünde ne olur ?'/><category term='İnsanlar yemeklerini neden pişirerek yerler ?'/><category term='mesleği küfür yemek olan iş neydi?Mesleği küfür ve dayak yemek olan insanlar kimlerdir ?'/><category term='hamburgeri kim bulmuştur ?'/><category term='Yaşanmış en yüksek ve en düşük sıcaklık nerelerde olmuştur ?'/><category term='Atletler niçin sol tarafa koşuyorlar ? Saat yönünün tersine koşuyorlar ?'/><category term='kısır hayvan neden şişmanlar ?'/><category term='Radyasyon nedir ? Zararları nelerdir ? Nerelerde bulunur ?'/><category term='Dünyanın en büyük kuşu hangisidir?'/><category term='Aşçılar neden o garip şapkaları takarlar ?'/><category term='büyük fare boyu ne kadar ?'/><category term='dünyada en deprem olan bölge nersidir ?'/><category term='dalgıçlar neden denize ters atlarlar ?'/><category term='Kafamızın büyüklüğü IQ&apos;müzü etkilermi ?'/><category term='neyin kısaltmasıdır ok'/><category term='yunus balık'/><category term='idrar içmek'/><category term='para neden yuvarlaktır'/><category term='Ateş böcekleri nasıl ışık saçıyor ?'/><category term='erkek bebekler'/><category term='yağmurdan sonra toprak kokması'/><category term='Keman yayı hangi maddeden yapılmaktadır ?'/><category term='Hücre neden çoğalır?'/><category term='yılbaşında neden ağaç süsleriz ?'/><category term='mumyalama nasıl yapılır ?'/><category term='Bulutlar nasıl oluşuyor ? Neden oluşuyor ?'/><category term='Karıncaların bu özelliklerini biliyor muydunuz?'/><category term='Çift sarılı yumurtalardan çift civciv çıkar mı?'/><category term='Muhabbet Kuşları ve Papağanlar Nasıl Konusmayı Öğreniyorlar ?'/><category term='Balıkların neden göz kapakları yoktur?'/><category term='baba cafer nedir?'/><category term='Kış uykusuna yatan hayvanlar ve göçmen kuşlar su ihtiyaçlarını nasıl karşılıyorlar?'/><category term='yirmiş yaş dişi'/><category term='insan sesi'/><category term='Neden yağmur yağıyor ?'/><category term='sigarada'/><category term='değmesi nazar'/><category term='Suların sertlik dereceleri nasıl tespit edilir?'/><category term='mavi renkte meyve veya sebze neden yok ?'/><category term='hidrojen nasıl oluşuyor ?'/><category term='yüz kızarması'/><category term='Bir kediyi aşağı atmak için en uygun kat binanın kaçıncı katıdır?'/><category term='kızarmak'/><category term='ağaç neden çeker yıldırımı'/><category term='venüs terse'/><category term='ağzımız neden kokar'/><category term='Karasineklerin ömrü ne kadardır?'/><category term='üçgeni bermuda'/><category term='yanardağ'/><category term='Yüzümüz Neden Kızarır ?'/><category term='kuşlar neden sabah yumurtlar ?'/><category term='deniz suyundan içme suyu'/><category term='Paraşütle ilk kim atladı ?'/><category term='Yılbaşında ağaç süsleme adeti nereden geliyor ? Neden süsleniyor ?'/><category term='Lale ne zaman bulunmuştur ?'/><category term='Ata Neden Sol Taraftan Binilir ?'/><category term='nasıl güleriz ?'/><category term='Nazar Değmesi Nedir'/><category term='Kivi meyvesi hangi ağaçta yetişir?'/><category term='tıp bayramı ve 14 mart'/><category term='sarhoşlar neden'/><category term='nasıl oluyor'/><category term='klavye f nasıl çıkmıştır'/><category term='Ağrı nedir ? Neden olur ? Ağrı nerelerde olur ? Nasıl bulunur ?'/><category term='karakterimiz etkisi'/><category term='Çinli&apos;ler yiyeceklerini neden çubuklarla yiyiyor ?'/><category term='varmıdır görünmezlik'/><category term='voodoo büyüsünün'/><category term='rüya görürmü hayvanlar'/><category term='insanlar kaç yıldır dünyada yaşıyor ?'/><category term='İskeletimiz neden beyaz renktir?'/><category term='Antenin Yıldırımı Çekme Olasılığı Varmıdır ?'/><category term='uyandırmak kış uykusu'/><category term='Dünyadaki İlk Uçak Gemisinin Adı Nedir ve Kim Yapmıştır ?'/><category term='sabah ağzımız neden kokar ?'/><category term='domates nedir ?'/><category term='Bazı Çiçekler Neden Güzel Kokar ?'/><category term='nasıl çalışır kalp'/><category term='İnsan sadece havuç yerse'/><category term='tavuk yumurta rengi'/><category term='ses akımı nedir'/><category term='zıplar top nasıl?'/><category term='su en iyi çözücümüdür ?'/><category term='kimdir matematik'/><category term='Deniz seviyesinden yüksek yerlerde niçin yemekler daha geç pişer?'/><category term='Uçakları niçin karakutudan yapmıyorlar ? Ne farkı var ?'/><category term='beyin bilgi molekül'/><category term='kutup ayıları penguen neden yemez ?'/><category term='yiyeceği nasıl hızlı pişiriyor ?'/><category term='neler bulunur ?'/><category term='En Uzun Süre Susuzluğa Dayanabilen Hayvan Hangisidir ?'/><category term='kısırlaştırılan hayvan niçin şişmanlar ?'/><category term='yumurta tek ikizleri'/><category term='Uçaklarda yıldırımdan korunma nasıl yapılıyor?'/><category term='Eskimolar buzdan evlerini nasıl ısıtıyorlar?'/><category term='erkek doğuran hayvan'/><category term='Tavuk Yumurtalarının Rengi Neden Farklıdır ?'/><category term='gözümüz çıkarmı ?'/><category term='İnsanların bazıları neden sol ellerini kullanırlar ?'/><category term='Denizanaları insanın vücuduna değince nasıl oluyor da yakıyor?'/><category term='Hayvanlar Arasında Sadece Erkeği Doğuran Hayvan Türü Hangisidir ?'/><category term='İnsanlar sosyal hayata ne zaman geçtiler?'/><category term='Anneler günü nasıl ortaya çıkmıştır ? Kim çıkarmıştır ?'/><category term='ilk uçak gemisi'/><category term='neden konuşur rüyada insan'/><category term='içme suyu nasıl yapılır ?'/><category term='Uçan balonlar en fazla ne kadar yükseğe çıkabilir ?'/><category term='Kış uykusuna yatan hayvan uyandırılabilir mi?'/><category term='çift sarılı yumurtadan'/><category term='Doktorlar dizimize neden çekiçle vururlar? Sebebi nedir ?'/><category term='kaşınırızı sivsirinek ısırınca'/><category term='Silah susturucusu ne işe yarar'/><category term='1 nisan şakası nereden gelmektedir ?'/><category term='Lalelerin kökeni nereye dayanmaktadır ?'/><category term='Genlerimizin Karakterimiz Etkisindeki Önemi ?'/><category term='Boğalar neden kırmızı rengi sevmezler ?'/><category term='Yemekten 20 dakika sonra yapmamız gereken şey nedir ?'/><category term='tuvalet ihtiyacı'/><category term='tiyatro'/><category term='sabun nasıl temizliyor'/><category term='idrar içerek yaşanırmı'/><category term='Dünyadaki en büyük fare'/><category term='psikolojik hastalıklar'/><category term='kaşıma kaşıntıyı nasıl gideriyor'/><category term='nasıl hesaplanır?'/><category term='nasıl yapılır kolonya ?'/><category term='takar'/><category term='beynimizin yüzde kaçını kullanırız'/><category term='mideden gelen sesler'/><category term='oksijen neden sabittir ?'/><category term='Kokan Toprakmıdır ?'/><category term='neden renkli olmaz'/><category term='neden ekşidir ?'/><category term='soldan ata neden binilir ?'/><category term='çokmu zeki ?'/><category term='Bir prizde toprak olduğuna göre nötr niye olur?'/><category term='beyazdır neden kemikler ?'/><category term='Şampanyanın köpürmesinin nedeni nedir ?'/><category term='Neden kar yağıyor ?'/><category term='Kanarya Adaları&apos;nın ismi hangi hayvandan gelir?'/><category term='renkler.renklerden nasıl etkileniriz'/><category term='Deniz kaplumbağaları yavruları neden ışığa yönelir?'/><category term='enerjilerini nasıl elde ediyor uydular ?'/><category term='gelinlik beyaz'/><category term='Suyun hacmi donunda niçin küçülmüyor ?'/><category term='Kafeinin ne kadarı zararlıdır ?'/><category term='bulan matematik'/><category term='nazar nasıl değer?'/><category term='ışık hızı nasıl oluyor ?'/><category term='kaç çeşit hayvan'/><category term='Kuşlar nasıl konuşabiliyor ?'/><category term='Dünyanın yuvarlak olduğunu kim nasıl keşfetti ?'/><category term='iyidir neden?'/><category term='neden oluyor ?'/><category term='televizyonun zararları'/><category term='Yıldırım nasıl düşüyor ? Yıldırım neden düşer ?'/><category term='Siyah tenli insanların niçin renkli gözü olmaz?'/><category term='ilginç yazılar'/><category term='nereden geliyor tiyatro'/><category term='Kutup ayıları kutuplarda neden penguen yemezler?'/><category term='bitcek nezaman doğalgaz petrol'/><category term='Yarasalar neden kan emerler ?'/><category term='mubabbet'/><category term='sesler mide'/><category term='Romen rakamlarını hesaplamalarda neden kullanamıyoruz ?'/><category term='kullanırlar'/><category term='tikler nedir'/><category term='kaç çeşit hayvan vardır ?'/><category term='Ay&apos;ın nasıl oluştuğu niçin hala bilinemiyor?'/><category term='Bütün gezegenler Güneş&apos;in etrafında aynı yönde dönerken Venüs neden ters yönde dönüyor?'/><category term='SivriSinek Isırınca Neden Kaşınırız ?'/><category term='Neden insanların kanları birbirinden farklıdır ?'/><category term='Asansör düşerken zıplanılsa ne olur ?'/><category term='neye yarar ?'/><category term='akar burun'/><category term='görülmezlik varmıdır'/><category term='hangisidir en büyük böcek ?'/><category term='Neden esneriz ? Esnemek'/><category term='Köpekler besinlerini neden gömerler?'/><category term='olurlar'/><category term='neden 14 martta kutlanır ?'/><category term='saçlar neden beyazlar'/><category term='1 nisan şakasını kim bulmştur ?'/><category term='göz kırpma..vb) psikolojik boyutu nedir?'/><category term='Tuvalet İhtiyaçlarını Nasıl Gideriyorlardı ?'/><category term='elma kesilince neden kararıyor ?'/><category term='Gıdıklanmak'/><category term='beynimizin % kaçını kullanırız ?'/><category term='dünyanın en çok söylenen şarkısı nedir ?'/><category term='İntihar oranının en yüksek olduğu ülke hangisidir?'/><category term='ters döner neden ?'/><category term='Zencilerin Ten Rengi Neden Siyahtır ?'/><category term='Görünmezlik Nedir ? Görünmezlik Varmıdır ?'/><category term='domates meyvemidir yoksa sebzemi ?'/><category term='halterci ne kokluyor ?'/><category term='farklıdır tek yumurta'/><category term='erkek bebek ve mavi'/><category term='tıraş erkek'/><category term='yüksek yerlerde yemek neden geç pişer'/><category term='Neden timsah gözyaşı denmiş?'/><category term='siliyor silgi nasıl ?'/><category term='hamburgerin adı nerden gelmektedir'/><category term='Atlara neden gözlük takıyorlar ?'/><category term='balinaların ömrü ne kadardır ?'/><category term='neden balıkların göz kapakları yoktur'/><category term='acı yediğimizde'/><category term='nsan nasıl gıdıklanır ?'/><category term='elektrik nasıl çarpar'/><category term='neden berrak ?'/><category term='altın tel kullansak ne olur?'/><category term='timsah göz yaşları'/><category term='19.Yüzyılda belediye reisi kumar oynayanları ne yapıyordu ?'/><category term='Arabaların arka camları neden tam açılmıyor. ?'/><category term='niçin hapşırıyoruz ?'/><category term='Sabahları uyanınca neden ağzımız kokar?'/><category term='kısaltmasıdır'/><category term='45 Gün süren deprem ne zaman olmuştur ? 14 Eylül 1509 depremi'/><category term='yumurta rengi farklıdır ?'/><category term='dünyaya en yakın yıldız hangisidir ?'/><category term='deniz yıldızı beslenme'/><category term='kızıl ötesi ışın nedir ?'/><category term='matematik bulan kim'/><category term='sıcaklık ne kadardır ?'/><category term='Hangi yükseklikte ne tür çam ağacı yetişir?'/><category term='ne zaman geçildi ?'/><category term='insanlar öldükten sonra'/><category term='uçaklarda yıldırımdan korunma nasıl yapılır ?'/><category term='Tiklerin (burun çekme'/><category term='Anti madde nedir?'/><category term='Teflon nedir ve nasıl bulundu ?'/><category term='Yoğurt Yemek Uykuyu Getirirmi ?'/><category term='yemek yoğurt uyku'/><category term='Etrafımızda neden ölü güvercin göremiyoruz ?'/><category term='niçin tavla oynayamıyor ?'/><category term='Erkek Bebeklerin Giysileri Neden Genellikle Mavidir ?'/><category term='şıklar'/><category term='Deniz Havası Niçin İnsanlar İçin İyidir ?'/><category term='Reiki nedir?'/><category term='havası deniz'/><category term='akrep zehiri'/><category term='çay nasıl bulundu ?'/><category term='izafiyet teorisi'/><category term='İnsanlar nede böcek yemiyor ?'/><category term='Düdüklü tencere'/><category term='bebekler için zararlımıdır ?'/><category term='neden kokar?'/><category term='Gökkuşağı niçin yuvarlaktır?'/><category term='havası'/><category term='Lavabodan su niçin sağa dönerek boşalıyor ?'/><category term='Kediler stü ve balığı niçin sever ?'/><category term='Ay&apos;sız Dünya nasıl olurdu?'/><category term='görünmezlik nedir ?'/><category term='Göğüslerin Uç kısmı neden kahverengidir ?'/><category term='akrebin zehirinde ne buulnur ?'/><category term='Kadın ve erkeklerin el yazıları farklımıdır ?'/><category term='Dünyadaki en büyük böcek hangisidir?'/><category term='karakter etkisi'/><category term='tuhaf bilgiler'/><category term='matematik'/><category term='Türkiye&apos;de ilk heykel nereye dikildi ?'/><category term='İnsanların kaçı sol elini'/><category term='hapşıramaz uykuda neden ?'/><category term='Atom numarası nedir'/><category term='dünyanın ilk dili hangisidir'/><category term='Kızıl Ötesi Nedir?'/><category term='Acı Birşey Yediğimizde Niçin Burnumuz Akar ?'/><category term='Dünyanın en küçük köpeği hangisidir ?'/><category term='Dünyada en fazla bulunan kuş türü hangisidir ?'/><category term='Dünyadan Fırlatılan Uydular Kullandıkları Enerjilerini Nasıl Elde Ediyorlar ?'/><category term='Aynı anne ve babanın çocukları niçin farklı oluyor ?.'/><category term='mavi sebze neden yok'/><category term='Yağmur damlasının şekili nasıldır ? Yağmur damlası resimi'/><category term='beyaz'/><category term='Yalan makinesi nedir'/><category term='Dünyada en az deprem olan bölge neresidir?'/><category term='Okyanustaki en gürültücü şey nedir?'/><category term='cinsel kıllanmaz'/><category term='kolanya nasıl yapılır ?'/><category term='Dünyanın en uzun hayvanı hangisidir'/><category term='kalp pili'/><category term='neden olurlar?'/><category term='en fazla nerede'/><category term='Kertenkeleler neden kuyruklarını bırakırlar?'/><category term='Floresan lambalar neden daha ekonomiktir ?'/><category term='Arılar nasıl iletişim kurar ?'/><category term='kim bulmuştur günlerin isimlerini'/><category term='Yarasalar niçin kan emiyor ?'/><category term='Bardakdaki buzlar neden birbirine yapışırlar ?'/><category term='sigarada bulunan maddeler'/><category term='gün isimleri nereden gelir ?'/><category term='Cüssesine kıyasla en büyük beyine sahip olan hayvan hangisidir?'/><category term='kaçı sağ elini kullanır ?'/><category term='kuş nasıl öter'/><category term='İmdat cağrısı olan S.O.S&apos;in anlamı nedir?Nerelerde kullanılır ?'/><category term='dünyada ırk kaç tane vardır ?'/><category term='Pusulalar gercekten kuzeyimi gösteriyorr?'/><category term='Kızıl Ötesi Dürbünler Akşamları Nasıl Görür ?'/><category term='eskiden insanlar nasıl tuvalet yaparlar'/><category term='asit yağmurları'/><category term='cam neden saydamdır ?'/><category term='Fillerin kulakları neden çok büyüktür ?'/><category term='vurgun yemek'/><category term='Sigara Dumanında Bulunan Zehirli Maddeler Nelerdir ?'/><category term='gözümüz fırlarmı ?'/><category term='Şampanya neden köpürür ?'/><category term='çiçek'/><category term='Bir günün uzunluğu ne kadardır?'/><category term='Atlas omuzların neyi taşımaktadır ?'/><category term='neden beyazlaşıyor'/><category term='kirpiklerimiz neden uzamıyor ?'/><category term='yunus balığı ne içer'/><category term='iskelet rengi neden beyazdır ?'/><category term='Dünyada kaç çeşit böcek vardır?'/><category term='anti madde nedir'/><category term='Feng-Shui nedir?'/><category term='cinsel bölgede kıllanma neden oluşur ?'/><category term='Günlerin isimlerini kim bulmuştur ?'/><category term='buz ev nasıl ısıtılıyor'/><category term='ilk dil dünyadaki'/><category term='ne kadar ömrü karasinek'/><category term='Banyodan sonra neden ayaklarımız-ellerimiz buruşur ?'/><category term='rüya görürmü ?'/><category term='Arıların bal petekleri neden altıgendir ? Nasıl böyle olur ?'/><category term='Neden kuşlar sabah yumurtlar ?'/><category term='siyah olurlar'/><category term='para yuvarlak'/><category term='Horozlar neden sabahları erkenden öter ?'/><category term='sivrisinek ısırınca neden'/><category term='Beyinde bilgi moleküler düzeyde nerede toplanmaktadır?'/><category term='kaşınma'/><category term='niçin tuvalete giderler ?'/><category term='develerin hörgüçlerinde ne vardır ?'/><category term='en büyük böcek'/><category term='Ağaçlar neden yıldırımı çeker?'/><category term='Dünyada kaç ırk vardır ?'/><category term='Sirklerde kılıcı nasıl yutuyorlar ?'/><category term='dünyada'/><category term='neden olur?'/><category term='neden yemekleri pişiririz?'/><category term='yumurta tek parmak izi'/><category term='Bamya&apos;daki Sümüksü Mukus Salgısı Ne İşe Yarar ?'/><category term='en fazla yağış alan yeri'/><category term='kızıl ötesi nedir ?'/><category term='kirpiklerimiz veya kaşlarımız sürekli uzamıyor?'/><category term='olasılığı'/><category term='klavye neden alfabetik dizilmemiştir ?'/><category term='Güneşin sıcaklığı kaç derecedir?'/><category term='Kutuplarda yaşayan hayvanların renkleri neden genelde beyazdır?'/><category term='Uyku nedir ? Nasıl uyuruz ? Neden uyuruz ?'/><category term='burun akması'/><category term='en büyük fare boyu ?'/><category term='İnsanlar saatlerini neden sol koluna takarlar ?'/><category term='Çikolata Bağımlılık Yapıyormu ?'/><category term='Hidrojen ve Helyumun doğada nasıl oluşuyorlar ya da nasıl var olabiliryorlar?'/><category term='kokar neden çiçek?'/><category term='uzun süre hareketsiz kaldığımzda'/><category term='ekşi limon'/><category term='madde anti nedir ?'/><category term='genellikle'/><category term='civelek nedir ?'/><category term='himalaya tipi'/><category term='Arı sütü nedir'/><category term='yer altı sular'/><category term='insanlara neden iyidir ?'/><category term='Arılar neden vızıldar ?'/><category term='İnsan neden yaşlanır ? Yaşlanmak nasıl olur ?'/><category term='Nane Niçin Ferahık Hissi Verir İnsana ?'/><category term='Damarlarımızın uzunluğu kaç km.&apos;dir?'/><category term='kırmızı biber neden acıdır ?'/><category term='Burnumuz Niçin Akar ?'/><category term='kaç tane hayvan vardır ?'/><category term='kuşlar nasıl ötüyor ?'/><category term='güneş merkez sıcaklığı'/><category term='Kaktüslerin neden dikenleri vardır?'/><category term='Deniz yıldızı nasıl beslenir ve ne yer?'/><category term='merkez sıcaklığı kaçtır ?'/><category term='sivrisinek'/><category term='çarpar elektrik insanı nasıl ?'/><category term='nasıl yapılır ?'/><category term='beyazlaşıyor'/><category term='VooDoo Büyüsünün Bilimsel Açıklaması'/><category term='Hapşırırken gözümüzü kapatmazsak'/><category term='balık göz kapağı'/><category term='Goriller nerelerde uyumaktadır ? Goril'/><category term='Sigaranın zararları ve içindekiler'/><category term='Kaşıkçı Elması kim tarafından ve nasıl bulundu ?'/><category term='Hintliler yılanı nasıl oynatıyor ? Yılan nasıl oynatılır ?'/><category term='uzaya çıkan ilk canlı'/><category term='Matematikte niçin (-2) ile (-2)&apos;nin çarpım sonucu (+4)&apos;dür?'/><category term='patlamış mısır niçin patlar?'/><category term='Ispanak&apos;taki demir'/><category term='Psikolojik Hastalıkların Kökönünde Ne Var ?'/><category term='Balinaların ömrü kaç yıldır?'/><category term='insan nasıl yaşlanıyor ?'/><category term='şişerler öldükten sonra neden ?'/><category term='Kalp Pili Nedir Nasıl Çalışır ?'/><category term='Arabalarda hava yastıkları nasıl çalışıyor ?'/><category term='Saçlarımız neden beyazlaşıyor?'/><category term='akrebin zehiri'/><category term='Solucanların deri solunumunda derinin nemli olmasının nedeni nedir?'/><category term='dolunay'/><category term='takarlar'/><category term='Dünya&apos;nın içine girildikçe yerçekimi ivmesi neden azalır?'/><category term='sol elini'/><category term='Atlar nasıl ayakta uyuyabiliyor ?'/><category term='voodoo büyüsü nedir'/><category term='beyin rengi ?'/><category term='yıldız denizi nasıl beslenir'/><category term='Yumurtaların niçin bir tarafı sivri'/><category term='karasinek ömrü ne kadardır ?'/><category term='nasıl siler silgi yazıyı?'/><category term='uykuda neden hapşırılmaz ?'/><category term='Elektrik tellerine konan kuşları niçin elektrik çarpmıyor ?'/><category term='Uçaklardan neden beyaz duman çıkar ?'/><category term='davranışımızı etkilermi dolunay ?'/><category term='Sol Elini Kullananlar Çokmu Zeki ?'/><category term='gün isimleri'/><category term='iletirmi elektrik akımını saç teli ?'/><category term='susuzluğa dayanabilen hayvan en çok'/><category term='bir tarafı yuvarlaktır ?'/><category term='beyaz gelinlik'/><category term='arı neden bal yapar ? nasıl yaparlar'/><category term='Yunus balıkları hakkında bilmedikleriniz'/><category term='papağan nasıl konuşur'/><category term='matematiği kim bulmuş'/><category term='Filmlerde araba tekerlikleri niçin ters döner?'/><category term='f klavye nasıl çıkmıştır ?'/><category term='Hayvanlarda ritim duygusu varmıdır ?'/><category term='domates neden meyvedir ?'/><category term='Boks ringleri neden 4 köşedir ? Ring nedir ? Ring neye denir ?'/><category term='nasıl çalışır ?'/><category term='örümcek suyun altında ağ yapabilirmi ?'/><category term='Türkiye&apos;de ilk demiryolu ne zaman ve nerede yapıldı ?'/><category term='anten'/><category term='Uyurken beynimizde ne(ler) oluyor ?'/><title type='text'>İlginç Yazılar - Tuhaf Bilgiler</title><subtitle type='html'>Hayatınızda merak ettiğiniz fakat çoğu zaman yanıt bulamadığınız sorular bu sitede yanıt buluyor</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>440</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-2665535781364585907</id><published>2011-01-09T20:41:00.000+02:00</published><updated>2011-10-20T14:10:53.882+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kaşınma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kaşıma kaşıntıyı nasıl gideriyor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kaşımak insanı niye rahatlatır?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insanlar neden kaşınır?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='neden kaşınırız'/><title type='text'>Kaşıma, kaşıntıyı nasıl gideriyor?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/279748.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="166" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/279748.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bilim insanları kaşıma eyleminin omurilikteki kaşınma hissini ileten  sinirlerin etkinliğini durdurarak kaşınma hissini azalttığını ortaya  çıkardı. Ancak bu etki sadece kaşıntı durumuyla sınırlı, başka  zamanlardaki kaşıma eylemi aynı etkiyi yaratmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaşımanın  kaşıntıyı azalttığı yaygın olarak bilinmekle birlikte bunun altında  yatan fizyolojik mekanizmalara ilişkin çok az şey biliniyor. Daha önce  yapılan araştırmalar omuriliğin belirli bir bölgesinin (spinotalamik  yol) bu olayda önemli bir rol oynadığına, deriye kaşındırıcı maddeler  uygulandığında bu bölgedeki sinirlerin etkinleştiğine dair bulgular  ortaya koymuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: red;"&gt;&lt;a href="http://draft.blogger.com/goog_1746691219"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: red;"&gt;&lt;a href="http://draft.blogger.com/goog_1746691219"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: red;"&gt;&lt;a href="http://draft.blogger.com/goog_1746691219"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;a href="http://bilgi-n.com/ilginc-bilgiler/257/kasimak-kasinmayi-nasil-goturuyor/"&gt;&lt;b style="color: red;"&gt;YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN.&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;/blockquote&gt;Primatlar üzerinde yapılan son araştırma, deriyi  kaşımanın kaşıntı sırasında spinotalamik yoldaki sinir hücrelerinin  etkinliğini durdurduğunu ve böylece sinyallerin kaşınan bölgeden beyne  ulaşmasını engellediğini gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmacı Dr. Glenn Giesler  bu çalışmanın ilk defa kronik kaşıntıyı azaltmaya yönelik çözümler  bulunmasına katkıda bulunacağını umduğunu, ancak bu olayın altında yatan  kimyasal mekanizmalarla ilgili daha fazla bilgi gerektiğini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuzey  Carolina’daki Wake Forest Üniversitesi’nden kaşıntı üzerine uzman olan  Profesör Gil Yosipovitch, çalışmayı potansiyel olarak dikkate değer  buluyor; çalışma henüz çok temel seviyede olsa da ileride kronik  kaşıntıyı önlemek için deriye zarar vermeden mekanik uyarı ya da ilaçlar  yardımıyla kaşıma hissi uyandırabilecek metotlar geliştirilebileceğini  söylüyor. Yosipovitch’e göre yanıt bekleyen en önemli soru, kaşıma  eyleminin kaşıntıyı artırdığı kronik kaşıntı durumlarında neler olduğu.  University College London’daki Bilişsel Nöroloji Enstitüsü’nden Dr. Paul  Bays de bu  çalışmanın kaşıntı hissinin nasıl azaldığına ilişkin önemli  bir fizyolojik açıklama  sağladığı görüşünde. Ancak kaşımanın neden bu  etkiyi göstermesi gerektiğinin, ayrıca bu etkinin neden sadece kaşıntı  hissi için geçerli olup da beyne aynı yoldan iletilen acı hisleri için  geçerli olmadığının hâlâ anlaşılamadığını belirtiyor.   &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-2665535781364585907?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/2665535781364585907/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2011/01/kasma-kasnty-nasl-gideriyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/2665535781364585907'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/2665535781364585907'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2011/01/kasma-kasnty-nasl-gideriyor.html' title='Kaşıma, kaşıntıyı nasıl gideriyor?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-6760210328932637914</id><published>2010-11-06T21:05:00.001+02:00</published><updated>2010-11-06T21:06:24.108+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='deniz yıldız ne ile besleniyor?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='deniz yıldızı beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yıldız denizi nasıl beslenir'/><title type='text'>Deniz yıldızları nasıl beslenir?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/SzaC58-YlKI/AAAAAAAAADs/xJRopeD04Og/s200/ka%2520en%2520buyuk%2520deniz%2520y%25C4%25B1ld%25C4%25B1z%25C4%25B1.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/SzaC58-YlKI/AAAAAAAAADs/xJRopeD04Og/s200/ka%2520en%2520buyuk%2520deniz%2520y%25C4%25B1ld%25C4%25B1z%25C4%25B1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Yakalayabildikleri her türlü deniz canlısıyla beslenirler. Büyük bir  kısmı etçil olarak beslenir. Salyangoz, kabuklu, poliket, diğer  derisidikenliler, dibe çökmüş ölü hayvanlar gibi hemen her şeyi yerler.  Bunun yanında, Porania ve Henricia türleri dip çamurunu süzerek ve  planktonlarla beslenir. Bunlarda&lt;a href="http://www.ilginc-yazi.blogspot.com/"&gt; besin vücut yüzeyine temas e&lt;/a&gt;ttiğinde  yapışkan özellikteki mukusa yapışır. Buradan siller yardımıyla ağza  getirilir. Sünger ve hidroyit polipler üzerinde yaşayanlar da vardır  Büyük besinlerle beslenenler, avları yutulamayacak kadar büyükse, av  vücut dışında sindirilir. Bunun için mide vücut kaslarının kasılmasıyla  iç kısmı dışarı dönerek ağızdan dışarı çıkıp avı sarar ve sindirir.  Sindirim bittikten sonra çekici kasların kasılmasıyla tekrar vücut içine  alınır...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-6760210328932637914?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/6760210328932637914/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/11/deniz-yldzlar-nasl-beslenir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/6760210328932637914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/6760210328932637914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/11/deniz-yldzlar-nasl-beslenir.html' title='Deniz yıldızları nasıl beslenir?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/SzaC58-YlKI/AAAAAAAAADs/xJRopeD04Og/s72-c/ka%2520en%2520buyuk%2520deniz%2520y%25C4%25B1ld%25C4%25B1z%25C4%25B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-3355409844718177395</id><published>2010-07-12T20:41:00.001+03:00</published><updated>2010-07-12T20:41:47.133+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Keman yayıı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='neyden yapılır kema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaylar kemanı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kemanın yayları ne ile yapılır?'/><title type='text'>Kemanın yayları ne ile yapılır?</title><content type='html'>&lt;span class="post-comment-link"&gt; &lt;/span&gt;  &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S6Kz62GZzCI/AAAAAAAASbg/qK5lTelCT70/s1600-h/Keman+yaylar%C4%B1+neyden+yap%C4%B1l%C4%B1r.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5450116322607877154" src="http://1.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S6Kz62GZzCI/AAAAAAAASbg/qK5lTelCT70/s200/Keman+yaylar%C4%B1+neyden+yap%C4%B1l%C4%B1r.jpg" style="cursor: pointer; float: left; height: 200px; margin: 0pt 10px 10px 0pt; width: 97px;" /&gt;&lt;/a&gt;Keman yayları kedi bağırsağından yapılmaz, hiçbir zaman da yapılmamıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu efsane Ortaçağ İtalyan keman ustalarının, enstrümanları için iyi tellerin koyun bağırsağından elde edildiğini keşfetmeleriyle başladı. Kedi öldürmek çok korkunç bir uğursuzluk getirdiğinden, icatlarını korumak için herkese telleri kedi bağırsağından yaptıklarını söylediler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Koyun bağırsağından yapılışının efsanesi&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efsaneye göre, Abruzzi dağının Pescara yakınındaki köyü Salle'de, Erasmo adında bir eyerci bir gün kuruyan koyun bağırsağının arasından esen rüzgarın sesini duymuş ve bunun Rönesans kemanı olarak bilinen eski bir keman türü için iyi bir tel olabileceğini düşünmüş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salle 600 yıl boyunca keman yayı üretiminin merkezi haline geldi ve Erasmo yay yapanların koruyucu azizi olarak kutsandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1905 ve 1933'teki kötü depremler Salle içindeki endüstriyi sona erdirdiyse de dünyadaki lider yay üretici firmalarından ikisi -D'Addario ve Mari- hâlâ Salle'li ailelerce işletiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1750'ye kadar tüm kemanlarda koyun bağırsağından yapılmış yaylar kullanıldı. Bağırsağın hayvandan henüz ılıkken çıkarılması ve yağ ve pislikten arındırılıp soğuk suya batırılması gerekir. En iyi kısımları şeritler halinde kesilir ve istenen kalınlıkta bir yay elde edilene kadar kıvırıp çekiştirilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Günümüzde de koyun bağırsağı kullanılıyor mu? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar keman meraklılarının çoğu bağırsaktan yapılan telin en yumuşak sesi verdiğini düşünüyorsa da, günümüzde yay yapımında bağırsak, naylon ve çelik karışımı kullanılmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çamur at izi kalsın &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Richard Wagner nefret ettiği Brahms'ın itibarını sarsmak için berbat bir dedikodu yaydı. Brahms'ın Çek besteci Antonin Dvorak'tan "Bohemlere özgü serçe katleden bir yayı" hediye olarak kabul ettiğini iddia etti. Sözde, Brahms bu yayla Viyana tarzı evinin penceresinden gelip geçen kedilere rastgele atışlar yapıyormuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wagner şöyle devam etti: "Zavallı hayvanları vurduktan sonra aynı alabalık avlayan bir balıkçı edasıyla ipini sararak odasına çekiyormuş. Sonra da kurbanlarının son nefeslerini verirken inlemelerini şevkle dinleyerek ante mortem (ölüm öncesi) gözlemlerini defterine not ediyormuş." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wagner, Brahms'ı hiç ziyaret etmedi ya da evini hiç görmedi; böylesi bir "serçe yayı"nın bırakın Dvorak tarafından hediye edilmesini, varolduğuna dair herhangi bir kayıt bile yok gibi görünüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kediler diğer tüm türler gibi sessizlik içinde ölmeye eğilimlidir. Buna rağmen, bu kedi öldürme söylentileri Brahms'ın üzerine yapışmış ve bu iddia gerçekmiş gibi birçok biyografide tekrar edilmiştir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-3355409844718177395?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/3355409844718177395/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/07/kemann-yaylar-ne-ile-yaplr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3355409844718177395'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3355409844718177395'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/07/kemann-yaylar-ne-ile-yaplr.html' title='Kemanın yayları ne ile yapılır?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S6Kz62GZzCI/AAAAAAAASbg/qK5lTelCT70/s72-c/Keman+yaylar%C4%B1+neyden+yap%C4%B1l%C4%B1r.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-4449825087696723696</id><published>2010-05-30T20:18:00.002+03:00</published><updated>2010-05-30T20:18:54.651+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çilli neden oluruz ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İnsanlar neden çilli olur ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>İnsanlar neden çilli olur ?</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_IhZ2RWW4EOI/SZRrBy2xwsI/AAAAAAAAAVg/aXcvZzVS9k4/s1600-h/cilli.jpg"&gt;&lt;span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif; font-size: medium;"&gt;&lt;img border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5301980339897483970" src="http://3.bp.blogspot.com/_IhZ2RWW4EOI/SZRrBy2xwsI/AAAAAAAAAVg/aXcvZzVS9k4/s200/cilli.jpg" style="float: left; height: 200px; margin: 0px 10px 10px 0px; width: 160px;" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif; font-size: medium;"&gt;Bazı kimselerin niçin çilli olduğunu gereği gibi açıklayabilmek için, önce cilde renk veren şeyin esasını öğrenmeliyiz. İnsan cildinin (derisinin) belirli bir rengi almasındaki en önemli unsur, değişik ırklardan kişilerde melanin miktarındaki farklılıktır. Başka türlü söylemek gerekirse ,melanin miktarının farklılığı insanlarda derinin başka başka renklerde olması bakımından en önemli rolü oynar. &lt;br /&gt;Hayatın ilkel, alt tabakadan örneklerinde ,kertenkelelerin ve belirli bazı balıkların renk değiştirebilmeleri melanin sayesinde olur. Buna karşılık, melanin insanlarda sadece tenin rengini belirlemekle kalmaz. Uzun süre güneş altında kalmanın çok zararlı etkilerine karşı da koruyucu görevi ve işlevi (fonksiyonu) vardır. &lt;br /&gt;Melanin, epiderminin en alt tabakası boyunca yayılmış özel hücreler tarafından üretilir. Bildiğimiz gibi.epidermi derimizin ince dış kesimidir. Melanin üreten özel hücreler "melanosif" ler diye adlandırılır. Bütün bu açıklamalardan sonra, şimdi "çil" in ne olduğu sorusuna gelmiş bulunuyoruz. &lt;br /&gt;Çil,sözkonusu hücrelerin,yani melanositlerin belirli kesim ve noktalarda yoğun bir şekilde guruplaşmış bulunmasının sonucudur. Zaten çillerin sarımsı kahverengi olması da bu nedenledir. Melanin pigmentleri (renk verici maude) sarımsı kahverengidir. Burada karşımıza başka bir soru çıkıyor. Neden bazı insanlar çillidir de, çoğunluk çilli değildir? Bunun cevabını soyaçekim'de aramak gerekir.Bizim çilli ya da çilsiz olmamız,anne ve babalarımızın durumlarıyla, görünüşleriyle belirlenen bir şeydir. &lt;br /&gt;İnsanlardaki çillerin rengi (aslında onların yapısındaki melanin rengi), altın renginden koyu kahverengine kadar değişiklikler gösterebilir. Bu durum, sözkonusu kimsenin cildinin güneşe ve ısıya maruz kalmasının derecesiyle ilgilidir. Güneş ışınları çillerin rengini, koyulaştırmaktan başka, yeni melanin oluşumuna da zemin hazırlar. &lt;br /&gt;Bir başka deyişle, güneş ışığı yeni ve bol melanin yaratır. Melanin miktarı yoğunlaştıkça cildin renginin koyulaşacağıda tabii bir şeydir, İşte bu nedenle, tropik bölgelerde devamlı ve şiddetli güneş ışınlarına maruz kalanların tenlerinin rengi koyudur. Beyaz tenli kimseler yaz aylarında "güneş altında yanmakla",gerçekte melanin'in çoğalması sonucu esmerleşmektedirler. Aynı şekilde,kapalı yerlerde uygulanan ultra-violet ışınları da tenin güneş altında kalmışcasına yanıp esmerleşmesini sağlayacaktır. &lt;br /&gt;Özetlemek gerekirse,farklı miktarlarda olmak suretiyle insanın cildinin rengini belirleyen melanin aynı zamanda bazı insanlardaki "çil" lerin de nedeni ve kaynağıdır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-4449825087696723696?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/4449825087696723696/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/05/insanlar-neden-cilli-olur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4449825087696723696'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4449825087696723696'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/05/insanlar-neden-cilli-olur.html' title='İnsanlar neden çilli olur ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_IhZ2RWW4EOI/SZRrBy2xwsI/AAAAAAAAAVg/aXcvZzVS9k4/s72-c/cilli.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-3960409462069405180</id><published>2010-05-22T22:38:00.000+03:00</published><updated>2010-05-22T22:38:22.495+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='maddeler sigarada'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilger'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sigaranın zararları ve içindekiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sigarada bulunan maddeler'/><title type='text'>Sigaranın zararları ve içindekiler</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/Rt533P5F_NI/AAAAAAAABB4/e1rEDMonBu4/s320/CE124550FG0010.gif" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/Rt533P5F_NI/AAAAAAAABB4/e1rEDMonBu4/s320/CE124550FG0010.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Sigara dumanının içeriğinde 4000 den fazla kimyasal madde bulunur. Bunların hemen hepsi insan sağlığına zara veren zehirli kimyasallardır.Bu gerçeği öğrendikten sonra sigaradan ve içilen ortamlardan uzak durma konusunda daha hassas olmalıyız. Aşağıda sigara dumanında bulunan binlerce kimyasaldan bazıları yer alıyor:Acrolein 60-100 µg , Acetone 100-250 µg , Ammonia 50-130 µg , Anatabine 2-20 µg ,Acetic acid 330-810 µg , Aniline 360 ng , Benezene 12-48 µg , Benzoic acid 14-28 µg , 4-aminobiphenyl 4.6 ng , 1,3-butadiene 69.2 µg , -butyrolactone 10-22 µg , Benz[a]anthracen 20-70 ng , Benzo[a]pyrene 20-40 ng , Cadmium 110 ng , Cholesterol 22 µg , Carbon monoxide 10-23 mg , Carbon dioxide 20-40 mg , Carbonyl sulfide 12-42 µg , Catechol 100-360 µg , Dimethylamine 7.8 -10 µg , Formaldehyde 70-100 µg , Formic acid 210-490 µg , Glycolic acid 37-126 µg , Harman 1.7-3.1 µg , Hydrogen cyanide 400-500µg , Hydrazine 32 ng , Methylamine 11.5 - 28.7 µg , Hydroquinone 110-300 µg , Lactic acid 63-174 µg , Methyl chloride 150-600 µg , -methylpyridine 12-36 µg , N-nitrosonornicotine 200-3000 ng , N,nitrosodiethanolamine 20-70 ng , NNK 100-1000 ng , N-nitrosodiethylamine 25 ng , N-nitrosopyrrolidine 6-30 ng , 2-naphthylamine 1.7 ng , Nitrogen oxides 100-600 µg , N-nitrosodimethylamine 10-40 ng , Nickel 20-80 ng Nicotine 1.0-2.5 mg , Particulate matter 15-40 mg , Phenol 60-140 µg , Polonium-210 0.04-0.1 pCi , Pyridine 16-40µg , Quinoline 0.5-2 µg , Succinic acid 110-140 µg , Toluene 100-200 µg , 2-toluidine 160 ng , 3, 3-vinylpyridine 11-30 , Zinc 60 ng…&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-3960409462069405180?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/3960409462069405180/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/05/sigarann-zararlar-ve-icindekiler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3960409462069405180'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3960409462069405180'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/05/sigarann-zararlar-ve-icindekiler.html' title='Sigaranın zararları ve içindekiler'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/Rt533P5F_NI/AAAAAAAABB4/e1rEDMonBu4/s72-c/CE124550FG0010.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-3489248660713202585</id><published>2010-05-06T11:32:00.001+03:00</published><updated>2010-11-15T16:51:56.256+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='günün uzunluğu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bir günün uzunluğu ne kadardır?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Bir günün uzunluğu ne kadardır?</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e5PLstoWI/AAAAAAAASQY/5FvMtjJ4Hbo/s1600/Bir%2Bg%C3%BCn%C3%BCn%2Buzunlu%C4%9Fu%2Bne%2Bkadard%C4%B1r.gif" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img alt="[Bir+günün+uzunluğu+ne+kadardır.gif]" border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e5PLstoWI/AAAAAAAASQY/5FvMtjJ4Hbo/s1600/Bir%2Bg%C3%BCn%C3%BCn%2Buzunlu%C4%9Fu%2Bne%2Bkadard%C4%B1r.gif" /&gt;&lt;/a&gt;Bu değişken bir şeydir. Bir gün, dünyanın kendi etrafında bir yöne doğru yaptığı bir tam turdur. Bu asla tam olarak 24 saat sürmez. Elli tam saniye kadar daha hızlı ya da daha yavaş olabilir. Bunun nedeni dünyanın dönüş hızının, gelgitlerin neden olduğu sürtünme, hava şartlan ve coğrafi olayların etkisiyle sürekli değişiyor olmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yıl boyunca, ortalama bir gün, 24 saatten saniyenin çok küçük bir dilimi kadar daha kısadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atom saatleri bu sapmaları kaydedince, şimdiye kadar güneş gününün tanımlı bir bölümü olan saniye birimini (yani günün seksen altı bin dört yüzde biri olarak belirlenen süre) yeniden tanımlama kararı alındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yeni saniye tanımı 1967'de yürürlüğe girdi. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna göre saniye, "sezyum-133 atomunun uyarılmamış durumunun iki aşırı ince (hyperfine) düzeyi arasındaki geçişe tekabül ederi radyasyonun 9.192.631.770 devir yaptığı süredir," Kati, fakat uzun ve yorucu bir günün sonunda söylemesi zor bir tanım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Artık saniye &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yeni tanımın anlamı şudur: Güneş günü yavaş yavaş atomik günden sapmaktadır. Sonuç olarak bilimciler atomik yıla bir adet "artık saniye" ekleyerek güneş yılıyla eşit hale getirdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son artık saniye, (Coordinated Universal Time [Eşgüdümlü Evrensel Zaman - UTC] 1972'de kurulduğundan bu yirmi üçüncüsüdür) 31 Aralık 2005'te, Paris Gözlemevi'nde bulunan Uluslararası Yerküre Dönüş Hizmetleri'nin talimatlarına göre eklendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir iyi bir kötü haber &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum, astronotlar ve saatlerinin dünyanın güneş etrafında dönüşüne tam olarak denk gelmesini isteyenler için iyi haber;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayar yazılımı ve uydularda yerleştirilmiş olan tüm teknolojiler için ise kötü haberdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası Telekomünikasyon Birliği bu fikre şiddetle karşı çıkmakta ve artık saniyenin ortadan kaldırılmasıyla ilgili çalışmalar yürütmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Saatlerinizin ayarını şimdilik değiştirmeyin &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzlaşma yollarından biri, UTC ile GMT arasındaki uyuşmazlığın bir saate varmasını (400 yıl sonrasını) bekleyip ayarlamayı o zaman yapmak olabilir. Bu süre zarfında "gerçek-zamanı neyin oluşturduğu bir tartışma konusu olarak sürüp gider...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-3489248660713202585?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/3489248660713202585/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/05/bir-gunun-uzunlugu-ne-kadardr_06.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3489248660713202585'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3489248660713202585'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/05/bir-gunun-uzunlugu-ne-kadardr_06.html' title='Bir günün uzunluğu ne kadardır?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e5PLstoWI/AAAAAAAASQY/5FvMtjJ4Hbo/s72-c/Bir%2Bg%C3%BCn%C3%BCn%2Buzunlu%C4%9Fu%2Bne%2Bkadard%C4%B1r.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-5529941606495396301</id><published>2010-05-06T11:30:00.001+03:00</published><updated>2010-11-15T16:51:07.746+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Havucun rengi hep aynımıydı ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Havuç ne renktir ?'/><title type='text'>Havucun rengi hep aynımıydı ?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4RSWDJpk7I/AAAAAAAASPY/vV_ml0SFK2U/s1600/havu%C3%A7.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img alt="[havuç.jpg]" border="0" height="200" src="http://4.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4RSWDJpk7I/AAAAAAAASPY/vV_ml0SFK2U/s200/havu%C3%A7.jpg" width="123" /&gt;&lt;/a&gt;Havuçlar içlerindeki turuncuyu 5000 yıl kadar açığa çıkarmamışlardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar havucu ilk defa MÖ 3000'de Afganistan'da kullandı. Bu ilk havuçların dışı mor içi sarıydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Havuç yetiştirildiği bölgeye göre renk değiştirdi &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Yunanlar ve Romalılar havuç yetiştirdiler, fakat daha çok tedavi amaçlı kullandılar. O zamanlar havuç güçlü bir afrodizyak olarak kabul ediliyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan, ünlü bir 2. yüzyıl fizikçisi olan Galen, havucu gaz sorunu olanlara öneriyordu. Havucu karakavza denen yabanhavucundan ayıran ilk kişi de odur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arap tüccarlar havuç tohumlarını Asya, Afrika ve Arap yarımadasına yaydıkça havucun mor, beyaz, sarı, kırmızı, yeşil ve hatta siyahın farklı tonlarındaki çeşitleri meydana geldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İlk turuncu havuçları, vatansever duygularla Hollandalılar yetiştirdiler &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk turuncu havuçlar 16. yüzyılda, Hollanda Kraliyet Sarayı'nın rengi olan turuncuya uysun diye vatansever duygularla Hollanda'da üretildi. 17. yüzyılda Hollandalılar Avrupa'nın başlıca havuç üreticisiydı ve havucun tüm modern çeşitleri onların dört turuncu havucundan gelir: Early Half Long, Late Half Long, Scarlet ve Long Orange. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çukalata aromalı havuç &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilerde turuncu olmayan havuçlara rağbet arttı. Dükkanlarda beyaz, sarı, koyu kırmızı ve mor çeşitleri bulmak mümkün. 1997'de İzlanda çocuklara yönelik Çılgın Sebze kampanyası kapsamında çikolata aromalı havuç geliştirmişti. Sekiz ay sonra kampanya sona erdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birleşmiş Milletler'e göre 1903'te 287 çeşit havuç vardı, fakat bu sayı günümüzde yüzde 93'lük bir düşüşle 21'e geriledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı havuç türlerinin tohumları buzlanmayı önler. Bu doğal havuç "antifrizi", vücut dokularını tıbben korumak ve dondurulmuş gıdaların raf ömrünü uzatmak için...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-5529941606495396301?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/5529941606495396301/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/05/havucun-rengi-hep-aynmyd.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/5529941606495396301'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/5529941606495396301'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/05/havucun-rengi-hep-aynmyd.html' title='Havucun rengi hep aynımıydı ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4RSWDJpk7I/AAAAAAAASPY/vV_ml0SFK2U/s72-c/havu%C3%A7.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-7407509901539947426</id><published>2010-05-05T23:58:00.000+03:00</published><updated>2010-05-05T23:58:00.226+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Okyanustaki en gürültücü şey nedir?'/><title type='text'>Okyanustaki en gürültücü şey nedir?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e4ryvxvsI/AAAAAAAASQQ/E3JGi57YG1c/s1600-h/Okyanustaki+en+g%C3%BCr%C3%BClt%C3%BCc%C3%BC+%C5%9Fey+nedir.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5442521737196584642" src="http://2.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e4ryvxvsI/AAAAAAAASQQ/E3JGi57YG1c/s200/Okyanustaki+en+g%C3%BCr%C3%BClt%C3%BCc%C3%BC+%C5%9Fey+nedir.jpg" style="float: left; height: 161px; margin: 0px 10px 10px 0px; width: 200px;" /&gt;&lt;/a&gt;Karidesler. Karada ya da denizde yaşayan canlılar arasında, tek bir hayvanın  çıkarabildiği en yüksek sesi mavi balina çıkarsa da, toplama bakıldığımda doğal  olan en yüksek sesi karidesler çıkarır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir "karides yığını"nın sesi,  operatörleri kulaklıkları aracılığıyla sağır edebilecek ve bir denizaltı  sonarının "yönünü şaşırtabilecek" tek doğal sestir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu karides yığınının  altındaysanız, yığının üstündeki hiçbir ses duyulmaz; yığının üstündeyseniz de  yığının altındaki hiçbir sesi duyamazsınız. Alt taraftan bir ses duymak ancak o  sese doğru bir alıcı uzatılmasıyla mümkün olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraraya gelmiş  karideslerin gürültüsü sağır edici 246 desibele eşittir; sesin su altında beş  kat daha hızlı hareket ettiğini göz önünde bulundurduğumuzda bile bu şiddet,  havadaki 160 desibele denktir. Bu da kalkış yapan bir jetten (140dB) ya da  insanın ağrı eşiğinden oldukça yüksektir. Tanık olanlar bu durumu dünyadaki  herkesin aynı anda et kızartmasına benzetmişleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortaya çıkan ses,  trilyonlarca karidesin kocaman kıskaçlarını aynı anda açıp kapatmalarının  yarattığı gürültüdür. Kıskaçlarını açıp kapatan, Alpheus ve Syndpeus cinslerine  mensup çeşitli karidesler tropikal ya da astropikal bölgelerdeki sığ sularda  bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oluşan sesten daha da ilginci ise şudur: Saniyede 40.000 karelik  video çekimleri sesin, kıskaçların kapanmasından 700 mikrosaniye sonra  gerçekleştiğini açıkça göstermektedir. Ses kıskaçların kendisinden değil,  patlayan kabarcıklardan gelmektedir, buna "kavitasyon" etkisi denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu  olay şöyle gerçekleşir: Kıskacın bir tarafındaki tümsek diğer taraftaki  çukurluğa tam olarak oturur. Kıskaç o kadar çabuk kapanır ki arada kalan su  saatte 100 km hızla dışari fışkırır; bu da bir sürü su kabarcığının açığa  çıkmasına yetecek bir hızdır. Su yavaşlayıp normal basınca ulaşınca kabarcıklar  patlayarak ortaya yüksek bir ısı (20.000°C kadar yüksek), büyük bir patlama ve  ışık çıkmasına sebep olurlar (ışığın açığa çıkması çok nadiren görülür ve bu  olaya "sonoluminescence" adı verilir), ışığa sebep olan şey  sestir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karidesler bu sesi avlarını sersemletmek, iletişim kurmak ve  eşlerini bulmak için kullandıkları gibi sonarları bozmak için de kullanırlar;  keskin, aşırı yüksek ses gemilerin çarklarında çökmelere neden olur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlginç Yazılar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-7407509901539947426?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/7407509901539947426/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/05/okyanustaki-en-gurultucu-sey-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/7407509901539947426'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/7407509901539947426'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/05/okyanustaki-en-gurultucu-sey-nedir.html' title='Okyanustaki en gürültücü şey nedir?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e4ryvxvsI/AAAAAAAASQQ/E3JGi57YG1c/s72-c/Okyanustaki+en+g%C3%BCr%C3%BClt%C3%BCc%C3%BC+%C5%9Fey+nedir.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-5229538443166756828</id><published>2010-05-05T08:58:00.000+03:00</published><updated>2010-05-05T08:58:00.527+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bir günün uzunluğu ne kadardır?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Bir günün uzunluğu ne kadardır?</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e5PLstoWI/AAAAAAAASQY/5FvMtjJ4Hbo/s1600-h/Bir+g%C3%BCn%C3%BCn+uzunlu%C4%9Fu+ne+kadard%C4%B1r.gif" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" height="320" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5442522345190039906" src="http://3.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e5PLstoWI/AAAAAAAASQY/5FvMtjJ4Hbo/s320/Bir+g%C3%BCn%C3%BCn+uzunlu%C4%9Fu+ne+kadard%C4%B1r.gif" style="float: left; height: 90px; margin: 0px 10px 10px 0px; width: 90px;" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;Bu değişken bir şeydir. Bir gün, dünyanın kendi etrafında bir yöne doğru yaptığı  bir tam turdur. Bu asla tam olarak 24 saat sürmez. Elli tam saniye kadar daha  hızlı ya da daha yavaş olabilir. Bunun nedeni dünyanın dönüş hızının,  gelgitlerin neden olduğu sürtünme, hava şartlan ve coğrafi olayların etkisiyle  sürekli değişiyor olmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yıl boyunca, ortalama bir gün, 24  saatten saniyenin çok küçük bir dilimi kadar daha kısadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atom saatleri  bu sapmaları kaydedince, şimdiye kadar güneş gününün tanımlı bir bölümü olan  saniye birimini (yani günün seksen altı bin dört yüzde biri olarak belirlenen  süre) yeniden tanımlama kararı alındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yeni saniye tanımı 1967'de yürürlüğe girdi.  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna göre saniye, "sezyum-133 atomunun uyarılmamış durumunun iki  aşırı ince (hyperfine) düzeyi arasındaki geçişe tekabül ederi radyasyonun  9.192.631.770 devir yaptığı süredir," Kati, fakat uzun ve yorucu bir günün  sonunda söylemesi zor bir tanım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Artık  saniye &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yeni tanımın anlamı şudur: Güneş günü yavaş yavaş  atomik günden sapmaktadır. Sonuç olarak bilimciler atomik yıla bir adet "artık  saniye" ekleyerek güneş yılıyla eşit hale getirdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son artık  saniye, (Coordinated Universal Time [Eşgüdümlü Evrensel Zaman - UTC] 1972'de  kurulduğundan bu yirmi üçüncüsüdür) 31 Aralık 2005'te, Paris Gözlemevi'nde  bulunan Uluslararası Yerküre Dönüş Hizmetleri'nin talimatlarına göre  eklendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir iyi bir kötü haber  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum, astronotlar ve saatlerinin dünyanın güneş etrafında  dönüşüne tam olarak denk gelmesini isteyenler için iyi haber;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayar  yazılımı ve uydularda yerleştirilmiş olan tüm teknolojiler için ise kötü  haberdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası Telekomünikasyon Birliği bu fikre şiddetle karşı  çıkmakta ve artık saniyenin ortadan kaldırılmasıyla ilgili çalışmalar  yürütmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Saatlerinizin ayarını  şimdilik değiştirmeyin &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzlaşma yollarından biri, UTC ile GMT  arasındaki uyuşmazlığın bir saate varmasını (400 yıl sonrasını) bekleyip  ayarlamayı o zaman yapmak olabilir. Bu süre zarfında "gerçek-zamanı neyin  oluşturduğu bir tartışma konusu olarak sürüp giderBu değişken bir şeydir. Bir gün, dünyanın kendi etrafında bir yöne doğru yaptığı  bir tam turdur. Bu asla tam olarak 24 saat sürmez. Elli tam saniye kadar daha  hızlı ya da daha yavaş olabilir. Bunun nedeni dünyanın dönüş hızının,  gelgitlerin neden olduğu sürtünme, hava şartlan ve coğrafi olayların etkisiyle  sürekli değişiyor olmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yıl boyunca, ortalama bir gün, 24  saatten saniyenin çok küçük bir dilimi kadar daha kısadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atom saatleri  bu sapmaları kaydedince, şimdiye kadar güneş gününün tanımlı bir bölümü olan  saniye birimini (yani günün seksen altı bin dört yüzde biri olarak belirlenen  süre) yeniden tanımlama kararı alındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yeni saniye tanımı 1967'de yürürlüğe girdi.  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna göre saniye, "sezyum-133 atomunun uyarılmamış durumunun iki  aşırı ince (hyperfine) düzeyi arasındaki geçişe tekabül ederi radyasyonun  9.192.631.770 devir yaptığı süredir," Kati, fakat uzun ve yorucu bir günün  sonunda söylemesi zor bir tanım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Artık  saniye &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yeni tanımın anlamı şudur: Güneş günü yavaş yavaş  atomik günden sapmaktadır. Sonuç olarak bilimciler atomik yıla bir adet "artık  saniye" ekleyerek güneş yılıyla eşit hale getirdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son artık  saniye, (Coordinated Universal Time [Eşgüdümlü Evrensel Zaman - UTC] 1972'de  kurulduğundan bu yirmi üçüncüsüdür) 31 Aralık 2005'te, Paris Gözlemevi'nde  bulunan Uluslararası Yerküre Dönüş Hizmetleri'nin talimatlarına göre  eklendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir iyi bir kötü haber  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum, astronotlar ve saatlerinin dünyanın güneş etrafında  dönüşüne tam olarak denk gelmesini isteyenler için iyi haber;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayar  yazılımı ve uydularda yerleştirilmiş olan tüm teknolojiler için ise kötü  haberdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası Telekomünikasyon Birliği bu fikre şiddetle karşı  çıkmakta ve artık saniyenin ortadan kaldırılmasıyla ilgili çalışmalar  yürütmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Saatlerinizin ayarını  şimdilik değiştirmeyin &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzlaşma yollarından biri, UTC ile GMT  arasındaki uyuşmazlığın bir saate varmasını (400 yıl sonrasını) bekleyip  ayarlamayı o zaman yapmak olabilir. Bu süre zarfında "gerçek-zamanı neyin  oluşturduğu bir tartışma konusu olarak sürüp gider...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlginç yazılar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-5229538443166756828?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com' title='Bir günün uzunluğu ne kadardır?'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/5229538443166756828/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/05/bir-gunun-uzunlugu-ne-kadardr.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/5229538443166756828'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/5229538443166756828'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/05/bir-gunun-uzunlugu-ne-kadardr.html' title='Bir günün uzunluğu ne kadardır?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e5PLstoWI/AAAAAAAASQY/5FvMtjJ4Hbo/s72-c/Bir+g%C3%BCn%C3%BCn+uzunlu%C4%9Fu+ne+kadard%C4%B1r.gif' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-5683497525772026664</id><published>2010-05-04T12:00:00.000+03:00</published><updated>2010-05-04T12:00:03.252+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayvanlarda ritim duygusu varmıdır ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Hayvanlarda ritim duygusu varmıdır ?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e6dFGyqWI/AAAAAAAASQo/k8R4q0DU-cs/s1600-h/Ritim+duygusu+hayvanlarda+da+var+m%C4%B1.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5442523683450169698" src="http://4.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e6dFGyqWI/AAAAAAAASQo/k8R4q0DU-cs/s200/Ritim+duygusu+hayvanlarda+da+var+m%C4%B1.jpg" style="float: left; height: 150px; margin: 0px 10px 10px 0px; width: 200px;" /&gt;&lt;/a&gt;Ritim duygusu, yalnızca insana özgü bir özellik değildir. Sözgelimi keçinin  toynaklarının sert ritmi ya da kuş ötüşlerinin karmaşıklığı, bizim ritim  duygumuz ile aynıdır. Ama, kuşlar için müzikal ritim bir iletişim aracıdır. Bu  bağlamda, ağaçkakan sert bir kabuğu karakteristik bir frekans uyarınca  tıkırdatır. Gerçekten de kuşların ritim duygusu, dans etme yeteneklerine  yakından bağlıdır. Doğa Tarihi Müzesi uzmanlarından Pons, bu durumu "Aralarından  bazıları, sözgelimi birleşme törenlerinde, duygularını abartılı bir şekilde  ser­giliyorlar. Turnalarınki de, bazı Asya danslarına benziyor" diye açıklıyor.  Memelilerin iletişim sistemi ise farklıdır; bu amaçla hareket­lerden, törensel  tavırlardan, kokulardan yararlanırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, ayı ya da keçi gibi  memelileri, her doğru davranışı ödüllendirerek ritim ya da dans konusunda  eğitmek gerçekten mümkündür. Bununla birlkte, köpeğin bir opera aryası çalarken  kendiliğinden dans etmeye başlaması mümkün değildir; çünkü bu müzik onun  ilgisini çekmez...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-5683497525772026664?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/5683497525772026664/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/05/hayvanlarda-ritim-duygusu-varmdr.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/5683497525772026664'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/5683497525772026664'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/05/hayvanlarda-ritim-duygusu-varmdr.html' title='Hayvanlarda ritim duygusu varmıdır ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e6dFGyqWI/AAAAAAAASQo/k8R4q0DU-cs/s72-c/Ritim+duygusu+hayvanlarda+da+var+m%C4%B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-8618262720426585058</id><published>2010-05-02T03:19:00.000+03:00</published><updated>2010-05-02T03:19:00.786+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünyanın en uzun hayvanı hangisidir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='&quot;Unutma bizi dolması&quot; nedir ? Neden yollanır ?'/><title type='text'>Dünyanın en uzun hayvanı hangisidir,nedir ?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e4Ufh_9UI/AAAAAAAASQI/B9xrye7ltAI/s1600-h/bantl%C4%B1+solcan.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" height="452" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5442521336901530946" src="http://2.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e4Ufh_9UI/AAAAAAAASQI/B9xrye7ltAI/s640/bantl%C4%B1+solcan.JPG" style="float: left; height: 92px; margin: 0px 10px 10px 0px; width: 130px;" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;Üzgünüm, mavi balina değildir. Ya da çivit denizanası da değildir. Bantlı  solucan (Lineus longissimus) altmış metre uzunluğa ulaşabilir. Bu daha önceki  rekorların sahibi mavi balinanın neredeyse iki katı, çivit denizanasının 2-3  katı kadardır. Bantlı solucan bir olimpik havuzun bir ucundan öbürüne uzanır ve  yine de bir bölümü artar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bantlı solucanlar Nemertea solucan ailesine  dahildir {Nemertea adı Yunancadaki bir deniz tanrısı olan Nemertes kelimesinden  gelir). Binden fazla türü vardır ve çoğu suda yaşar. Çok uzun ve incedirler, en  geniş olanının eni birkaç milimetredir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğu kaynak, bantlı solucanların  sadece 30 metre uzunluğa ulaştığını savunur, bu da onun şu ana kadar ölçülmüş en  uzun çivit denizanasından (yaklaşık 36,5 m) kısa olduğu anlamına gelir. Fakat  son bilgilere göre bu solucanların esneme oranlarının inanılmaz derecede yüksek  olduğa ortaya çıkmıştır. Tamamen uzadığında birçoğunun 50 metreyi aştığı  görülmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bantlı solucanları 500  milyon yıldır var &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fosil kalıntıları, bantlı solucanların 500  milyon yıldır varolduklarını göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bantlı solucanların kalbi  yoktur. Kan, kaslar tarafından pompalanır. Ağzı ve anüsü ayrı olan en basit  organizmadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok obur etoburlardır. Yapışkan ya da zehirli kancalarla  donanmış uzun ince hortumlarını fırlatarak küçük kabukluları yakalarlar. Bu  hortumlar solucanın kendi boyunun üç katı kadar olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğu bantlı  solucan, okyanusun derin kuytularında gizlenir fakat bazıları inanılmaz derecede  parlak renktedirler. Nemertealar zarar gördüklerinde kendilerini  yenileyebilirler. Fakat bantlı solucan türleri aslında küçük parçalara bölünerek  çoğalır, bu parçalardan her biri yeni bir solucan haline gelir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlginç yazılar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-8618262720426585058?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/8618262720426585058/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/05/dunyann-en-uzun-hayvan-hangisidirnedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/8618262720426585058'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/8618262720426585058'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/05/dunyann-en-uzun-hayvan-hangisidirnedir.html' title='Dünyanın en uzun hayvanı hangisidir,nedir ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e4Ufh_9UI/AAAAAAAASQI/B9xrye7ltAI/s72-c/bantl%C4%B1+solcan.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-4875401959606535153</id><published>2010-05-01T15:08:00.000+03:00</published><updated>2010-05-01T15:08:00.101+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünyada en sık görülen hastalık nedir?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Dünyada en sık görülen hastalık nedir ?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e60bVdFPI/AAAAAAAASQw/pwfZ-3VskjI/s1600-h/D%C3%BCnyada+en+s%C4%B1k+g%C3%B6r%C3%BClen+hastal%C4%B1k+nedir.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" height="244" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5442524084554241266" src="http://4.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e60bVdFPI/AAAAAAAASQw/pwfZ-3VskjI/s400/D%C3%BCnyada+en+s%C4%B1k+g%C3%B6r%C3%BClen+hastal%C4%B1k+nedir.jpg" style="float: left; height: 122px; margin: 0px 10px 10px 0px; width: 200px;" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;Dünyada en sık karşılaşılan hastalık zatürree/bronşittir. Onu ishal, HIV/AIDS ve  depresyon izler (Dünya Sağlık Örgütü, 1999). Yapılan hesaplara göre dünya  üzerinde her yıl kadınların yüzde 10'u, erkeklerinse yüzde 3-5'i klinik (yani  ciddi boyutta) depresyona giriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de depresyon geçirme oranı  kadınlarda yüzde 24, erkeklerde yüzde 3'tür. Diğer ülkelerde de durum ciddidir:  Britanya'da depresyona girenlerin sayısı yaklaşık 3,2 milyondur (yüzde 7) ve  sürekli artmaktadır. Britanya'da 1990-2000 arasında depresyon için yazılan  reçetelerin sayısı on milyondan fazla artmıştır. Hesaplara göre, depresyonun  Britanya ekonomisine maliyeti 8 milyar pounddur; buna işe gidilemeyen zaman,  tedavi masrafları, intiharlar ve verim düşüklüğü dahildir (bu da her kadın,  erkek ve çocuk başına yılda 160 po-unda eşittir). 25 milyon Amerikalı (nüfusun  yüzde 9'u) hayatının bir döneminde klinik olarak  depresyondadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avustralya'da beş yaşındaki çocuklar depresyon tedavisi  görmektedir. Bangladeş'te en yaygın hastalık açık ara ishaldir, bunu bağırsak  kurdu enfeksiyonları izler. Fakat depresyon da yüzde 3'lük bir oranla yaygın bir  hastalıktır (özellikle de kadınlar arasında).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afrika'da depresyon, sık  görülen hastalıklar sıralamasında on birinci sıradadır; ilk iki sırada ise HIV  ve sıtma yer alıyor. Çoğu gelişmekte olan ülke kültüründe akıl hastalığına  duyulan şüpheler, teşhisin zor olduğu ve semptomların Batı'dakine nazaran daha  çok fiziksel olarak görüldüğü anlamına gelmektedir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlginç Yazılar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-4875401959606535153?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/yemekten-20-dakika-sonra-yapmamiz.html' title='Dünyada en sık görülen hastalık nedir ?'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/4875401959606535153/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/05/dunyada-en-sk-gorulen-hastalk-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4875401959606535153'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4875401959606535153'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/05/dunyada-en-sk-gorulen-hastalk-nedir.html' title='Dünyada en sık görülen hastalık nedir ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e60bVdFPI/AAAAAAAASQw/pwfZ-3VskjI/s72-c/D%C3%BCnyada+en+s%C4%B1k+g%C3%B6r%C3%BClen+hastal%C4%B1k+nedir.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-8104683953159266212</id><published>2010-05-01T09:57:00.000+03:00</published><updated>2010-05-01T09:57:00.647+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İntihar oranının en yüksek olduğu ülke hangisidir?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>İntihar oranının en yüksek olduğu ülke hangisidir?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e7vgNCOnI/AAAAAAAASQ4/P46D7Hklnio/s1600-h/%C4%B0ntihar+oran%C4%B1n%C4%B1n+en+y%C3%BCksek+oldu%C4%9Fu+%C3%BClke+hangisidir.gif" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5442525099473386098" src="http://2.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e7vgNCOnI/AAAAAAAASQ4/P46D7Hklnio/s200/%C4%B0ntihar+oran%C4%B1n%C4%B1n+en+y%C3%BCksek+oldu%C4%9Fu+%C3%BClke+hangisidir.gif" style="float: left; height: 133px; margin: 0px 10px 10px 0px; width: 200px;" /&gt;&lt;/a&gt;2003'te 100 binde 42 gibi şaşırtıcı bir intihar oranına sahip olan Litvanya'dır.  Bu da toplamda 1500 kişi yapıyor. Trafik kazalarından ölenlerden daha fazla ve  20 yıl öncekinin iki katı kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İntiharda ilk ondaki yedi ülke Baltık ya da eski  Sovyetler Birliği ülkeleri &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası bağlamda ele alacak  olursak, Litvanya'daki intiharlar Britanya'daki rakamların altı katı,  ABD'dekinin beş katı ve dünya ortalamasının üç katıdır. Kimse nedenini bilmese  de, intiharda ilk ondaki yedi ülkenin Baltık ya da eski Sovyetler Birliği  ülkelerinden oluşması ilginçtir. Belki de Litvanya'nın aynı zamanda en fazla  sinir hastalıkları uzmanına sahip ülke olmasının sebebi de budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baltık  ülkeleri de dahil dünyanın her yerinde intihara en meyilli insanlar kırsal  kesimde yaşayan erkeklerdir (genç ya da yaşlı fark etmez). Bu gayet anlamlıdır:  Zahmetli bir tarlada vakit harcayan herkes; alkol, yalnızlık, borç, hava  şartları ve yaradım isteyememenin (psikologların deyimiyle "çaresiz erkek"  sendiomu) ateşti silahlar ve tehlikeli kimyasallarla biraraya gelmesi durumunda  ölümcül sonuçlara yol açacağını bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çin ve güney Hindistan'da kadın intiharları daha  yüksek &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun istisnası Çin ve güney Hindistan'dır. Buralarda  kırsal kesimdeki kadınlar daha riskli konumdadır: Sırasıyla 100 binde 30 ve 148  oranlarında intihar görülür. Çin'de bunun nedeninin, genç gelinlerin,  evlendikten hemen sonra çalışmak için şehre giden kocaları tarafından yalnız  bırakılmaları olduğu düşünülür. Hindistan'da ise genç kız intiharlarının üçte  biri, bu kızların kendilerini kurban etmelerinden  kaynaklanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İntihar genel olarak yükseliştedir. Yılda bir milyon  kişi kendini öldürmektedir, ya da kırk saniyede bir intihar ediliyor  diyebiliriz. Bu bütün vahşi ölümlerin yarısı kadardır: Şu anda savaşlarda  ölenlerden daha çok insan intihar ederek ölmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İsveç efsanesi &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan, "çok  sıkıcı bir yer, o yüzden orada herkes kendini öldürüyor" lafıyla başı belada  olan İsveç artık listede ilk yirmide bile değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İsveç intiharı"  efsanesinin kesin tarihsel dayanağı, savaş sonrası yeniden inşa kargaşasının  içinde kayboldu, fakat İsveçlilerin çoğu, İsveç'te (o zamanlar) yüksek olan  intihar oranlarını, İsveç sosyal demokrasisinin güler yüzlü ve tehlikeli  derecede anti-kapitalist eşitlikçiliğini kötülemek için kullanan ABD Başkanı  Dwight D. Eisenhower'i (1953-61) suçlamaktadır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-8104683953159266212?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/8104683953159266212/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/05/intihar-orannn-en-yuksek-oldugu-ulke.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/8104683953159266212'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/8104683953159266212'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/05/intihar-orannn-en-yuksek-oldugu-ulke.html' title='İntihar oranının en yüksek olduğu ülke hangisidir?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e7vgNCOnI/AAAAAAAASQ4/P46D7Hklnio/s72-c/%C4%B0ntihar+oran%C4%B1n%C4%B1n+en+y%C3%BCksek+oldu%C4%9Fu+%C3%BClke+hangisidir.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-3696155558737007827</id><published>2010-04-30T21:00:00.000+03:00</published><updated>2010-04-30T21:00:01.320+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Birçok otelde resepsiyonu aramak için niçin 9 tuşuna basılıyor ?'/><title type='text'>Birçok otelde resepsiyonu aramak için niçin 9 tuşuna basılıyor ?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e8M4XZ6WI/AAAAAAAASRA/_OhiRoCWrd8/s1600-h/Bir%C3%A7ok+otelde+resepsiyonu+aramak+i%C3%A7in+neden+9+tu%C5%9Funa+bas%C4%B1l%C4%B1yor.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5442525604175538530" src="http://2.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e8M4XZ6WI/AAAAAAAASRA/_OhiRoCWrd8/s200/Bir%C3%A7ok+otelde+resepsiyonu+aramak+i%C3%A7in+neden+9+tu%C5%9Funa+bas%C4%B1l%C4%B1yor.jpg" style="float: left; height: 169px; margin: 0px 10px 10px 0px; width: 200px;" /&gt;&lt;/a&gt;Bu geleneğin kökeni, telefonun kadranlı olduğu günlere uzanıyor. O zamanlar "9"  çevrilerek operatöre, oradan da aranılan numaraya ulaşılırdı. Ayrıca, "0"  çevrilerek de PTT santralından görüşülecek numara istenirdi. Kadranın en üstünde  bulunan "1" in yanlışlıkla çevrilebileceği gerekçesiyle, en alttaki "0" tuşu  yeğlenmişti. Böylece, o dönemlerde çok ender görülmekle birlikte, hattın  gereksiz yere işgali de önleniyordu. Bu nedenle "0", iş yerlerinde ve otellerde  dış hatta çıkış numarası olarak kabul edildi. Ve bunu izleyen "9" tuşu da  standart olarak bina içi görüşmelerini bağlamak için seçildi. Bugün isteğe göre  çeşitli numaralar programlanabiliyor. Ama "9", büyük çoğunlukla otellerde  resepsiyonu aramak için kullanılıyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-3696155558737007827?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/3696155558737007827/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/bircok-otelde-resepsiyonu-aramak-icin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3696155558737007827'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3696155558737007827'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/bircok-otelde-resepsiyonu-aramak-icin.html' title='Birçok otelde resepsiyonu aramak için niçin 9 tuşuna basılıyor ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e8M4XZ6WI/AAAAAAAASRA/_OhiRoCWrd8/s72-c/Bir%C3%A7ok+otelde+resepsiyonu+aramak+i%C3%A7in+neden+9+tu%C5%9Funa+bas%C4%B1l%C4%B1yor.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-3722647825614328548</id><published>2010-04-26T20:31:00.001+03:00</published><updated>2010-04-26T20:32:24.018+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yemekten 20 dakika sonra yapmamız gereken şey nedir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yemekten sonra'/><title type='text'>Yemekten 20 dakika sonra yapmamız gereken şey nedir ?</title><content type='html'>&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e9HhDgwMI/AAAAAAAASRQ/mAWHGKkImL8/s200/Yemekten+sonra+yirmi+dakika+i%C3%A7inde+yapmaman%C4%B1z+gereken+%C5%9Fey+nedir.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e9HhDgwMI/AAAAAAAASRQ/mAWHGKkImL8/s200/Yemekten+sonra+yirmi+dakika+i%C3%A7inde+yapmaman%C4%B1z+gereken+%C5%9Fey+nedir.jpg" tt="true" /&gt;&lt;/a&gt;Anne babalarınız buna YÜZME yanıtını verirdi. Fakat normal bir yemekten sonra yüzmenin riskli olduğuna dair hiçbir kanıt yoktur.&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Yüzme havuzları başka yerlerden daha tehlikeli değildir; resmi istatistiklere göre külotlu çorap çıkarırken, sebze keserken, köpeğinizi gezmeğe çıkardığınızda ya da çit budarken kendinizi incitme riskiniz daha yüksektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aman pamuklu çubuklardan, mukavva kutulardan, sebzelerden, aromaterapi malzemelerinden ve banyo liflerinden uzak durun. Tüm bu saydıklarım giderek tehlikeli hale geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaygın öğüdün altında yatan düşünce &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemekten sonra yüzmemek gerektiğine dair yaygın öğüdün (günümüzde havuzlarda bile bu uyarı yazılıyor) altında yatan düşünce şudur: Yediğiniz yemeği sindirebilmek için kaslardaki kanın mideye hücum edeceği ve bu yüzden diğer organların kansız kalarak felç eden kramplara neden olacağı (daha bilinçsiz versiyonuysa midenizdeki yemeğin ağırlığının' sizi batıracağıdır.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok fazla yemek yedikten sonra bile denize girseniz bunun en muhtemel sonucu yan tarafınızda bir sızı ya da deniz tutması olacaktır. Yemek ve su birlikteliğinde özünde hiçbir tehlike yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su içmemek nedeniyle su kaybına uğramak ya da oruçtan kaynaklanan halsizlik daha büyük bir risktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan, Kraliyet Kazaları Önleme Derneği (RoSPA), teorik olarak en azından kusma riski olduğunu ve suda kusmanın karada kusmaktan daha tehlikeli olduğunu iddia ederek bu "genel kanı"yı savunmaktadır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilginc-yazi.blogspot.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-3722647825614328548?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/3722647825614328548/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/yemekten-20-dakika-sonra-yapmamiz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3722647825614328548'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3722647825614328548'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/yemekten-20-dakika-sonra-yapmamiz.html' title='Yemekten 20 dakika sonra yapmamız gereken şey nedir ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4e9HhDgwMI/AAAAAAAASRQ/mAWHGKkImL8/s72-c/Yemekten+sonra+yirmi+dakika+i%C3%A7inde+yapmaman%C4%B1z+gereken+%C5%9Fey+nedir.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-8360336251289717918</id><published>2010-04-26T20:13:00.001+03:00</published><updated>2010-04-26T20:13:35.198+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='televizyonun insanlara zararları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Televizyon Saglimizi Nasil Etkiliyor ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='televizyonun sağlığa zararları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='televizyonun zararları'/><title type='text'>Televizyon Saglimizi Nasil Etkiliyor ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S9XJqImFVqI/AAAAAAAAApc/Cz9PqG30rak/s1600/tv-cocuk.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S9XJqImFVqI/AAAAAAAAApc/Cz9PqG30rak/s1600/tv-cocuk.jpg" tt="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Televizyonu çok yakından seyrettiğinizde değil. 1960'ların sonuna kadar katot ışın tüplerinin kullanıldığı televizyon cihazları çok düşük seviyelerde ultraviyole radyasyon yayardı ve televizyon seyredenlere 2 metreden daha yakından televizyon seyretmemeleri tavsiye edilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar en çok risk altında olanlardı. Çocukların gözleri mesafede meydana gelen değişikliklere çok kolay uyum sağladığından, çocuklar yetişkinlere göre televizyonu çok daha yakından seyredebiliyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık 40 yıl önce, Sağlık ve Güvenlik İçin Radyasyon Kontrolü Sözleşmesi, üreticilerin katot ışını tüpleri için kurşunlanmış cam kullanmalarını zorunlu hale getirerek televizyonları tamamen güvenli hale getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Televizyonun asıl zararı, yarattığı tembel hayat tarzından kaynaklanmaktadır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yıllarda yapılan araştırmalarla, çocuklardaki obezite oranının arttığı, bunun da televizyon seyretmekle doğrudan ilgili olduğu ortaya kondu. Araştırmalara göre çocukların televizyon başında geçirdiği süre, spor yaparak ya da açık hava etkinliklerinde geçirdikleri süreden çok daha fazlaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2004'te Pediatrics dergisinde yayınlanan bir araştırma, günde 2-3 saat televizyon seyreden çocuklarda Dikkat Toplama Bozukluğu (ADD) görülme ihtimalinin diğerler çocuklara göre yüzde 30 daha fazla olduğu sonucuna vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2005'te Nielsen araştırma şirketi ortalama bir Amerikan ailesinin günde 8 saat televizyon başında olduğunu ortaya koydu. Bu on yıl öncesine kıyasla yüzde 12,5'lik bir artıştır ve 1950'lerde ilk kez yapılan televizyon izleme istatistiklerinden beri görülmüş en yüksek orandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan Pediatri Akademisi 70 yaşına gelmiş bir Amerikalının televizyon izleyerek ortalama 8 tam yıl harcamış olacağını hesapladı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-8360336251289717918?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/8360336251289717918/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/televizyon-saglimizi-nasil-etkiliyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/8360336251289717918'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/8360336251289717918'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/televizyon-saglimizi-nasil-etkiliyor.html' title='Televizyon Saglimizi Nasil Etkiliyor ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S9XJqImFVqI/AAAAAAAAApc/Cz9PqG30rak/s72-c/tv-cocuk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-4221223825455202782</id><published>2010-04-23T23:12:00.001+03:00</published><updated>2011-10-20T14:12:42.702+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ağustos böceği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ağusto böceklri neden öter'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Agustos bocekleri neden surekli oterler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ağusto böceği neden sürekli öter'/><title type='text'>Ağustos böcekleri neden sürekli öter ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S9H-wFqWnHI/AAAAAAAAApY/998lAXli3vc/s1600/agustos.JPG" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="192" src="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S9H-wFqWnHI/AAAAAAAAApY/998lAXli3vc/s320/agustos.JPG" tt="true" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bütün yaz, tatile gittiğiniz yerde onları dinlemiş olmalısınız... Günün sıcak saatlerinde hiç durmadan ötüp duran ağustosböceklerini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Neden sürekli car car öterler?&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sevimli yaratıkların ölmeden önce eşlerini bulup üreyebilmek için yalnızca üç haftaları var... Erişkinlik yaşamları gerçekten kısa ama, toprak altında yıllarca larva halinde kalabiliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;a href="http://bilgi-n.com/ilginc-bilgiler/261/agustos-boceginin-otme-nedeni/"&gt;&lt;b style="color: red;"&gt;YAZININ DAHA AYRINTILISINI VE DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN.&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;Ağustosböceğinin yalnızca erkeği ötüyor, dişisi ise dilsiz.&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hayvanların "kulaklar"ı (işitme kapsülleri) karınlarında yer alıyor. Karnın tabanında, erkekte, kas kasılmalarının etkisiyle şekil değiştirmiş kutikula plakları bulunuyor. Bunlar, saniyede 300-900 kez çatırdayarak duyduğumuz sesleri üretiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Üç farklı ses çıkartıyor&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaygın bir tür olan siyah ağustosböceği, üç farklı ses çıkartıyor, ilkini bir saldırıya uğradığında, ikincisini ise eşi birleşmeye davet ettiğinde... En enerjik olan üçüncüsü ise, erkeğin, bulduğu dişiyi uyarmak için söylediği kur şarkısı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-4221223825455202782?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/4221223825455202782/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/agustos-bocekleri-neden-surekli-oterler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4221223825455202782'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4221223825455202782'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/agustos-bocekleri-neden-surekli-oterler.html' title='Ağustos böcekleri neden sürekli öter ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S9H-wFqWnHI/AAAAAAAAApY/998lAXli3vc/s72-c/agustos.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-5907627860932063459</id><published>2010-04-22T20:25:00.001+03:00</published><updated>2010-04-22T20:27:46.574+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='teflon tava nasıl bulundu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Teflon nedir ve nasıl bulundu ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='teflon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='0(Sıfır)doğal sayısı neden çift sayıdır?'/><title type='text'>Teflon nedir ve nasıl bulundu ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S9CG90s40lI/AAAAAAAAApU/q4lUYSOqZpg/s1600/teflontava.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S9CG90s40lI/AAAAAAAAApU/q4lUYSOqZpg/s320/teflontava.jpg" width="309" wt="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Israrcı iddiaların aksine Teflon, uzay programının bir yan ürünü olarak bulunmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teflon, politetrafloroetilen (PTFE) ya da akışık floropolimer'in ticari adıdır, 1938'de Roy Plunkett tarafından tesadüfen keşfedilmiş ve ilk kez 1946'da ticari olarak satışa sunulmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Plunkett, soğutma işlemlerinde kullanılan kloroflorokarbonlarla (CFC) deney yaparken, bir numunenin bir gecede garip özellikleri olan beyazımsı, mumumsu bir kalıp haline geldiğini gördü: Bu garip özellikler, bu maddenin asla yapışmaması ve çok yıpratıcı asitler de dahil olmak üzere hemen hemen tüm kimyasallara karşı eylemsiz oluşuydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Patronu DuPont, öncelikle Manhattan Projesi'nde (1942-46 yıllarında nükleer silah geliştirilmesine verilen kod ad) ve ardından mutfak eşyası olmak üzere kısa sürede bu yeni maddenin çeşitli kullanımlarını buldu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçkimse, Apollo Misyonu'ndaki tüm kablo yalıtımının Teflona dayanması dışında, "uzay programı" efsanesinin nereden geldiğine dair kesin bir kaynak bulamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Teflon kaplı mermiler &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teflonla ilgili diğer efsanelerden biri de Teflon kaplı mermilerin, çelik yeleği delme konusunda diğer türlere göre daha iyi olduğu inanışıdır. Aslında merminin üzerindeki Teflon kaplama, kullanılan silahın namlusunun iç tarafındaki aşınma miktarını azaltmak içindir ve merminin tesiriyle bir ilgisi yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat Teflon, bilinen katı herhangi bir maddeye göre en az sürtünmeye sahip olan maddedir, kızartma tavalarında bu kadar iyi bir yapışmaz yüzey olmasının nedeni budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Peki, madem Teflon bu kadar kaygan, tavaya nasıl yapıştırıyorlar?&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu işlem tavanın yüzeyinde minik pürüzler oluşturmaya yarayan kumlamayla başlar, daha sonra tavaya ince bir tabaka halinde sıvı Teflon püskürtülerek bu pürüzlerin içine akması sağlanır. Tava yüksek ısıda pişirilerek Teflonun sertleşmesi ve makul düzeyde mekanik bir tutunma gerçekleştirmesi sağlanır. Son olarak yalıtkan bir maddeyle kaplanarak yeniden pişirili&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-5907627860932063459?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/5907627860932063459/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/teflon-nedir-ve-nasl-bulundu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/5907627860932063459'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/5907627860932063459'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/teflon-nedir-ve-nasl-bulundu.html' title='Teflon nedir ve nasıl bulundu ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S9CG90s40lI/AAAAAAAAApU/q4lUYSOqZpg/s72-c/teflontava.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-5383920209572015514</id><published>2010-04-21T21:34:00.001+03:00</published><updated>2010-04-21T21:38:41.148+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yunus balığı ne yer ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yunus balıkları hakkında bilmedikleriniz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yunus balık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yunus balığı ne içer'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yunus balığı'/><title type='text'>Yunus balıkları hakkında bilmedikleriniz</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S89F6dp4VoI/AAAAAAAAApM/C2h_1541wdk/s1600/yunus_baligi.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 134px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5462661743718717058" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S89F6dp4VoI/AAAAAAAAApM/C2h_1541wdk/s200/yunus_baligi.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hiçbir şey içmezler. Yunuslar çölde hiçbir su kaynağına ulaşamayan hayvanlar gibidir. Suyu yiyeceklerinden (genellikle balık ve kalamar) ve su açığa çıkaran vücut yağlarını yakarak elde ederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunuslar balinadır, katil balina yunusların en büyük üyesidir. İsimleri İspanyolcada asesina-ballenas, yani "katil balina" sözünün değişime uğramış halidir. Bu şekilde adlandırılmalarının nedeni, bir grubunun biraraya gelince daha büyük balinaları öldürebilmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlı Plinius bu şanı devam ettirmelerinde yardımcı olmamıştır. Ona göre bir katil balina ancak şöyle tanımlanabilir ya da tasvir edilebilirdi: "Vahşi dişlerle donanmış, korkunç büyüklükte bir et kütlesi.."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunusların diğer tüm memelilerden daha fazla, 260'a kadar dişleri olabilir. Buna rağmen balıkları bütün olarak yutarlar. Dişler sadece avı kavramaya yarar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Yunuslar boğulmamak ve korunmak için tek gözü kapalı uyurlar &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunuslar beyinlerinin bir yarısını ve aynı anda zıt yöndeki gözlerini kapatarak uyurlar. Beynin geri kalanı uyanık kalırken diğer göz, yırtıcı hayvanları ve engelleri izler ve su yüzüne çıkıp nefes almayı hatırlar. İki saat sonra yan dönerler. Bu sırada suda giden "tomruk"lara benzerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunuslar Vietnam Savaşı'ndan beri büyük hizmet verdikleri Amerikan Donanması'nda çalışıyor. Amerikan Donanması şu anda yüz kadar yunus ve otuz kadar diğer deniz memelilerinden çalıştırıyor. Altı denizaslanı yakın zamanda Irak Görev Gücü'ne tayin edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katrina tayfunundan sonra, Amerikan Donanması'ndan eğitim almış 36 saldırı yunusunun zehirli mızraklarla donanmış olarak denizde gezindiğine dair bir hikaye dolaştı. Bu hikaye bir uydurmaca gibi görünüyor; her şeyin ötesinde "askeri" yunuslar saldın için değil, bir yerleri bulmak için eğitilir&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-5383920209572015514?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/5383920209572015514/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/yunus-balklar-hakknda-bilmedikleriniz.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/5383920209572015514'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/5383920209572015514'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/yunus-balklar-hakknda-bilmedikleriniz.html' title='Yunus balıkları hakkında bilmedikleriniz'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S89F6dp4VoI/AAAAAAAAApM/C2h_1541wdk/s72-c/yunus_baligi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-7360777075449136396</id><published>2010-04-20T16:53:00.000+03:00</published><updated>2010-04-20T16:53:43.225+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan beyni hangi renktir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beyin rengi ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beynimizin rengi nedir?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Beynimiz hangi renktedir ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4k5dr_RdFI/AAAAAAAASRw/PXECs7vb-AA/s200/Beynimiz+ne+renktir.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4k5dr_RdFI/AAAAAAAASRw/PXECs7vb-AA/s200/Beynimiz+ne+renktir.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Yaşadığımız sürece pembe renktedir. Rengini damarlarımızdan alır. Oksijenli taze kan olmazsa {vücuttan çıkarıldığında olduğu gibi) insan beyni griye döner.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gri madde ve beyaz madde &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşleri biraz karıştıralım; yaşayan bir beynin yaklaşık yüzde 40'ı "gri madde", yüzde 60'ı "beyaz madde"den oluşur. Bu ifadeler bizim gördüğümüz renklerle örtüşen tanımlamalar değil, daha ziyade küçük parçalara ayrılmış ve bölümler halinde iki belirgin şekilde farklı beyin dokusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyin incelemeleriyle bu bölümlerin her birinin fonksiyonunun ne olduğunu anlamaya başladık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gri madde gerçek bilgi "işlemesi"nin yapıldığı hücreleri içerir. Beyinde kullanılan oksijenin yaklaşık yüzde 94'ünü kullanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz madde yağlı bir protein olan myelin'dir, hücrelerin dışına doğru uzayan dendrit ve aksonları sararak birbirinden ayırmaya yarar. Farklı gri maddeleri birbirine ve gri maddeyi vücudun diğer taraflarına da bağlayarak beynin iletişim ağını oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İyi bir benzetme bilgisayardır &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gri madde işlemci, beyaz madde ise kablo bağlantısını oluşturur. Zeka dediğimiz şey hem birlikte hem de hızlı çalışmayı gerektirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kadınla erkeklerin beyni farklı &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi iş daha da ilginç bir hal alıyor: Califomia ve New Mexico üniversitelerinde aynı IQ'ya sahip kadın ve erkek beyinleri üzerinde incelemeler yapıldı. Sonuçlar şaşırtıcıydı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklerde kadınlarınkinden altı buçuk kat daha fazla gri madde varken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kadınlarda erkeklerden on kat daha fazla beyaz madde vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlardaki beyaz maddenin ön loblarda yoğunlaşmış olduğu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;erkeklerdeyse ön loblarda hiç beyaz madde olmadığı anlaşıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ön lobların duygusal kontrol, kişilik ve karar almada önemli olduğu düşünülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani cinsiyet farkıyla ilgili bütün çeşitli "Mars ve Venüs" teorileri yakında fizyolojik bir gerekçe bulabilir. Kadın ve erkeğin beyni farklı bağlantı ve şekillenmeye sahip gibi görünüyor. Ortaya çıkan sonuç (zeka) aynı, fakat üretilme şekli çok farklıdır..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-7360777075449136396?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/7360777075449136396/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/beynimiz-hangi-renktedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/7360777075449136396'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/7360777075449136396'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/beynimiz-hangi-renktedir.html' title='Beynimiz hangi renktedir ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S4k5dr_RdFI/AAAAAAAASRw/PXECs7vb-AA/s72-c/Beynimiz+ne+renktir.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-408572124392177342</id><published>2010-04-20T16:48:00.001+03:00</published><updated>2010-04-20T16:49:59.461+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beynimizin yüzde kaçını kullanırız'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beyinimizin ne kadarını kullanırız ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beynimizin % kaçını kullanırız ?'/><title type='text'>Beyinimizin ne kadarını kullanırız ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S47p-tnU3XI/AAAAAAAASSU/mBa2Uj0g1Ag/s200/Beynimizin+ne+kadar%C4%B1n%C4%B1+kullan%C4%B1r%C4%B1z.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S47p-tnU3XI/AAAAAAAASSU/mBa2Uj0g1Ag/s200/Beynimizin+ne+kadar%C4%B1n%C4%B1+kullan%C4%B1r%C4%B1z.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Yüzde yüzünü. Ya da yüzde üçünü. Genelde beynimizin yüzde 10'unu kullandığımız söylenir. Bu genelde geri kalan yüzde 90'ı da kullanabilsek ne olacağı tartışmasına neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında insan beyninin tamamı zaman zaman da olsa kullanılır. Diğer yandan New York Üniversitesi Sinirsel Bilimler Merkezi'nden Peter Lennie'nin yakın zamanlarda yazdığı bir makale, beynin ideal olarak nöronların yüzde üçünden fazlasını aynı anda çalıştırmaması gerektiğini, aksi halde kullanılan her bir nöronu düzeltmek için, beynin karşılayabileceğinden çok daha büyük bir enerjiye ihtiyaç duyduğunu belirtmektedir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merkezi sinir sistemi beyin ve omurilikten oluşur ve iki tür hücreden meydana gelir: Nöronlar ve glia hücreleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nöronlar temel bilgi işleyicileridir, aralarında veri alışverişi yaparlar. Veriler dal benzeri dendritler aracılığıyla alınır ve kablo benzeri aksonlarla verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her bir nöronda 10.000'e kadar dendrit olabilir fakat sadece bir akson vardır. Akson, küçük bir nöron hücresinden binlerce kat daha uzun olabilir. Zürafalarda bulunan en uzun akson hücresi 4,5 metre uzunluğundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinapslar, akson ve dendritler arasındaki elektrik itkisinin kimyasal sinyallere çevrildiği geçiş yerleridir. Sinapslar elektrik düğmeleri gibidir, bir nöronu diğerine bağlayarak beyni bir iletişim ağına dönüştürürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Glia hücreleri beynin yapısal çerçevesini oluşturur, nöronlan idare ederek temizlik işlevi görür ve nöronlar öldükten sonra kalıntıları temizler. Beyinde nöronların elli katı kadar glia vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek bir insan beyninde yaklaşık:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 000 000 km akson,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.000.000.000.000.000 (bir katrilyon) sinaps&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;200 milyar kadar nöron vardır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer nöronlar dışarıda yan yana yayılsalar 25.000 m², yani bir futbol sahasının dört katını kaplarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyin içinde bilgi alışverişi yollarının sayısı dünyadaki atom sayısından daha fazladır. Bu muazzam potansiyelle, beynimizin kaçta kaçını kullanırsak kullanalım hepimiz tabii biraz daha iyisini yapabiliriz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-408572124392177342?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/408572124392177342/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/beyinimizin-ne-kadarn-kullanrz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/408572124392177342'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/408572124392177342'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/beyinimizin-ne-kadarn-kullanrz.html' title='Beyinimizin ne kadarını kullanırız ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S47p-tnU3XI/AAAAAAAASSU/mBa2Uj0g1Ag/s72-c/Beynimizin+ne+kadar%C4%B1n%C4%B1+kullan%C4%B1r%C4%B1z.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-4437666371378871055</id><published>2010-04-20T16:44:00.000+03:00</published><updated>2010-04-20T16:44:36.641+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cüssesine kıyasla en büyük beyine sahip olan hayvan hangisidir?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Cüssesine kıyasla en büyük beyine sahip olan hayvan hangisidir?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S47rB3vn-AI/AAAAAAAASSc/_ODOwMs5N8g/s200/karinca.gif" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://3.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S47rB3vn-AI/AAAAAAAASSc/_ODOwMs5N8g/s200/karinca.gif" width="150" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;a. Filler &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b. Yunuslar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;c. Karıncalar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;d. İnsanlar  &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevap: &lt;b&gt;Karıncalar&lt;/b&gt;. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karıncalar huzursuzluk yaratacak derecede insanlara  benzerler. Mantar yetiştirirler, böcek olarak afîd beslerler, ordularını savaşa  sokarlar, düşmanlarını korkutmak ve bozguna uğratmak için kimyasal spreyler  kullanırlar, esir alırlar, çocuk işçi kullanırlar, durmaksızın bilgi  alışverişinde bulunurlar. Televizyon izlemek dışında her şeyi yaparlar.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Karıncanın beyni vücudunun toplam  ağırlığının yüzde 6'sını oluşturur &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı yüzdeyi insana da  uygulayacak olsaydık kafamızın şu andakinden üç kat daha büyük olması gerekirdi  ve eğer öyle olsaydı hepimiz Mekon ya da Morrissey bi görünürdük.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortalama insan beyninin ağırlığı 1,6 kg'dır, bu da vücut ağırlığımızın  yüzde 2'sinden biraz fazladır. Bir karıncanın beyni yaklaşık 0,3 mg'dır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karıncaların beyninde insan beynindeki nöronların sadece bir kısmı  bulunsa da bir karınca kolonisi bir süper organizmadır. 40.000 karıncalık  ortalama bir yuvada bir insanınkine eşit sayıda beyin hücresi vardır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Karıncalar 130 milyon yıldır yaşıyor  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karıncalar 130 milyon yıldır yaşıyor ve konuştuğumuz sırada  yaklaşık 10.000 trilyon tanesi dolaşıp duruyor. Gezegenimizdeki karıncaların  toplam kütlesi insanların toplam kütlesinden daha fazladır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karıncaların  bilinen 8000 türü var. Dünyadaki toplam böceklerin yüzde birini karıncalar  oluşturuyor. Dünyadaki toplam böcek sayısı bir kentilyon olarak hesaplanmıştır  (yani 1.000.000.000.000.000.000 adet). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Karıncalar günde sadece birkaç dakika uyur ve su  altında 19 gün yaşayabilirler &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağaç karıncası kafası olmadan yirmi  dört saat idare edebilir. Fakat yalnız bir karınca, kafası olsun olmasın,  kolonisi dışında tek başına yaşayamaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görünüşe göre karıncaların  yollarını bulmalarına yardımcı olan görsel bir hafızaları vardır. Geçtikleri  yerlerin seri fotoğraflarını çekiyor gibidirler. Bilimciler karıncaların  minnacık beyinlerinin bu kadar bilgiyi nasıl sakladığını anlayamıyor.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Karıncalar insanlardan daha güçlü  değildir &lt;/span&gt;!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karıncalar kendi ağırlıklarının misliyle fazlasını  kaldırabilir, ama bunun tek nedeni küçük olmalarıdır. Hayvan ne kadar küçük  olursa vücut kütlesine bağlı olarak kasları da o kadar güçlü olur. Eğer insanlar  karıncalarla aynı boyutta olsaydı onlar da o kadar güçlü olurdu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-4437666371378871055?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/4437666371378871055/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/cussesine-kyasla-en-buyuk-beyine-sahip.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4437666371378871055'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4437666371378871055'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/cussesine-kyasla-en-buyuk-beyine-sahip.html' title='Cüssesine kıyasla en büyük beyine sahip olan hayvan hangisidir?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_8afSsw3jYp8/S47rB3vn-AI/AAAAAAAASSc/_ODOwMs5N8g/s72-c/karinca.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-8025563112637115417</id><published>2010-04-20T16:38:00.001+03:00</published><updated>2010-04-20T16:38:47.490+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Arılar neden vızıldar ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arılar nasıl vızıldar'/><title type='text'>Arılar neden ve nasıl vızıldar ?,Vızıldar arı ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7t0xxB7c_I/AAAAAAAAAoc/CpnYF0-jgyg/s1600/meyve-sinegi.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7t0xxB7c_I/AAAAAAAAAoc/CpnYF0-jgyg/s1600/meyve-sinegi.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Arılar ve diğer böcekler uçarken vızıldarlar. Vızıltı sesi bu böceklerin  kanatlarını çırpmaları sonucunda oluşur. Herhangi bir şey saniyede 16 kereden  daha fazla titreştiğinde belirli bir perdeden bir ses çıkarır. Bilim adamları bu  sesi bir müzik notasıyla eşleştirerek, o böceğin saniyede kaç kere kanat  çırptığını söyleyebilirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Normal bir  karasineğin vızıltısının fa notasına denk düştüğünü biliyor muydunuz?  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karasinek kanatlarını saniyede 352 kere çırpar. Bu sayı  balarıları için (eğer bal ile yüklü değillerse) 440'tır. Bu sırada çıkardıkları  nota la'dır. Bal taşırlarken ise nota si'ye düşer; yani saniyede 330 kere kanat  çırparlar. Görüldüğü üzere masum vızıltılar bile bize önemli bilimsel bilgiler  sağlıyorlar!.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-8025563112637115417?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/8025563112637115417/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/arlar-neden-ve-nasl-vzldar-vzldar-ar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/8025563112637115417'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/8025563112637115417'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/arlar-neden-ve-nasl-vzldar-vzldar-ar.html' title='Arılar neden ve nasıl vızıldar ?,Vızıldar arı ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7t0xxB7c_I/AAAAAAAAAoc/CpnYF0-jgyg/s72-c/meyve-sinegi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-4933290620452238215</id><published>2010-04-20T16:26:00.000+03:00</published><updated>2010-04-20T16:26:14.575+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünyanın yuvarlak olduğunu kim nasıl keşfetti ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Dünyanın yuvarlak olduğunu kim nasıl keşfetti ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S8iBMIM6JOI/AAAAAAAAAo0/4K5AAy-NbOk/s1600/ari.JPG" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S8iBMIM6JOI/AAAAAAAAAo0/4K5AAy-NbOk/s1600/ari.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Kim değil, ne keşfetti demek lazım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İlk  keşfeden arılardır.&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bal arıları en iyi bal özünün nerede olduğunu  birbirlerine anlatmak için Güneş'i referans noktası alan karmaşık bir dil  geliştirmişlerdir. Şaşırtıcı bir şekilde, bunu bulutlu havalarda da, geceleri  de, Dünya'ntn öbür tarafında olan Güneş'in pozisyonunu hesaplayarak  yapabiliyorlar. Bu da onların, bizden 1,5 milyon kat daha küçük beyne sahip  olmalarına rağmen bilgiyi öğrenip saklayabildikleri anlamına geliyor.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir arının beyninde 950.000 civarında nöron vardır. İnsan beyninde ise  100 ila 200 milyar arası nöron bulunur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bal arılarında, Güneş'in  gökyüzünde 24 saat boyunca gerçekleştirdiği hareketleri gösteren içsel bir  "harita" vardır, çabucak yerel şartlara uyum sağlayabilmek için bu haritayı  değiştirebilirler (nereden nereye uçulacağına dair karar 5 saniye içinde  verilmek zorundadır). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, bal arıları yerkürenin manyetik alanına  diğer tüm canlılardan daha duyarlıdır. Bu özelliklerini rota belirlemede ve  kovanlardaki petek levhaların yapımında kullanırlar. Yapılmakta olan bir peteğin  yakınına güçlü bir mıknatıs konursa, doğadaki hiçbir şeye benzemeyen  silindirimsi garip bir petek oluşur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir  arı kovanının sıcaklığı insan vücudununkiyle aynıdır. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arılar  yaklaşık 150 milyon yıl önce, Kretase döneminde, kabaca çiçekli bitkilerle aynı  zamanlarda meydana çıkmıştır. Bal arısı familyası, Apis, 25 milyon yıl öncesine  kadar henüz ortaya çıkmamıştı. Onlar gerçekten otçul yaban arılarının bir  türüdür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Arılar antenleriyle koku alır.  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kraliçe bal arısı "kraliçe özü" denen bir kimyasal vererek işçi  arıların dişi döl üretmelerini engeller. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çay kaşığı dolusu bal  üretmek için 12 arının ömür boyu çalışması gerekir. Arıların bir turu yaklaşık  12 km'dir ve günde birçok turları olur. 450 gram bal üretebilmek için bir arının  75.000 km yol kat etmesi gerekir, ki bu neredeyse Dünya'nın çevresinde iki tur  atmak demektir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-4933290620452238215?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/4933290620452238215/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/dunyann-yuvarlak-oldugunu-kim-nasl.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4933290620452238215'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4933290620452238215'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/dunyann-yuvarlak-oldugunu-kim-nasl.html' title='Dünyanın yuvarlak olduğunu kim nasıl keşfetti ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S8iBMIM6JOI/AAAAAAAAAo0/4K5AAy-NbOk/s72-c/ari.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-2779821465625251962</id><published>2010-04-18T20:47:00.000+03:00</published><updated>2010-04-18T20:47:50.393+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dört boyuttan daha fazlası varmıdır ?'/><title type='text'>Dört boyuttan daha fazlası varmıdır ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S8tFhY4Nx0I/AAAAAAAAApI/JTCVrnj4yV8/s1600/DRT_BO~1.JPG" imageanchor="1" style="clear: right; cssfloat: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S8tFhY4Nx0I/AAAAAAAAApI/JTCVrnj4yV8/s1600/DRT_BO~1.JPG" wt="true" /&gt;&lt;/a&gt;Şimdiye kadar üçü uzayda, biri zamanda olmak üzere dört boyut belirlenebildi. Ama fizikçiler, evrende daha fazla "saklı" boyutların ola­bileceği olasılığını araştırıyorlar. Bir benzetmeyle açıklamaya çalışırsak, uzaktan bakıldığında tek bir şerit halinde görülen bahçe hortumu yakından bakıldığında üç boyutlu görülür. Bu saklı boyutlar birbirine sıkıca kenetlenmiş olduğu halde, evrenimizin şekillenmesinde anahtar rol oynarlar. Bütün atomları ve güçleri kapsayan bir eşitlikler serisi olan "Her şeyin Teorisini araştıran fizikçiler, bildiğimiz 4 boyuta 6 boyut daha ilave edilirse, bazı zor problemlerin ortadan kalkacağını iddia ediyorlar. Bu şöyle açıklanabilir, bazı matematik problemlerini çözmemize yarayan bu saklı boyutların varlığını bugüne kadar somut olarak kimse ispat edememiştir&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-2779821465625251962?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/2779821465625251962/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/dort-boyuttan-daha-fazlas-varmdr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/2779821465625251962'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/2779821465625251962'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/dort-boyuttan-daha-fazlas-varmdr.html' title='Dört boyuttan daha fazlası varmıdır ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S8tFhY4Nx0I/AAAAAAAAApI/JTCVrnj4yV8/s72-c/DRT_BO~1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-5240853649842130170</id><published>2010-04-16T18:26:00.000+03:00</published><updated>2010-04-16T18:26:19.857+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Arılar neden vızıldar ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Arılar nasıl iletişim kurar ?'/><title type='text'>Arılar neden vızıldar ? Arılar nasıl iletişim kurar ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S8iBMIM6JOI/AAAAAAAAAo0/4K5AAy-NbOk/s1600/ari.JPG" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="203" src="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S8iBMIM6JOI/AAAAAAAAAo0/4K5AAy-NbOk/s320/ari.JPG" width="320" wt="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;İletişim kurmak için. Arılar hareketleri ve "dansları" gibi, vızıltılarını da bilgiyi iletmek için kullanırlar. Arılarla ilgili on farklı ses tanımlanmış ve bazıları belirli faaliyetlerle ilişkilendirilmişti.r. .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kullanımlardan en belirgini, kovanı soğutmak için yapılan "yelpazeleme"dir. Saniyede 250 vuruşla uzun ve durağandır, kovanın kendisi bu sesi daha da güçlendirir. Arılar ayrıca tehlikeyi haber vermek için daha yüksek sesle vızıldarlar (bir kovana yaklaşırsanız ses tonundaki değişimi fark edersiniz); "tehlike geçti" işaretini verip kovanı yatıştırana kadar saniyede 500 vuruşluk bir dizi gerçekleştirirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Özellikle kraliçe arı çok zengin çeşitlilikte sese sahiptir&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni bir kraliçe yavruladığında yüksek perdeden cıvıldar, buna "ötme" ya da "çığırma" denir. Kız kardeşleri (hücrelerinde kıvrılmış durumda) bu sese vıraklama gibi bir sesle cevap verirler. Bu büyük bir hatadır: Bir kovanda sadece bir kraliçe olabilir. Yavrulayan kraliçe "vıraklamaları" rehber olarak kullanıp her birini avlar; hücrelerini yararak açar, sonra da ya öldürene kadar sokar ya da kafalarını koparır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Arılar bacaklarını duymak için kullanır&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kovandaki ses "mesajları" titreşimin yoğunluğu sayesinde iletilir. Fakat, arıların antenleri üzerine yapılan son araştırmalar, "koklamak" için kullandıkları kimyasal reseptörler kadar, antenleri kaplayan kulak çeperi gibi levhaları da (bunlar "kulak" olabilir) kullandıklarını ortaya koymaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, "sallanma dansı" sırasında diğer işçi arıların, antenleriyle neden dans eden arıların "sallanan" karınları yerine göğüslerine dokunduklarını açıklıyor - bal özüne götüren bilgileri görmekten ziyade duyuyorlar. Ne de olsa kovanın içi karanlık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Arıların nasıl vızıldadığı daha tartışmalı&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlara kadar başlıca teori, yanlarında bulunan 14 ("solunum deliği" denen) nefes alma deliğini (aynen bir trompetçinin enstrümanının sesini dudaklarıyla kontrol etmesi gibi) ses çıkarmak için kullandıklarıydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;California Üniversitesi'ndeki böcekbilimciler bu delikleri dikkatlice kapatarak bu teorinin yanlış olduğunu ispatladı. Delikler kapatıldıktan sonra da arılar hâlâ vızıldıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son hipotez ise vızıldamanın kısmen kanatlardaki titreşimden kaynaklandığı ve göğsün bu sesi biraz güçlendirdiği yönünde. Bir arının kanadını koparmak sesin şiddeti ve yoğunluğunu değiştirse de vızıldamasını durdurmaz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-5240853649842130170?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/5240853649842130170/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/arlar-neden-vzldar-arlar-nasl-iletisim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/5240853649842130170'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/5240853649842130170'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/arlar-neden-vzldar-arlar-nasl-iletisim.html' title='Arılar neden vızıldar ? Arılar nasıl iletişim kurar ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S8iBMIM6JOI/AAAAAAAAAo0/4K5AAy-NbOk/s72-c/ari.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-6567038140643374913</id><published>2010-04-13T18:51:00.000+03:00</published><updated>2010-04-13T18:51:41.404+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İzafiyet Teorisi&apos;ni kim neden buldu ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='izafiyet teorisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>İzafiyet Teorisi'ni kim neden buldu ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S8SS4HD_wKI/AAAAAAAAAow/k1MEykQCezw/s1600/ZAFIYE~1.JPG" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S8SS4HD_wKI/AAAAAAAAAow/k1MEykQCezw/s1600/ZAFIYE~1.JPG" wt="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Einstein bulmadı. İzafiyet teorisi ilk kez 1632'de Galileo Galilei tarafından "Dünyanın Başlıca İki Sistemine Dair Diyalog" makalesinde dile getirildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzafiyeti anlamak için, yerini aldığı teoriyi anlamamız gerekir. Bu teori, MÖ 4. yüzyılda Aristoteles tarafından doğru kabul edilen "eylemsizlik" teorisidir ve eylemsizliğin her nesnenin doğal hali olduğunu, bir nesne kendi haline bırakıldığında' ilk durumuna geri döneceğini belirtir. ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzafiyet teorisi, tüm nesnelerin hareketinin birbirlerinin hareketine bağlı olduğunu ve bir nesneyi "eylemsiz" olarak tanımlamanın sadece bir kabul olduğunu savunur. Bu teori şöyle devam eder: Bir nesnenin hızı da kesin olarak belirtilemez; sadece başka bir şeye "izafeten" belirtilebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalyan gökbilimci ve filozof Galileo da modern fiziğin kurucularından biridir. O daha çok "Kopernik"in (ya da Aristarkos'un) Dünya'nın Güneş etrafında döndüğüne dair teorisini desteklemesiyle ünlüdür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katolik Kilisesi ona şiddetle cephe almıştır, fakat Galileo ilkeleri için fare dolu bir hücrede çürümemiştir. Cezasını çekmeye Siena Başpiskoposu'nun lüks evinde başlamış ve daha sonra rahat bir göz hapsi için Floransa yakınındaki villasına geri götürülmüştür. Katolik Kilisesi 1992'ye kadar Galileo'nun güneş sistemi hakkındaki görüşlerinin doğruluğunu kabul etmemiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galileo bu konuda haklı olabilir, fakat hatalar yapmaya da çok açıktır: Dünya'nın dönüşüyle ilgili en dikkat çekici iddiası, gelgitlere Dünya'nın kendi etrafındaki dönüşünün sebep olduğuydu. Akdeniz'de Kızıldeniz'den daha çok gelgit olduğunu gözlemlemiş ve bunu denizin, Dünya'nın dönüşüyle çalkalanmasına bağlamıştır; ayrıca Akdeniz'in, doğu-batı hizasında olduğu için daha güçlü hareket ettiğini savunmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu argüman, görgü tanığı gemicilerin ifadesiyle yalanlanmıştır. Gemiciler, Galileo'nun ileri sürdüğü gibi tek eğil, günde iki gelgit olduğunu işaret etmiştir. Galileo onlara inanmayı reddetmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albert Einstein da Galileo'nun izafiyet teorisinde bazı hatalar olduğunu fark etmiştir, ya da daha ziyade özel durumlarda teori çökmüştür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Einstein'ın 1905'teki On the Electrodynamics of Moving Bodies [Hareket Eden Cisimlerin Elektrodinamiği Üzerine] makalesi, Özel İzafiyet Teorisi'nden bahseden ilk çalışmadır ve burada, boşlukta ışık hızına yakın hareket eden cisimlerin garip özellikleri tarif edilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel teoriyi ağırlık gibi daha geniş ölçekli olaylara da uygulayan Genel İzafiyet Teorisi ise on yıl sonra, 1915'te yayımlandı..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-6567038140643374913?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/6567038140643374913/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/izafiyet-teorisini-kim-neden-buldu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/6567038140643374913'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/6567038140643374913'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/izafiyet-teorisini-kim-neden-buldu.html' title='İzafiyet Teorisi&apos;ni kim neden buldu ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S8SS4HD_wKI/AAAAAAAAAow/k1MEykQCezw/s72-c/ZAFIYE~1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-5663888264942421299</id><published>2010-04-13T18:50:00.000+03:00</published><updated>2010-04-13T18:50:01.393+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünyanın Güneşin etrafında döndüğünü iddaa eden ilk kişi kimdir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dünyanın güneş etrafında döndüğünü söyleyen kişi kimdir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Dünyanın Güneşin etrafında döndüğünü iddaa eden ilk kişi kimdir ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S8SSlLIQnkI/AAAAAAAAAos/WbV_EoY5h_E/s1600/kopernik.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S8SSlLIQnkI/AAAAAAAAAos/WbV_EoY5h_E/s1600/kopernik.jpg" wt="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Kopernik'ten tam 1800 yıl önce MÖ 310'da doğan Samoslu Aristarkos. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aristarkos sadece yerküre ve gezegenlerin Güneş etrafında döndüğünü ortaya atmakla kalmamış, Dünya, Ay ve Güneş'in birbirlerine göre olan büyüklüklerini ve uzaklıklarını hesaplamış ve gökyüzünün küresel bir kubbe şeklinde değil neredeyse sonsuz genişlikte bir evren olduğunu keşfetmiştir. Ama onu dikkate alan olmamıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aristarkos yaşarken gökbilimciden çok matematikçi olarak tanınırdı. Onun hakkında İskenderiye Lisesi'nde okuduğu ve daha sonraları Romalı mimar Vitruvius'un belirttiği gibi "bilimin her dalında bilgili" bir adam olduğu dışında pek bir şey bilmiyoruz. Ayrıca yarıküre şeklindeki güneş saatini de o icat etmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece bir çalışması günümüze ulaşabilmiştir: Güneş'in ve Ay'ın Büyüklük ve Mesafeleri Üzerine. Maalesef burada Güneş merkezli teorisinden bahsetmiyor. Bu teoriden, Arşimet'in, Aristarkos'un teorilerine muhalefet ettiği bir yazısındaki tek bir yorumundan dolayı haberdarız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kopernik kesinlikle Aristarkos'un farkındaydı, çünkü çığır açan eseri Göklerdeki Kürelerin Dönüşüne Dair'in elyazmalarında ondan saygıyla bahseder. Fakat kitap 1514'te basıldığında ileri görüşlü Yunanlarla ilgili kısımlar, muhtemelen kitabın özgünlük iddialarını sarsmasına kızan yayımcı tarafından çıkarılmıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-5663888264942421299?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/5663888264942421299/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/dunyann-gunesin-etrafnda-dondugunu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/5663888264942421299'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/5663888264942421299'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/dunyann-gunesin-etrafnda-dondugunu.html' title='Dünyanın Güneşin etrafında döndüğünü iddaa eden ilk kişi kimdir ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S8SSlLIQnkI/AAAAAAAAAos/WbV_EoY5h_E/s72-c/kopernik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-893588640882523160</id><published>2010-04-10T20:32:00.000+03:00</published><updated>2010-04-16T21:30:46.247+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İyimserler daha uzun mu yaşarlar ?- iyimser insanlar çokmu yaşarlar ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>İyimserler daha uzun mu yaşarlar ? iyimser insanlar çokmu yaşarlar ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S8C2GpIoHeI/AAAAAAAAAok/GiaI7S6t_FY/s1600/yasli-bayan-gulumseyen-gulen.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S8C2GpIoHeI/AAAAAAAAAok/GiaI7S6t_FY/s320/yasli-bayan-gulumseyen-gulen.jpg" width="203" wt="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Yapılan yeni bir araştırma iyimser olanlarımızın kalp hastalığına yakalanma ve erken ölme risklerinin düşük olduğunu gösteriyor. Pittsburgh Üniversitesi Tıp Merkezi'nde dahiliyeci olan Hillary Tindle'ın önderliğinde yapılan çalışmada araştırmacılar, Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü'nün 1991'de başlattığı 15 yıllık bir kadın sağlığı araştırmasına katılan 50 yaş ve üstündeki toplam 97.253 kadından sekiz yıl boyunca toplanan verileri incelediler. Çalışmanın sonuçlarına göre iyimser kadınların kötümser olanlara göre kalp hastalığından ölme riski % 30, herhangi bir sebepten ölme riski ise % 14 daha düşük. Siyah ırktan kadınlara ilişkin sonuçlar daha da çarpıcı; onlar arasında iyimserlerin kalp hastalığından ölme riski % 38, herhangi bir sebepten ölme riski ise % 33 daha düşük. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;..&lt;br /&gt;Araştırmacılar bu bulguların bir sebep-sonuç ilişkisi değil sadece bir bağlantı gösterdiğini vurguluyorlar. Tindle, iyimser insanların daha uzun yaşamasının, bu insanların genel olarak daha sağlıklı, daha zayıf ve daha hareketli olmaları ve sigaraya daha az rağbet etmeleriyle ilgili olabileceğini söylüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyimser insanların doktorlarının verdiği diyet programlarına sıkı sıkıya uyma eğiliminde olduklarını gösteren bir araştırmayı referans gösteren Tindle, iyimserlerin sağlıklarıyla ilgili tavsiye almaya istekli olduklarını ve aldıkları tavsiyelere uymaya gayret ettiklerini düşünüyor. Ayrıca iyimserlerin çevrelerinin daha geniş ve sosyal ilişkilerinin daha güçlü olduğunu, bunun da kalp hastalıklarında bir risk faktörü olan kronik stresle daha kolay başa çıkmalarına yardım ediyor olabileceğini söylüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Tindle, araştırma sonuçlarının kötümserlerin erken ölmeye mahkûm olduğu anlamına gelmediğini de ekliyor. Bunun sadece tek bir araştırma olduğunu ve sorunun temeline inebilmek için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini belirtiyor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-893588640882523160?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/893588640882523160/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/iyimserler-daha-uzun-mu-yasarlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/893588640882523160'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/893588640882523160'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/iyimserler-daha-uzun-mu-yasarlar.html' title='İyimserler daha uzun mu yaşarlar ? iyimser insanlar çokmu yaşarlar ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S8C2GpIoHeI/AAAAAAAAAok/GiaI7S6t_FY/s72-c/yasli-bayan-gulumseyen-gulen.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-6518179006895915079</id><published>2010-04-10T20:29:00.000+03:00</published><updated>2010-04-10T20:29:38.234+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zürafanın mı daha çok boyun kemiği vardır yoksa farenin mi ?'/><title type='text'>Zürafanın mı daha çok boyun kemiği vardır yoksa farenin mi ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S8C1Zbz3JfI/AAAAAAAAAog/I0wQQg4w-8o/s1600/ZRAFAB~1.JPG" imageanchor="1" style="clear: right; cssfloat: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S8C1Zbz3JfI/AAAAAAAAAog/I0wQQg4w-8o/s1600/ZRAFAB~1.JPG" wt="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;İkisinin de yedi tane boyun omuru vardır. Deniz ayısı (manati) ve tembel hayvan dışındaki tüm memelilerde de bu böyledir. İki parmaklı tembel hayvanda altı boyun omuru olduğundan kafasını çevirmekte zorlanır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşlar tüylerini temizlerken kafalarını çok fazla çevirme ihtiyacı duydukları için memelilerden çok daha fazla boyun omurları vardır. ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baykuşların 14, ördeklerin 16 tane boyun omurları vardır, ama rekor 25 omurla sessiz kuğudadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baykuşlar iddia edilenin aksine kafalarını 360 derece çeviremez, fakat 270 dereceye kadar çevirebilirler. Bu, fazladan omurlar ve kemiklerin birbirinden bağımsız hareket etmesini sağlayan özel bir kas yapısı sayesinde mümkün olabilmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu özellik, baykuşların gözlerini hareket ettirememesini telafi eder. Eğer görüş alanlarını değiştirmek isterlerse kafalarını çevirmek zorundadırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baykuşların gözleri dışa doğru çıkıktır, bu da nesneleri üç boyutlu görebilmelerine imkan veren dürbün görüşünü arttırır. Bu özellik gece avlanmak için zorunludur. Ayrıca mümkün olduğunca çok ışık alabilmek için gözleri oldukça büyüktür. Eğer bizim aynı ölçekte gözlerimiz olsaydı greyfurt büyüklüğünde olurdu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baykuşların gözleri daha da geniş bir retina oluşturabilmek için küre değil, boru biçimindedir. Alaca baykuşların gözleri ışığa bizim gözümüzden yüz kat daha duyarlıdır. Işık seviyesi bir mum ışığına düşürülse bile 500 metreden yerde fareyi görebilirler&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-6518179006895915079?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/6518179006895915079/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/zurafann-m-daha-cok-boyun-kemigi-vardr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/6518179006895915079'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/6518179006895915079'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/zurafann-m-daha-cok-boyun-kemigi-vardr.html' title='Zürafanın mı daha çok boyun kemiği vardır yoksa farenin mi ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S8C1Zbz3JfI/AAAAAAAAAog/I0wQQg4w-8o/s72-c/ZRAFAB~1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-2396241118668279926</id><published>2010-04-06T20:52:00.000+03:00</published><updated>2010-04-06T20:52:19.022+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Uzaya giden ilk hayvan hangisidir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uzaya çıkan ilk canlı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Uzaya giden ilk hayvan hangisidir ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7t0xxB7c_I/AAAAAAAAAoc/CpnYF0-jgyg/s1600-h/meyve-sinegi.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="238" nt="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7t0xxB7c_I/AAAAAAAAAoc/CpnYF0-jgyg/s320/meyve-sinegi.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Meyve sineği. 1946 Temmuz'unda küçücük astronotlar bir miktar tahıl tohumuyla birlikte Amerikan V2 roketine bindirilip uzaya fırlatıldılar. Yüksek irtifada patlamanın radyasyon üzerine etkisini test etmeye alışkındılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meyve sinekleri laboratuvarlar için idealdir. Bilinen insan hastalıkları genlerinin dörtte üçünün genetik kod karşılığı meyve sineklerinde bulunur. Onlar da geceleri uyur, narkoza benzer bir tepki verir ve en güzeli de çok çabuk ürerler. 15 günde yepyeni bir jenerasyon oluşturabilirsiniz.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;Meyve sineğinden sonra yosun, sonra da maymun gönderildi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzay, "100 km yükseklikten sonra başlar" diye tarif edilir. Uzaya meyve sineğinden sonra ilk olarak yosun ve sonra da maymun gönderildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzaydaki ilk maymun 1949'da 134 km yüksekliğe ulaşan Albert II idi. Onun selefi Albert I bir yıl önce 100 km sınırına ulaşamadan boğularak can verdi. Maalesef Albert II de iniş sırasında roket kapsülündeki paraşütün açılmaması nedeniyle öldü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzaydan bir maymunun sağlam dönebilmesi 1951'i buldu Albert VI ona eşlik eden 11 fareyle birlikte dönmeyi başardı (gerçi o da dönüşünden iki saat sonra öldü). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelde öncü uzay maymunları pek uzun ömürlü olmaz, fakat 1959'daki görevinden sonra 25 yıl yaşamış olan sincabımsı maymun Baker gurur verici bir istisnadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruslar köpekleri tercih etmiştir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rusların yörüngeye gönderdiği ilk hayvan Sputnik 2'deki Laika'dir (1957). Laika uçuş sırasındaki sıcaklık stresinden dolayı öldü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzaya 1961'de çıkan ilk insan Yuri Gagarin'den önce en az on köpek daha gönderilmişti. Bu köpeklerden altısı yaşamlarına devam etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruslar 1968'de uzayın derinliklerine de hayvan gönderdi. Bu hayvan bir Horsefield kaplumbağasıydı ve ayın yörüngesindeki ilk canlı varlık (aynı zamanda dünyanın en hızlı kaplumbağası) oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzaya gönderilmiş olan diğer hayvanlar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzaya gönderilmiş olan diğer hayvanlar arasında şempanzeler (hiçbiri ölmemiştir), hintdomuzu, kurbağa, fare, kedi, eşekarısı, böcek, örümcek ve çok dayanıklı bir balık olan mummi-chog var. Japonların uzaya gönderdiği hayvanlar ise 1985'te yolladıkları on tane semenderdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2003'teki Kolombiya uzay mekiği faciasından sağ kurtulan tek canlı, enkaz altında bulunan mekiğin laboratuvarından çıkan nematod kurtlarıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-2396241118668279926?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/2396241118668279926/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/uzaya-giden-ilk-hayvan-hangisidir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/2396241118668279926'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/2396241118668279926'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/uzaya-giden-ilk-hayvan-hangisidir.html' title='Uzaya giden ilk hayvan hangisidir ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7t0xxB7c_I/AAAAAAAAAoc/CpnYF0-jgyg/s72-c/meyve-sinegi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-8368566467845694118</id><published>2010-04-06T20:49:00.000+03:00</published><updated>2010-04-06T20:49:14.071+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kobay nedir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kobay ne için kullanılır ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Kobay nedir ?,Kobay ne için kullanılır ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7tz-Soy31I/AAAAAAAAAoY/F6AXgA2xSAU/s1600-h/crestedfamily11.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; cssfloat: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="189" nt="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7tz-Soy31I/AAAAAAAAAoY/F6AXgA2xSAU/s320/crestedfamily11.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Öğle yemeği için. Kobaylar ya da hintdomuzları artık neredeyse hiç deney hayvanı olarak kullanılmıyor, ama Perulular bunlardan her yıl yaklaşık 65 milyon adet tüketiyor. Ayrıca Kolombiya, Bolivya ve Ekvador'da da afiyetle yeniyorlar. En lezzetli yerleri tabii ki yanaklarıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Laboratuvar hayvanlarının yüzde 99'u fare ve sıçanlardan oluşmaktadır ve tavşan ve tavuklar kobayların kendisinden çok daha fazla "kobay" olarak kullanılmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fare ve sıçanlar, genetik olarak daha kolay değiştirilebilirler ve 19. yüzyıl tıp araştırmalarının en çok tercih edilen kurbanları olan kobaylara nazaran çok daha çeşitli insan hastalığına model oluşturabilirler. 1890'larda difterinin antitoksini, kobaylar kullanılarak bulunmuş ve milyonlarca çocuğun hayatı kurtulmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde kobayların kullanımları aşırı duyarlılık reaksiyonu çalışmalarında devam ediyor. Ayrıca beslenme araştırmalarında da kobaylardan faydalanılıyor, çünkü kobaylar (primatlar haricinde) C vitaminini kendileri sentezleyemeyen tek memelidir ve bu ihtiyaçlarını yiyecekler aracılığıyla karşılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortalama bir kobayın ağırlığı 250 gramla 700 gram arasında değişir, fakat Peru'daki La Molina Üniversitesi bir kiloluk kobaylar geliştirerek ihracat pazarında rağbet görmeyi umuyor. Eti az yağlı ve kolesterolü düşüktür, tadı tavşan etine benzer. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peru'da hayvanların dumana ihtiyaçları olduğuna dair Andlar'dan gelen bir inanış gereği hayvanlar mutfakta tutulur. Ve Andlar'daki halk doktorları insanlardaki hastalıkları kobayları kullanarak ortaya çıkarır; bir kemirgen, hasta bir insanın üzerinde gezdirildiğinde hastalığın bulunduğu bölgede cıyaklayacağına inanılır. Peru'nun Cuzco şehrinin katedralinde Son Akşam Yemeği'ni tasvir eden bir tabloda İsa ve havarileri kızarmış kobay yemek üzereyken resmedilmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2003'te Venezüella'daki arkeologlar sekiz milyon yıl önce yaşamış olan kobay benzeri çok büyük bir yaratığın fosil kalıntılarını buldu. Phoberomys pattersoni bir inek büyüklüğünde ve ortalama evcil bir kobayın 1400 katı ağırlığındaydi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngilizcede kobaylar için kullanılan "guinea pig" teriminin nereden geldiğiniyse kimse bilmiyor. Fakat en olası açıklama, Güney Amerika'dan çıkıp Batı Afrika'daki Guinea limanı üzerinden Avrupa'ya geldikleridir..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-8368566467845694118?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/8368566467845694118/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/kobay-nedir-kobay-ne-icin-kullanlr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/8368566467845694118'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/8368566467845694118'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/kobay-nedir-kobay-ne-icin-kullanlr.html' title='Kobay nedir ?,Kobay ne için kullanılır ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7tz-Soy31I/AAAAAAAAAoY/F6AXgA2xSAU/s72-c/crestedfamily11.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-2867625128232656808</id><published>2010-04-06T20:46:00.000+03:00</published><updated>2010-04-06T20:46:42.280+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yeryüzünde en fazla oksijen üreten şey nedir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Yeryüzünde en fazla oksijen üreten şey nedir ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7tzadjyHRI/AAAAAAAAAoU/nXf1E2MCAuM/s1600-h/su-yosunu.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" nt="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7tzadjyHRI/AAAAAAAAAoU/nXf1E2MCAuM/s1600/su-yosunu.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Su yosunları. Su yosunlan fotosentezin atık maddesi olarak oksijen açığa çıkarır. Çıkardıkları net oksijen miktarı diğer tüm ağaçların ve kara bitkilerinin birlikte çıkardıklarından daha fazladır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölü yosunlarsa petrol ve doğalgazın temel bileşenleridir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mavi-yeşil yosun ya da cyanobacteria (Yunanca kyanos - "koyu yeşilimsi mavi") 3,6 milyar yıllık fosillerle dünyanın bilinen en eski canlı varlığıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yosunların sınıflandırılması konusunda bitki ve bakteri arasında hep tereddüt ve kararsızlık olmuştur. Şimdi kati olarak Monera aleminin (Yunanca moneres - "tek" anlamına gelir, tek hücreli yapılar kastedilir) bakteri tarafındadırlar. ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spirulina ilgi artıyor &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tür yosun olan spirulina 4000 m2 alanda soya fasulyesinin ürettiğinden yirmi kat daha fazla protein üretir. Spirulina, yüzde 70 protein (dana etinde yüzde 22'dir), yüzde 5 yağ, yüzde sıfır kolesterol ve muazzam düzeyde vitamin ve mineral içerir. Bu yüzden spirulina püresinin popülaritesi her geçen gün artmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca bağışıklık sistemini de destekler, özellikle protein interferonların üretilmesi ve vücudun virüs ve tümör hücrelerine karşı ilk savunmasında etkilidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spirulinanın beslenme ve sağlıkla ilgili faydaları yüzyıllar önce Aztekler, Sahra içlerindeki Afrikalılar ve flamingolar tarafından keşfedilmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelecek için önemi, bu yosunun verimli olmayan topraklarda tuzlu su kullanımıyla (bu suyu da geri dönüştürerek) yetiştirilebilir olmasıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erozyona neden olmayan bir üründür, gübre ya da zirai ilaç gerektirmez ve havayı yetişen her şeyden çok daha fazla temizler&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-2867625128232656808?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/2867625128232656808/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/yeryuzunde-en-fazla-oksijen-ureten-sey.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/2867625128232656808'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/2867625128232656808'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/yeryuzunde-en-fazla-oksijen-ureten-sey.html' title='Yeryüzünde en fazla oksijen üreten şey nedir ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7tzadjyHRI/AAAAAAAAAoU/nXf1E2MCAuM/s72-c/su-yosunu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-6463064823959168107</id><published>2010-04-06T20:42:00.000+03:00</published><updated>2010-04-06T20:42:04.273+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mide ülseri nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sebebi nelerdir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Mide ülseri nedir,sebebi nelerdir ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7tyYm3kRkI/AAAAAAAAAoQ/zXzHUVTBt_Q/s1600-h/mide-%C3%BClseri.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" nt="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7tyYm3kRkI/AAAAAAAAAoQ/zXzHUVTBt_Q/s1600/mide-%C3%BClseri.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Stres ya da baharatlı yiyecekler değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır süregelen tıbbi tavsiyelerin aksine, mide ve bağırsak ülserinin stres ya da hayat tarzından değil, bir bakteriden kaynaklandığı anlaşılmaya başlandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülser hâlâ nispeten yaygındır, on insandan birinde ortaya çıkmaktadır. Ülser acı veren ve ölümcül olabilen bir hastalıktır. Napolyon da, James Joyce da mide ülserine bağlı sorunlardan ölmüştür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Helicobacter &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1980'lerin başında Barry Marshall ve Robin Warren isimli iki Avustralyalı patolojisi, gastrit ve ülseri olan insanların midelerinin alt kısmında tanımlanamayan bir bakterinin önceden kolonileştiğini fark etti. Bu bakteriyi yetiştirip Helicobacter pylori ismini verdiler ve üzerinde deneyler yapmaya başladılar. Bakterinin ortadan kaldırılmasının ülseri de tedavi ettiğini keşfettiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün bile çoğu insan ülserin stresten kaynaklandığını zannediyor. Bu kanının tıbbi açıklaması, stresin mideye kan pompalanmasını engelleyerek koruyucu iç çeper sıvısı salgılanmasını azaltmasıydı. Bu durum dokuyu mide asidine maruz bırakarak gittikçe ülsere sebep oluyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marshall ve Warren'ın tezleri modern tıpta daha önce görülmemişti: Bir kabarcığa ya da yaraya benzeyen yaygın bir fizyolojik vaka, aslında bulaşıcı bir hastalık olabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marshall kendi kendisinin kobayı oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Petri kabı dolusu bakteri içti ve ciddi bir gastrit durumuyla karşı karşıya kaldı. Bu bakterinin ne durumda olduğuna dair kendisinde de­neyler yapıp midesinin bu bakteriyle dolu olduğunu gördü, kendini bir kür antibiyotikle tedavi etti. Yaygın tıbbi kabulün yanlışlığı kanıtlanmış oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2005'te Marshall ve Warren azim ve ileri görüşlülükleri nedeniyle ödüllendirilerek Nobel Tıp Ödülü'ne layık görüldüler &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Helicobacter pylori insan popülasyonunun yarısında ve gelişmekte olan ülkelerdeki insanların tamamında bulunuyor. Genelde çocuklukta bulaşıyor ve ömür boyu midede kalabiliryor. Bulaştığı insanların sadece yüzde 10-15'inde ülsere sebep olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun neden olduğunu bilmiyoruz, ama nasıl tedavi edildiğini biliyoruz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-6463064823959168107?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/6463064823959168107/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/mide-ulseri-nedirsebebi-nelerdir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/6463064823959168107'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/6463064823959168107'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/mide-ulseri-nedirsebebi-nelerdir.html' title='Mide ülseri nedir,sebebi nelerdir ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7tyYm3kRkI/AAAAAAAAAoQ/zXzHUVTBt_Q/s72-c/mide-%C3%BClseri.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-5228861497010510515</id><published>2010-04-06T20:37:00.000+03:00</published><updated>2010-04-06T20:37:50.842+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Penisilini kim nasıl ve nerede keşfetti ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Penisilini kim nasıl ve nerede keşfetti ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7txXQYJ0fI/AAAAAAAAAoM/r1r7APIDT6w/s1600-h/penisilin.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" nt="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7txXQYJ0fI/AAAAAAAAAoM/r1r7APIDT6w/s320/penisilin.jpg" width="289" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Sir Alexander Fleming listenin çok çok altlarındadır... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuzey Afrika'nın Bedoin kabilesinin üyeleri bin yıldan fazla bir süredir eşek koşumlarının üzerindeki küfleri merhem yapımında kullanmaktadırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1897'de Ernest Duchesne adında genç bir Fransız doktor, ahırcı Arap çocukların rutubetten küflenmiş semerleri, nasıl semer sıyrıklarını tedavi etmek için kullandıklarını gözlemleyerek bunu yeniden keşfetti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küfün Penicillium glaucum olduğunu saptadığı eksiksiz bir araştırma yaptı, küfü kobaylardaki tifo tedavisinde kullandı ve Ecoli bakterisi üzerindeki yıkıcı etkisini fark etti. Bu sonradan penisilin olarak adlandırılan şeyin neye yaradığının klinik olarak ilk test edilişiydi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu tez olarak sundu ve daha derin bir araştırmanın gerekliliğini ileri sürdü, fakat Institut Pasteur tezin teslimini bile kabul etmedi; belki de bu, Ernest Duchesne'nin henüz 23 yaşında ve tamamen silik bir öğrenci olmasından kaynaklanmıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araya askerlik hizmeti girdi ve 1912'de kimse bilmeden -sonraları kendi buluşunun tedavi edebileceği bir hastalık olan- tüberkülozdan öldü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazıları aramadıkları şeyleri bulur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALEXANDER FLEMING &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıymeti ölümünden çok sonra, Sir Alexander Fleming'in penisilinin antibiyotik etkisini yeniden keşfiyle aldığı Nobel Ödülü'nün beş yıl ardından, 1949'da anlaşıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fleming "penisilin" kelimesini 1929'da icat etti. Penicillium rubrum olarak tanımladığı bir tür, küfün antibiyotik özellikler gösterdiğini şans eseri fark etti. Aslında türleri karıştırdı. Bu küf seneler sonra Charles Thom tarafından, Penicillium notatum olarak doğru tanımlandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küfün başlangıçta Penicillium olarak adlandırılmasının nedeni mikroskopla bakılınca spor üreten kollarının minicik boya fırçalarına benzetilmesiydi. Yazarların kullandığı fırçaların Latincesi Penicillum'dur ve İngilizcede kurşun kalem anlama na gelen "pencil" kelimesi de buradan gelir. Aslında, Penicillium notatum küf hücrelerinin korkunç bir şekilde çok daha fazla benzediği şey, insanın el kemikleridir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiliz Stilton peyniri, rokfor, mavi Danimarka peyniri, Gorgonzola, Camambert peyniri, Limburger ve bri peynirleri penisilin içerir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-5228861497010510515?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/5228861497010510515/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/penisilini-kim-nasl-ve-nerede-kesfetti.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/5228861497010510515'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/5228861497010510515'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/penisilini-kim-nasl-ve-nerede-kesfetti.html' title='Penisilini kim nasıl ve nerede keşfetti ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7txXQYJ0fI/AAAAAAAAAoM/r1r7APIDT6w/s72-c/penisilin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-68297945116202245</id><published>2010-04-03T15:07:00.000+03:00</published><updated>2010-04-03T15:07:31.296+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kanarya Adaları&apos;nın ismi hangi hayvandan gelir?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Kanarya Adaları'nın ismi hangi hayvandan gelir?.</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7cvd5HEvAI/AAAAAAAAAoI/TSkLYVWYQjA/s1600-h/Kanarya+adalar%25C4%25B1.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="148" nt="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7cvd5HEvAI/AAAAAAAAAoI/TSkLYVWYQjA/s320/Kanarya+adalar%25C4%25B1.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Köpeklerden. Aslında kuşlar adaya değil, ada kanarya kuşlarına (bu kuşlar adanın yerlileriydi) ismini vermiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu takımada adını, en büyük adasında bulunan hem vahşi hem de evcil çok miktardaki köpekten dolayı, Romalılar tarafından verilen "Köpek Adası" isminden (Insula Canana) almıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanarya Adaları'nda Amerika'yı tehdit eden volkan ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanarya Adaları'ndan Las Palmas Adası üzerindeki volkanın, adanın batı yarısında feci bir çöküşe sebep olabilecek ve Atlantik'i aşarak sekiz saat sonra ABD'nin doğu kıyısına otuz metrelik dalgalar halinde çarpan bir tsunamiye yol açabilecek potansiyele sahip olduğu söyleniyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kanarya Güreşi"nde rakipler terrero denen kumdan bir daire içinde karşı karşıya gelir. Amaç, rakibin ayakları dışında vücudunun herhangi bir yerini kuma değdirmektir. Vurmaya izin yoktur. Bu sporun ortaya çıkışı adaların İspanyollardan önceki yerli halkı Guanches'lere dayanmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Islık dili okulda da öğretiliyor &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Silbo Gomero (Gomera Islığı) Kanarya Adalarından Gomera'da derin vadiler arasında iletişim sağlamak için kullanılan ıslıklı bir dildir. Bu dili konuşanlar "silbador" olarak adlandırılır. Köken olarak Guanche dilinden gelmiş olsa da, o kadar iyi adapte olmuştur ki, modern silbadoçlar fiilen İspanyolca ıslık çalabilmektedir. Bu, Gomeralı okul çocukları için öğrenilmesi mecburi bir konudur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanaryalar bir tür ispinozdur &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzyıllarca, İngiliz madencilik düzenlemeleri gaz kaçağı tespiti için madenlerde küçük bir kuş bulundurmayı zorunlu kılmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşların bu şekilde kullanımı 1986'ya kadar sürmüş, bu ifade ise 1995'e kadar yasalardan kaldırılmamıştır. Bu uygulamanın altında, karbonmonoksit ve metan gibi zehirli gazların madencilerden önce kuşları öldüreceği mantığı yatmaktadır. Kanaryalar, çok öttükleri ve bu nedenle de sesleri kesilip yere yığıldıklarında daha kolay fark edilebilecekleri için daha çok tercih ediliyorlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece erkek kanaryalar öter; ayrıca telefonları ve diğer ev aygıtlarını taklit edebilirler. Çizgi film kahramanı Tweety bir kanaryadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanaryalar aslen benekli yeşilimsi-kahverengidir, fakat insanların 400 yıl boyunca melez ırk yetiştirmeleri sonucu kanaryaların bilindik sarı renkleri oluşmuştur. Kimse kırmızı bir kanarya yetiştirmemiştir, fakat kırmızıbiberle beslemek kanaryanın rengini turuncuya çevirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Londra'nın Köpekler Adası (isle of Dogs) sözde ilk defa 1588'de haritada yer almıştır: Belki de kraliyet köpeklerinin barındığı yer olduğu içindir, belki de sadece kötüleme ifadesidir. Kanarya Rıhtımı'nın orada bulunması tuhaf bir rastlantıdır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-68297945116202245?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/68297945116202245/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/kanarya-adalarnn-ismi-hangi-hayvandan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/68297945116202245'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/68297945116202245'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/kanarya-adalarnn-ismi-hangi-hayvandan.html' title='Kanarya Adaları&apos;nın ismi hangi hayvandan gelir?.'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7cvd5HEvAI/AAAAAAAAAoI/TSkLYVWYQjA/s72-c/Kanarya+adalar%25C4%25B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-3200064131617416047</id><published>2010-04-03T15:02:00.000+03:00</published><updated>2010-04-03T15:02:16.426+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yağmur damlasının şekili nasıldır ? Yağmur damlası resimi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Yağmur damlasının şekili nasıldır ? Yağmur damlası resimi</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ckTOm8G-I/AAAAAAAAAoE/W0baUnwfcbY/s1600-h/yagmurdamlasi.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" nt="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ckTOm8G-I/AAAAAAAAAoE/W0baUnwfcbY/s1600/yagmurdamlasi.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Yağmur taneleri küre şeklindedir, gözyaşı şeklinde değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rulman ve kurşun gülle yapanlar düşen sıvıların bu özelliğini üretim süreçlerinde kullanır: Dökme kurşun çok yüksekten bir kalburdan geçirilerek soğuk suya damlatılır ve küre şeklini alır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülle üretme kuleleri bu amaç için yapılırdı. Bu kulelerden biri 1951'deki İngiltere Festivali'ne kadar Londra'da Waterloo Köprüsü'nün yanında bulunmaktaydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece 71 metre olan Baltimore'daki Phoenix Gülle Kulesi (hâlâ ayaktadır) İç Savaş'tan sonra Washington Anıtı yapılana kadar ABD'nin en yüksek binasıydi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-3200064131617416047?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/3200064131617416047/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/yagmur-damlasnn-sekili-nasldr-yagmur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3200064131617416047'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3200064131617416047'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/yagmur-damlasnn-sekili-nasldr-yagmur.html' title='Yağmur damlasının şekili nasıldır ? Yağmur damlası resimi'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ckTOm8G-I/AAAAAAAAAoE/W0baUnwfcbY/s72-c/yagmurdamlasi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-4378597384941598815</id><published>2010-04-03T14:07:00.000+03:00</published><updated>2010-04-03T14:07:59.346+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şampanyanın köpürmesinin nedeni nedir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şampanya neden köpürür ?'/><title type='text'>Şampanya neden köpürür ? Şampanyanın köpürmesinin nedeni nedir ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7chXkZD9qI/AAAAAAAAAoA/7kGThQaaYxw/s1600-h/sampanya.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" nt="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7chXkZD9qI/AAAAAAAAAoA/7kGThQaaYxw/s1600/sampanya.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Şampanyayı karbondioksit değil, pislik köpürtür. ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamamen pürüzsüz ve temiz bir kadehte karbondioksit molekülleri görünmez bir şekilde buharlaşır, bu yüzden uzun zamandır kabarcıkların oluşmasına neden olan şeyin bardaktaki küçük kusurlar olduğu varsayılırdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat yeni fotoğraf teknikleri bardaktaki iz ve pürüzlerin bu kabarcıkların sürekli asılı kalmalarına yetecek boyutta olmadığım gösterdi: Bardakta kabarcıkların oluşmasına neden olan şey, bardağın içindeki mikroskobik toz ve tüy parçacıklarıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknik olarak, kadehteki kir/toz/tüy çözünmüş karbondioksitin yoğunlaşmasını sağlayan çekirdekler olarak iş görür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Moet ve Chandon'a göre, ortalama bir şampanya şişesinde 250 milyon kabarcık vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çehov'un son sözleri "Uzun süredir şampanya içmedim" olmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönemin Alman tıp geleneğine göre, hiçbir umut kalmadığında doktor hastaya bir kadeh şampanya ikram ederdi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-4378597384941598815?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/4378597384941598815/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/sampanya-neden-kopurur-sampanyann.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4378597384941598815'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4378597384941598815'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/sampanya-neden-kopurur-sampanyann.html' title='Şampanya neden köpürür ? Şampanyanın köpürmesinin nedeni nedir ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7chXkZD9qI/AAAAAAAAAoA/7kGThQaaYxw/s72-c/sampanya.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-128278775466840375</id><published>2010-04-03T14:02:00.000+03:00</published><updated>2010-04-03T14:02:47.852+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünyanın en küçük köpeği hangisidir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Dünyanın en küçük köpeği hangisidir ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7cgGOncy9I/AAAAAAAAAn8/s2Hcm3xIOyo/s1600-h/CHUCAHU.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; cssfloat: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" nt="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7cgGOncy9I/AAAAAAAAAn8/s2Hcm3xIOyo/s1600/CHUCAHU.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Kayda geçmiş en küçük köpek Blackburn'den Arthur Marples'a ait Yorkshire teriyeridir. Bu köpek omuzdan 6,5 cm boyunda, burun ucundan kuyruk ucuna kadarsa 9,5 cm uzunluğunda, 113 gr ağırlığındaydı. 1945'te ölmüştür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelde dünyadaki en küçük köpek cinsinin chihuahua olduğu söylenir. Bununla birlikte, Guinness Rekorlar Kitabı'na göre yaşayan en küçük köpek rekoru tek bir cinsin elinde değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enine mi, boyuna mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, "en küçük"ten ne kastettiğinize bağlıdır. Mevcut rekor, chihuahua (uzunlukça en kısa) ile Yorkshire teriyeri (boyca en kısa) arasında paylaşılmış durumdadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu Yorkshire teriyeri, Whitney, Shoeburyness, Essex'te yaşamaktadır ve boyu omuza kadar 7,3 cm'dır. Danka Kordak Slovakia isimli chihuahua ise 18,8 cm uzunluğundadır ve Slovakya'da yaşamaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm köpek türlerinin kökeni gri kurt &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;400'den fazla köpek türü vardır ve hepsi aynı cinse dahildir. Herhangi bir tür köpek herhangi bir türle çiftleştirilebilir. Dünyadaki başka hiçbir yaratık şekil ve boyut olarak bu kadar geniş bir çeşitlilik göstermez. Kimse bunun nedenini bilmiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köpeklerdeki bu benzersiz çeşitlilikte insan müdahalesinin payı büyüktür, fakat asıl muamma, tüm köpek türlerinin köken olarak gri kurtlardan gelmesidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doberman pinscherları; Alman pinscherı, Rottweiler, Manchester teriyeri ve muhtemelen av köpeği (pointer) kırması olarak sadece 35 yılda oluşturulmuştur; bu da evrim sürecinin binlerce hatta bazen milyonlarca yıl süreceğini söyleyen Darwin'in evrim teorisine tezat oluşturur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinmeyen bir nedenle, köpekler melez bir tür meydana getirmek için çiftleştirildiklerinde, çiftleşen iki tür arasında ortalama bir sonuç almak yerine çoğu zaman hiç beklenmedik bir sonuçla karşılaşılır. Bu yeni "tür" yine başka türlerle çiftleşerek üreme yetisini sürdürür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chihuahua köpeğinin adı Meksika'daki bir eyaletten gelir, çünkü bu köpeğin oranın yerlisi olduğuna inanılıyordu (Toltek ve Aztek sanatına dayanarak). Fakat bu inanışı destekleyen hiçbir arkeolojik kanıt yoktur ve artık resimlerde tasvir edilenin büyük bir olasılıkla bir tür kemirgen olduğu düşünülmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük olasılıkla bu cinsin ataları İspanyol tüccarlar tarafından, hayvan ve bitkilerin büyümelerini engelleme uygulamalarının uzun bir geçmişe dayandığı Çin'den getirilmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meksika'da chihuahua peyniri çok yaygındır, ama peynirin adı köpekten değil şehirden gelmektedir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-128278775466840375?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/128278775466840375/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/dunyann-en-kucuk-kopegi-hangisidir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/128278775466840375'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/128278775466840375'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/dunyann-en-kucuk-kopegi-hangisidir.html' title='Dünyanın en küçük köpeği hangisidir ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7cgGOncy9I/AAAAAAAAAn8/s2Hcm3xIOyo/s72-c/CHUCAHU.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-144218117557556030</id><published>2010-04-03T13:47:00.000+03:00</published><updated>2010-04-03T13:49:12.678+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Atlas omuzların neyi taşımaktadır ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Atlas omuzların neyi taşımaktadır ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ccotixwvI/AAAAAAAAAn4/h2sx5SpvEIw/s1600-h/atlas-resimi.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" nt="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ccotixwvI/AAAAAAAAAn4/h2sx5SpvEIw/s1600/atlas-resimi.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Dünyayı değil gökkubbeyi taşır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Titanlar Olimposlulara karşı isyan edince Zeus, Atlas'ı gökyüzünü taşıma cezasına çarptırdı. Bununla birlikte, Atlas çoğunlukla küre şeklinde bir şey taşırken tasvir edilir, en mükemmeli de Flaman Mercator'un toplu halde yayınlanan haritalarının kapağında kullanılanıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha yakından bakılırsa bu kürenin aslında Dünya değil, gökkubbe olduğu görülecektir. Ayrıca Mercator, kitabının adını Titan'dan değil, ilk kez "göksel" küreyi ("yerküre"nin aksine) ürettiği kabul edilen (dağlara da adını vermiş olan) efsanevi filozof, Moritanya Kralı Atlas'tan almıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kitap, Mercator'un Atlası olarak tanındı ve bu isim daha sonraki herhangi bir harita kitabı için de kullanıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ayakkabı tamircisinin oğlu olan Gerard Mercator, 1512'de doğduğunda adı Gerard Kremer'di. Soyadı Flaman dilinde "pazar" anlamına geliyordu, bu yüzden soyadını Latinleştirip "pazarcı" anlamına gelen Mercator yaptı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mercator modern haritacılığın babasıdır ve tabii tüm zamanların en önde gelen Belçikalısıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mercator'un ünlü 1569 izdüşüm haritası -ki bu dünyayı enlem ve boylamların düz çizgileriyle kusursuz bir şekilde haritaya aktarma konusundaki ilk denemedir- çoğu insan için hâlâ "dünya"nın en inandırıcı görünüşü olmaya devam ediyor. Daha da önemlisi, ilk defa yanlışsız konum ve rota belirlemeye imkan vererek Keşif Çağı'nın bilimsel temelini oluşturmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı biçim çarpıklıkları nedeniyle Mercator'un izdüşümü artık haritalarda ve atlaslarda çok seyrek kullanılıyor: 1989'da önde gelen ABD'li harita bilimi kurumları bu izdüşümün kullanımdan tamamen kaldırılması gerektiğini açıkladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlginçtir ki, bu açıklama, NASA'nın, Mercator'un izdüşüm; yöntemini Mars'ın haritasını çıkarmak için kullanmasını engellemedi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-144218117557556030?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/144218117557556030/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/atlas-omuzlarn-neyi-tasmaktadr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/144218117557556030'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/144218117557556030'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/atlas-omuzlarn-neyi-tasmaktadr.html' title='Atlas omuzların neyi taşımaktadır ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ccotixwvI/AAAAAAAAAn4/h2sx5SpvEIw/s72-c/atlas-resimi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-2058253337892215059</id><published>2010-04-03T13:45:00.000+03:00</published><updated>2010-04-03T13:45:52.877+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Birinci Dünya Savaşı&apos;nda kullanılan Alman üniformaları hangi maddeden yapılmıştı?'/><title type='text'>Birinci Dünya Savaşı'nda kullanılan Alman üniformaları hangi maddeden yapılmıştı?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ccU-TbHZI/AAAAAAAAAn0/aJZsTvVFLNw/s1600-h/isirgan-otu-resimleri.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" nt="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ccU-TbHZI/AAAAAAAAAn0/aJZsTvVFLNw/s320/isirgan-otu-resimleri.jpg" width="293" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Isırgan otu. Birinci Dünya Savaşı sırasında hem Almanya hem de Avusturya'da pamuk kıtlığı vardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pamuğun yerini tutabilecek uygun bir madde arayan bilimciler zekice bir çözüm denedi: Çok az miktarlarda pamuğu ısırgan otuyla karıştırdılar; özellikle de kaşındıran ısırganların (Urtica dioica) sert liflerini kullandılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanlar hiçbir sistematik üretim olmaksızın bu maddeden 1915'te 1,3 milyon kilo, bir sonraki yılsa 2,7 milyon kilo daha yetiştirdiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük bir muhabereden sonra İngilizler iki Alman giysisini ele geçirmiş ve bu giysilerin yapısını şaşkınlıkla incelemiştir. ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Isırganın pamuğa kıyasla birçok tarımsal kolaylığı vardır: Pamuk çok fazla sulama ister, sadece ılık iklimlerde yetişir ve ekonomik olarak yetiştirilmek isteniyorsa bol miktarda zirai ilaç gerektirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tamamen ısırgandan bir ceket" giymenin de tehlikeli bir tarafı yoktur, kaşındıran tüyler -zehir dolu silikadan yapılmış küçük deri altı şırıngaları- üretimde kullanılmaz. Sadece gövdedeki uzun lifler işe yarar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette bu bitkinin çeşitli kullanımlarını ilk keşfeden Almanlar değildi. Avrupa çevresindeki arkeolojik kalıntılar bu bitkinin balık ağı, sicim ve giysi yapımında on binlerce yıldır kullanılmakta olduğunu göstermektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiltere'nin Dorset kasabasının Marshwood köyünde Bottle Inn adında bir bar her sene Dünya Isırgan Yeme Şampiyonası düzenlemektedir. Kurallar çok katıdır: Eldiven yok, ağza uyuşturucu madde almak yok (bira hariç) ve kusmak yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin püf noktası, ısırgan yaprağının tepesini kendinize doğru katlayıp dudaklarınız arasından ittirmekte ve bir yudum birayla hızlıca mideye indirmekte yatıyor. Kuru ağız, yara bere olur derler. Bir saatin sonunda boş sapları ardı ardına ekleyip en uzun sap dizisini yapan kazanır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu andaki rekor erkeklerde 14,6 metre, kadınlarda 8 &lt;a href="http://keskin41.blogcu.com/"&gt;metre civarındadır&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-2058253337892215059?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/2058253337892215059/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/birinci-dunya-savasnda-kullanlan-alman.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/2058253337892215059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/2058253337892215059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/birinci-dunya-savasnda-kullanlan-alman.html' title='Birinci Dünya Savaşı&apos;nda kullanılan Alman üniformaları hangi maddeden yapılmıştı?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ccU-TbHZI/AAAAAAAAAn0/aJZsTvVFLNw/s72-c/isirgan-otu-resimleri.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-3278009898734849535</id><published>2010-04-03T13:40:00.000+03:00</published><updated>2010-04-03T13:40:09.254+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kafasını kuma gömen hayvan hangisidir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Kafasını kuma gömen hayvan hangisidir ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ca6IHUDTI/AAAAAAAAAnw/TBRMlZKmCZ4/s1600-h/devekusu.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" nt="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ca6IHUDTI/AAAAAAAAAnw/TBRMlZKmCZ4/s320/devekusu.jpg" width="240" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Yanlış. Asla bir devekuşunun kafasını kuma gömdüğü görülmemiştir. Bunu yapsaydı boğulurdu. Bir tehlikeyle karşılaştığında her aklı başında hayvan gibi devekuşu da var gücüyle kaçar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devekuşlarıyla ilgili bu efsane, bazen yuvalarında (genelde yere kazılmış sığ bir delik şeklindedir) boyunlarını dümdüz yere uzatıp görüş alanında bir tehlike olup olmadığını yokladıkları için ortaya çıkmış olabilir. Eğer yırtıcı bir hayvan çok yaklaşacak olursa kalkıp tabanları yağlarlar. Saatte 65 km'ye kadar bir hızla otuz dakika boyunca koşabilirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://dogal-saglik.net/"&gt;Devekuşu dünyadaki en büyük kuştur&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeğinin boyu 2,7 metreye kadar ulaşabilir, fakat ceviz büyüklüğünde olan beyinleri göz yuvarlarından bile küçüktür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Carl Linnaeus devekuşunu, muhtemelen çöllerde yaşadığı ve deve benzeri uzun boynu olduğu için Struthio camelus yani "serçe deve" olarak sınıflandırmıştır. Devekuşu kelimesinin Yunanca karşılığı ho megas stroutkos'tur, yani "büyük serçe." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafa gömme efsanesi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafa gömme efsanesi ilk kez Romalı tarihçi Yaşlı Plinius tarafından aktarılmıştır. Yaşlı Plinius ayrıca devekuşlarının, yumurtalarına sert bir şekilde bakarak bu yumurtayı çatlatabildiklerini de düşünüyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama Plinius, devekuşlarının olmadık şeyler yutabildiğinden hiç bahsetmemiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devekuşu ne yer? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sindirime yardımcı olması için yuttukları taşın yanında demir, bakır, tuğla ve cam da yiyebilirler. Londra Hayvanat Bahçesi'nde bir devekuşunun bir metrelik ip, bir bobin film, bir çalar saat, bir bisiklet valfı, bir kalem, bir tarak, üç eldiven, bir mendil, biraz altın kolye parçası, bir kol saati ve birkaç tane bozuk para yediği fark edildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Namibya'daki devekuşları elmas yemeleriyle meşhurdur...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-3278009898734849535?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/3278009898734849535/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/kafasn-kuma-gomen-hayvan-hangisidir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3278009898734849535'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3278009898734849535'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/kafasn-kuma-gomen-hayvan-hangisidir.html' title='Kafasını kuma gömen hayvan hangisidir ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ca6IHUDTI/AAAAAAAAAnw/TBRMlZKmCZ4/s72-c/devekusu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-8413455142797056203</id><published>2010-04-02T22:37:00.000+03:00</published><updated>2010-04-02T22:37:38.190+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bir kediyi aşağı atmak için en uygun kat binanın kaçıncı katıdır?'/><title type='text'>Bir kediyi aşağı atmak için en uygun kat binanın kaçıncı katıdır?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ZHc-_hCvI/AAAAAAAAAns/X59UvJ_53O0/s1600-h/islanan_kedi.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="319" nt="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ZHc-_hCvI/AAAAAAAAAns/X59UvJ_53O0/s320/islanan_kedi.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Yedinci kattan yüksek herhangi bir kat. Yedinci kattan yüksek olduktan sonra ne kadar yüksekten düştüğü, oksijeni yettiği sürece, kedi için fark etmez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok küçük hayvan gibi kedilerin de ölüme yol açmayan, ulaşılabilecek son hızları vardır; bu, kedilerde saatte 100 km civarıdır. Gevşediklerinde, yönlerini bulup yayılır ve paraşütle süzülen bir sincap gibi toprağa inerler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulaşılabilen son hız, bir vücudun ağırlığının havanın direncine eşitlenip hızlanmayı kestiği noktadır -bu hız insanda, 550 metreden serbest düşüşle ulaşılan saatte 195 km civarıdır... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30. kattan düşen kedi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30. kattan ya da daha yüksekten düşüp zarar görmemiş olan kedilerle ilgili kayıtlar var. Bir kedinin 46. kattan düşüp hayatta kaldığı biliniyor, hatta 244 metre yükseklikteki bir Cessna uçağından bilerek atılan bir kedinin hayatta kaldığına dair kanıtlar var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yedi katın üzerindeki düşüşlerde daha az yaralanma &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Journal of the American Veterinary Medical Association'da 1987'de yayınlanmış bir makalede, New York'ta yüksek, katlardaki pencerelerden düşmüş 132 tane kedi vakası incelendi. Kediler ortalama olarak 5,5 kat aşağı düşmüş, çoğu ciddi yaralar almış olsa da yüzde doksanı hayatta kalmıştı. İstatistikler yedinci kata kadar, düşülen katla doğru orantılı olarak yaraların da artmış olduğunu gösteriyor. Yedinci katın üzerinde ise kedi başına yaralanmalar keskin bir düşüş göstermiş. Diğer bir ifadeyle, ne kadar yüksekten düşerse şansı o kadar fazladır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlarda en meşhur serbest düşüş &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlarda en meşhur serbest düşüşler, Vesna Vulovic'in 1972'de bombalı bir terörist saldırıda içinde bulunduğu Yugoslav havayollarına ait DC-10 uçağının parçalanması sırasında 10.600 metreden atlayışı ve İngiliz Kraliyet Hava Birliği'nde kuyruk bombardıman operatörü Pilot Çavuş Nicholas Alkemade'in 1944'te yanan bir Lancaster'dan 5800 metreden atlayışıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vuiovic her iki bacağını kırdı ve biraz da omurgasını incitti, fakat onu asıl kurtaran, çarpmanın etkisini azaltan koltuk ve koltuğun bağlı olduğu tuvalet kabiniydi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alkemade'in düşüşünü bir çam ağacı ve bir kar birikintisi yumuşattı. Hiç yara almadan kurtuldu ve karda oturarak sessiz sedasız bir de sigara tüttürdü&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-8413455142797056203?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/8413455142797056203/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/bir-kediyi-asag-atmak-icin-en-uygun-kat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/8413455142797056203'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/8413455142797056203'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/bir-kediyi-asag-atmak-icin-en-uygun-kat.html' title='Bir kediyi aşağı atmak için en uygun kat binanın kaçıncı katıdır?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ZHc-_hCvI/AAAAAAAAAns/X59UvJ_53O0/s72-c/islanan_kedi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-6162662912360105336</id><published>2010-04-02T22:35:00.000+03:00</published><updated>2010-04-02T22:35:44.468+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Goriller nerelerde uyumaktadır ? Goril'/><title type='text'>Goriller nerelerde uyumaktadır ? Goril</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ZG-D_rclI/AAAAAAAAAno/YNiB6beSBec/s1600-h/goril-resimleri.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" nt="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ZG-D_rclI/AAAAAAAAAno/YNiB6beSBec/s320/goril-resimleri.jpg" width="315" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Yuvalarda. Bu büyük, kaslı primatlar her akşam (hatta bazen ağır bir öğlen yemeğinden sonra) ya yere ya da ağaçların alçak dallarının içine yeni yuvalar yaparlar. Çok genç olanlarının dışında kesin kural her yuvaya tek gorilin yatmasıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yuvalar şaheser değildir (biraraya getirilivermiş eğri dallar ve minder niyetine daha yumuşak yeşillikler) ve yapılması on dakika kadar alır. Dişiler ve genç hayvanlar ağaçlarda, erkekler ve "silverback (gümüşsırt)" denen gorilse yerde uyumayı tercih eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı kayıtlara göre ova gorilleri temizdir ve yaşadıkları yere özen gösterirler, dağ gorilleriyse yuvalarını sürekli pisletir ve çoğunlukla kendi dışkı birikintilerinin üzerinde uyurlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Goriller yüzemez. İnsanlardan iki fazla, yani kırk sekiz kromozonları vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyadaki hayvanat bahçelerinde bulunan toplam goril sayısından daha fazla goril her yıl insanlar tarafından "vahşi hayvan eti" olarak yenmektedir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-6162662912360105336?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/6162662912360105336/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/goriller-nerelerde-uyumaktadr-goril.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/6162662912360105336'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/6162662912360105336'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/goriller-nerelerde-uyumaktadr-goril.html' title='Goriller nerelerde uyumaktadır ? Goril'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ZG-D_rclI/AAAAAAAAAno/YNiB6beSBec/s72-c/goril-resimleri.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-1739731619186949787</id><published>2010-04-02T22:33:00.000+03:00</published><updated>2010-04-02T22:33:47.676+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünyada en fazla bulunan kuş türü hangisidir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Dünyada en fazla bulunan kuş türü hangisidir ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ZGjzDuk4I/AAAAAAAAAnk/DNVczYav5Y0/s1600-h/tavukresimleri.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" nt="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ZGjzDuk4I/AAAAAAAAAnk/DNVczYav5Y0/s320/tavukresimleri.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Piliç, hem de açık ara. Dünyada yaklaşık 52 milyar piliç vardır: Yani insan başına dokuz tane. Bunların yüzde 75'i yemek içindir, ama neredeyse 3000 yıldır piliçler asıl olarak yumurtaları için besleniyorlardı, İngiltere'ye Romalılar gelene kadar kimsenin pilicin etini yediği görülmemiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyadaki tüm piliçlerin kökeni Kırmızı Orman Tavuğu (Gallus gallus gallus) denen Tayland'a has bir tür sülüne dayanmaktadır. Ona en yakın modern akrabası dövüş horozlarıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Piliçlerin ve yumurtaların seri üretimi 1800'lerde başladı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemeklik piliç eti, yumurta üretiminin bir yan ürünü olarak ortaya çıktı. Önceleri sadece yaşlanıp yeterince yumurtlayamayan piliçler kesilip et olarak satılırdı. 1960'larda piliç eti hâlâ bir lükstü. 1970'lere kadar piliç çoğu ailenin et seçimi olmamıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık seçme damızlıklar ve hormon uygulaması sonucunda bir pilicin olgunluğa ulaşması kırk günden az sürmektedir; bu, doğal yollardan büyümenin yarısı kadar bir süredir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada beslenen tüm piliçlerin (buna organik olanlar da dahil) yüzde 98'i, üç Amerikan şirketi tarafından geliştirilmiş damızlıklardan üretilmektedir. Dünyadaki "broyler"lerin (yemeklik piliç) yarısından fazlası 1970'lerde Cobb Damızlık Co. tarafından üretilmiş olan Cobb 500 cinsinden üretilmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika kıtasında piliç yoktu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika kıtasında 1500'lerden önce hiç piliç yoktu. Kıtaya pilici ilk getiren İspanyollar oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Britanya'daki tüm piliçlerin üçte birinden fazlası tek bir İskoç şirketi tarafından üretilmektedir: Grampian Country Food Group. Bu şirket tüm süpermarket zincirlerinin pilicini tedarik etmektedir ve Muhafazakar Parti'nin büyük bağışçılarından biridir. Biri Tayland'da olmak üzere sahip oldukları sekiz devasa entegre piliç ünitesi sayesinde haftada 3,8 milyon piliç üretmektedirler. Sloganlarıysa şudur: "Geleneksel Lezzet." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemeklik olarak satılan piliçlerin çoğu dişidir. Yemeklik olan erkekler hadım edilir ve "iğdiş horoz" olarak adlandırılır. Günümüzde hadım etme işlemi, testisleri çürüten hormonlarla kimyasal yollardan yapılmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Endüstride pilicin ayağı için kullanılan terim "piliç pençesi"dir. Amerika'daki çoğu "piliç pençesi" Çin'e ihraç edilmektedir, hem de üç milyar piliç zaten orada yaşamasına rağmen. ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya da tavuk sesleri &lt;br /&gt;Danimarka piliçleri gok-gok diye, &lt;br /&gt;Alman piliçleri gak gak diye, &lt;br /&gt;Tayland piliçleri guk guk diye, &lt;br /&gt;Hollanda piliçleri tok tok diye, &lt;br /&gt;Finlandiya ve Macar piliçleri kot kot diye, &lt;br /&gt;Türk piliçler gıt gıt gıdak diye öter. &lt;br /&gt;Fransız tavuklarıysa kot kot kodat diye öter&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-1739731619186949787?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/1739731619186949787/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/dunyada-en-fazla-bulunan-kus-turu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/1739731619186949787'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/1739731619186949787'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/dunyada-en-fazla-bulunan-kus-turu.html' title='Dünyada en fazla bulunan kuş türü hangisidir ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ZGjzDuk4I/AAAAAAAAAnk/DNVczYav5Y0/s72-c/tavukresimleri.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-5676831488285323359</id><published>2010-04-02T22:29:00.000+03:00</published><updated>2010-04-02T22:29:25.943+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Keman yayı hangi maddeden yapılmaktadır ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Keman yayı hangi maddeden yapılmaktadır ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ZFeb5e5OI/AAAAAAAAAnc/yvdanUZSO5M/s1600-h/keman-yayi.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="204" nt="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ZFeb5e5OI/AAAAAAAAAnc/yvdanUZSO5M/s320/keman-yayi.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Keman yayları kedi bağırsağından yapılmaz, hiçbir zaman da yapılmamıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu efsane Ortaçağ İtalyan keman ustalarının, enstrümanları için iyi tellerin koyun bağırsağından elde edildiğini keşfetmeleriyle başladı. Kedi öldürmek çok korkunç bir uğursuzluk getirdiğinden, icatlarını korumak için herkese telleri kedi bağırsağından yaptıklarını söylediler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koyun bağırsağından yapılışının efsanesi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efsaneye göre, Abruzzi dağının Pescara yakınındaki köyü Salle'de, Erasmo adında bir eyerci bir gün kuruyan koyun bağırsağının arasından esen rüzgarın sesini duymuş ve bunun Rönesans kemanı olarak bilinen eski bir keman türü için iyi bir tel olabileceğini düşünmüş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salle 600 yıl boyunca keman yayı üretiminin merkezi haline geldi ve Erasmo yay yapanların koruyucu azizi olarak kutsandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1905 ve 1933'teki kötü depremler Salle içindeki endüstriyi sona erdirdiyse de dünyadaki lider yay üretici firmalarından ikisi -D'Addario ve Mari- hâlâ Salle'li ailelerce işletiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1750'ye kadar tüm kemanlarda koyun bağırsağından yapılmış yaylar kullanıldı. Bağırsağın hayvandan henüz ılıkken çıkarılması ve yağ ve pislikten arındırılıp soğuk suya batırılması gerekir. En iyi kısımları şeritler halinde kesilir ve istenen kalınlıkta bir yay elde edilene kadar kıvırıp çekiştirilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde de koyun bağırsağı kullanılıyor mu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar keman meraklılarının çoğu bağırsaktan yapılan telin en yumuşak sesi verdiğini düşünüyorsa da, günümüzde yay yapımında bağırsak, naylon ve çelik karışımı kullanılmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çamur at izi kalsın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Richard Wagner nefret ettiği Brahms'ın itibarını sarsmak için berbat bir dedikodu yaydı. Brahms'ın Çek besteci Antonin Dvorak'tan "Bohemlere özgü serçe katleden bir yayı" hediye olarak kabul ettiğini iddia etti. Sözde, Brahms bu yayla Viyana tarzı evinin penceresinden gelip geçen kedilere rastgele atışlar yapıyormuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wagner şöyle devam etti: "Zavallı hayvanları vurduktan sonra aynı alabalık avlayan bir balıkçı edasıyla ipini sararak odasına çekiyormuş. Sonra da kurbanlarının son nefeslerini verirken inlemelerini şevkle dinleyerek ante mortem (ölüm öncesi) gözlemlerini defterine not ediyormuş." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wagner, Brahms'ı hiç ziyaret etmedi ya da evini hiç görmedi; böylesi bir "serçe yayı"nın bırakın Dvorak tarafından hediye edilmesini, varolduğuna dair herhangi bir kayıt bile yok gibi görünüyor.... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kediler diğer tüm türler gibi sessizlik içinde ölmeye eğilimlidir. Buna rağmen, bu kedi öldürme söylentileri Brahms'ın üzerine yapışmış ve bu iddia gerçekmiş gibi birçok biyografide tekrar edilmiştir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-5676831488285323359?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/5676831488285323359/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/keman-yay-hangi-maddeden-yaplmaktadr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/5676831488285323359'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/5676831488285323359'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/keman-yay-hangi-maddeden-yaplmaktadr.html' title='Keman yayı hangi maddeden yapılmaktadır ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ZFeb5e5OI/AAAAAAAAAnc/yvdanUZSO5M/s72-c/keman-yayi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-3617376936324035988</id><published>2010-04-02T22:26:00.000+03:00</published><updated>2010-04-02T22:26:47.725+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='1 Kilo Safran çiçeği elde etmek kaç tane safran bitkisi gerekmektedir ?'/><title type='text'>1 Kilo Safran çiçeği elde etmek kaç tane safran bitkisi gerekmektedir ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ZEmUxIK7I/AAAAAAAAAnY/UgBioiZO6ts/s1600-h/safrancicegi.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; cssfloat: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" nt="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ZEmUxIK7I/AAAAAAAAAnY/UgBioiZO6ts/s1600/safrancicegi.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;85.000 ila 140.000 arası. Bu nedenle bugün bile birinci kalite İspanyol "mancha" safranının kilosu 8260 pounddan satılıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Girit'te Minos Medeniyeti'ne ait MÖ 1600'lerden kalma fresklerde safran toplandığı görülmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük İskender o hoş, parlak turuncu rengini koruması için saçlarını safranla yıkardi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Safran ciddi olarak üst sınıf şampuanıydı: O zamanlar safran, elmas kadar az bulunan bir şeydi ve altından daha pahalıydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15. yüzyıl Nürnberg'inde ve İngiltere'de VIII. Henry hükümranlığı sırasında safranı herhangi bir şeyle karıştırarak seyreltmenin cezası ölümdü. Hükümlüler kazıklarda yakılır ya da yasadışı mallarıyla birlikte canlı canlı gömülürdü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Essex'teki Saffron Walden şehri adını bu baharattan alır. Bu şehir İngiliz safran ticaretinin merkeziydi. Efsaneye göre 14. yüzyılda Ortadoğu'dan bir hacı, bastonuna saklanmış bir safran çiçeği soğamyla gelmiş. O zamana kadar şehrin adı sadece Walden'dı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne var ki, çayın, kahvenin, vanilyanın ve çikolatanın gelişi safranın yetiştirilmesindeki düşüşü beraberinde getirdi, buna rağmen safran İtalya, İspanya ve Fransa'da önemli bir mahsul olmaya devam etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Safran kelimesi Arapçada "sarı" anlamına gelen asfar kelimesinden gelir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-3617376936324035988?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/3617376936324035988/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/1-kilo-safran-cicegi-elde-etmek-kac.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3617376936324035988'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3617376936324035988'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/1-kilo-safran-cicegi-elde-etmek-kac.html' title='1 Kilo Safran çiçeği elde etmek kaç tane safran bitkisi gerekmektedir ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ZEmUxIK7I/AAAAAAAAAnY/UgBioiZO6ts/s72-c/safrancicegi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-4598285937069579039</id><published>2010-04-02T22:23:00.000+03:00</published><updated>2010-04-02T22:23:48.002+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ses duvarını aşan ilk icat nedir ? Ses duvarı aşan'/><title type='text'>Ses duvarını aşan ilk icat nedir ? Ses duvarı aşan</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ZEH0sT3vI/AAAAAAAAAnU/V-XlAIBjxcY/s1600-h/kirbac.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; cssfloat: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" nt="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ZEH0sT3vI/AAAAAAAAAnU/V-XlAIBjxcY/s320/kirbac.jpg" width="264" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Kırbaç. Kırbaç 7000 yıl önce Çin'de icat edildi, fakat kırbaç "şaklaması"nın, kırbacın sapına çarpan derinin sesi olmayıp, mini bir ses duvarı patlaması olduğunun anlaşılması ancak 1927'de yüksek-hızda fotoğrafçılığın icadıyla mümkün oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırbaç şaklaması, kırbacın vurulması anında kendi etrafında katlanmasıyla oluşan halkadan kaynaklanır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu halka kırbaç boyunca ilerler ve kırbaç uca doğru iyice inceldiğinden halka gittikçe hızlanarak başlangıçtakinin 10 katı hıza ulaşır. "Şaklama" halkanın saate 1194 km hıza ulaşarak ses duvarını aştığı anda gerçekleşir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pilotluğunu Chuck Yeager'ın yaptığı Bell XI, 1947'de sesi duvarını aşan ilk uçaktı. Bu uçak, 1948'de 21.900 metre yükseklikte saatte 1540 km hıza ulaştı ve bu hâlâ tüm zamanların en hızlı dokuzuncu insanlı uçuşudur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En hızlı insanlı uçuş rekoru hâlâ, 1967'de 31.200 metre yükseklikte saatte 6389 km hıza ulaşan X-15A'nındır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya üzerinde bir insanın en hızlı yolculuğu ise Apollo-10'un 1969'da atmosfere yeniden girişi sırasında gerçekleşti. Bu aracın hızı kayıtlara saatte 39.897 km olarak geçti....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-4598285937069579039?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/4598285937069579039/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/ses-duvarn-asan-ilk-icat-nedir-ses.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4598285937069579039'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4598285937069579039'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/ses-duvarn-asan-ilk-icat-nedir-ses.html' title='Ses duvarını aşan ilk icat nedir ? Ses duvarı aşan'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ZEH0sT3vI/AAAAAAAAAnU/V-XlAIBjxcY/s72-c/kirbac.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-1232227206375500282</id><published>2010-04-02T22:20:00.000+03:00</published><updated>2010-04-02T22:20:18.841+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Lalelerin kökeni nereye dayanmaktadır ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Lale ne zaman bulunmuştur ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Lalelerin kökeni nereye dayanmaktadır ? Lale ne zaman bulunmuştur ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ZDW-BiMmI/AAAAAAAAAnQ/d3KNaE-22Hg/s1600-h/lale.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" nt="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ZDW-BiMmI/AAAAAAAAAnQ/d3KNaE-22Hg/s320/lale.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Amsterdam'dan olsun ya da olmasın laleler, Hollanda'nın yel değirmenleri ve sabolar kadar ünlü bir sembolüdür. Ama aslında lalelerin kökeni Hollanda değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lalelerin doğal habitatları dağlık arazilerdir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hollanda'ya İstanbul'dan ilk lale, topu topu 1554'te getirilmiştir. Yabani laleler güney Avrupa'da, Kuzey Afrika'da ve Çin'in kuzeydoğusuna kadar olan Asya'nın bazı kısımlarında bulunabilir. Lale hem Türkiye'nin hem de İran'ın milli çiçeğidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiçeğin ismi Türkçe den geliyor &lt;br /&gt;Çiçeğin ismi Farsça'da türban anlamındaki dulband kelimesinin Türkçe söylenişi olan tülbent kelimesinden gelir. Bu nedenle etimologlar henüz tam açmamış lale şeklinin türbana benzeyişini "hayali benzerlik" olarak adlandırırlar (ya da belki de Türklerin geleneksel olarak başlıklarına bu çiçeği takmalarından dolayı olabilir). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Laleler Nederland'da [Alçak Ülke] (böyle dememiz gerekiyor: "Hollanda" 12 bölgeden sadece iki tanesini tanımlıyor) son derece popüler oldu, ama 17. yüzyılın büyük "lale çılgınlığı (tulipomania*)" hikayeleri şimdilerde kabak tadı verdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Tulipomania tabiri, Hollanda'da özellikle 1636-1637'de lale soğanına artan ilginin lale fiyatlarında inanılmaz artışlara neden olmasına karşılık olarak kullanılmaktadır. Bu terim sonradan ekonomik patlamalar için bir metafor alarak da kullanılmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deutsche Bank'ta Küresel Strateji Başkanı olan Profesör Peter Garber'a göre, lale fiyatlarının ani düşüşü sonucu iflas etmiş insanlarla ilgili en çarpıcı hikayeler, temel olarak tek bir kitaptan kaynaklanmaktaydı: Charles Mackay'in 1952'de basılan Extraordinary Popular Delusions &amp;amp; the Madness of Crouds (Olağanüstü Kitlesel Yanılgılar ve Kalabalıkların Çılgınlığı) kitabı. Bu durum Hollanda hükümetinin lale spekülasyonuna engel olmak için korku hikayeleri yayarak uyguladığı katı ahlakçı kampanyanın da bir sonucuydu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lale fiyatlarının şişirilmiş olduğu (ve en değerlisinden bir bitki soğanının bir ev fiyatında olabileceği) doğru, fakat başka ülkelerde başka bitkilerin daha bile yüksek değerlere ulaştığı birçok örnek vardır: Örneğin 19. yüzyıl İngiltere'sinde orkideler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Garber, Hollanda'daki bu spekülasyonun en çılgın zamanının "1637'nin kasvetli Hollanda kışında bir ay süren bir hadise olduğunu... ve gerçek bir ekonomik sonucunun olmadığını" söylüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün, Hollanda yılda üç milyar lale soğanı üretip bunun iki milyarını ihraç etmektedir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-1232227206375500282?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/1232227206375500282/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/lalelerin-kokeni-nereye-dayanmaktadr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/1232227206375500282'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/1232227206375500282'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/lalelerin-kokeni-nereye-dayanmaktadr.html' title='Lalelerin kökeni nereye dayanmaktadır ? Lale ne zaman bulunmuştur ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7ZDW-BiMmI/AAAAAAAAAnQ/d3KNaE-22Hg/s72-c/lale.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-1026327009155676910</id><published>2010-04-01T23:21:00.001+03:00</published><updated>2010-04-01T23:21:41.027+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Piramit nedir ? Piramitler Nasıl yapılmıştır ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Piramit nedir ? Piramitler Nasıl yapılmıştır ?</title><content type='html'>* Pramitlerin her biri 20 ton olan taşlardan inşa edilmiştir. Bu taşlar temin etmek için en yakın mesafe yüzlerce kilometre uzaklıktadır. Bu taşların nasıl getirildiği bilinmemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Pramit kimin adına yapıldıysa, onun bulunduğu odaya, yılda sadece 2 kez güneş girmektedir.(Doğdugu ve tahta tahta çıktığı günler)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Mumyalarda radyoaktif madde bulunuyor. Bu yüzden mumyaları ilk kez bulan 12 bilim adamı kanserden ölmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Pramitlerin içerisinde ultra sound, radar, sonar gibi cihazlar çalışmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kirletilmiş suyu, birkaç gün pramit'in içine bırakırsanız suyu arıtılmış olarak bulursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Pramit'in içerisinde süt birkaç gün süreyle taze kalır ve sonunda bozulmadan yoğurt haline gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bitkiler pramit'in içinde daha hızlı büyürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Pramit'in içine bırakılmış su 5 hafta süreyle bekletildikten sonra yüz losyonu olarak kullanılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Çöp bidonu içindeki yemek artıkları hiç koku yapmadan pramit içinde mumyalaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kesik, yanık, sıyrık gibi yaralar büyükçe bir pramit'in içinde daha cabuk iyileşme eğilimi gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Pramitlerin bazı odalarının içinde ne olduğu hakkında bir bilgi yoktur araştırmacıların çoğu ya içinde kayboldu ya da aynı yerde birkaç tur attılar. Ancak içlerini göremediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Pramitlerin içi yazın soğuk, kışın sıcak olur&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-1026327009155676910?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/1026327009155676910/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/piramit-nedir-piramitler-nasl-yaplmstr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/1026327009155676910'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/1026327009155676910'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/piramit-nedir-piramitler-nasl-yaplmstr.html' title='Piramit nedir ? Piramitler Nasıl yapılmıştır ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-4554083846352216520</id><published>2010-04-01T23:20:00.003+03:00</published><updated>2010-04-01T23:20:35.238+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Topkapı Sarayı&apos;ndaki yasak neden ve nasıl delindi ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Topkapı Sarayı'ndaki yasak neden ve nasıl delindi ?</title><content type='html'>Topkapı Sarayı'nın hazine dairesinden hiçbir şey dışarı çıkamazdı. 2. Abdülhamit, kızı Ayşe'ye taç yaptırmak için model olarak kullanılmak üzere 3. Mehmet'in muhteşem sorgucunu saray kâhyasından istedi. Kâhya padişahtan muayyen vadeli bir senet almadan sorgucu vermedi. Bu tutum Abdülhamit'in çok hoşuna gitti. Kâhyaya 100 altın hediye etti. Süresi geldiğinde sorgucu kâhyaya iade edip vermiş olduğu senedi geri aldı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-4554083846352216520?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/4554083846352216520/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/topkap-sarayndaki-yasak-neden-ve-nasl.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4554083846352216520'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4554083846352216520'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/topkap-sarayndaki-yasak-neden-ve-nasl.html' title='Topkapı Sarayı&apos;ndaki yasak neden ve nasıl delindi ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-6688923067580197446</id><published>2010-04-01T23:20:00.001+03:00</published><updated>2010-04-01T23:20:06.113+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eskiden padişahların sihirli bitkisi neydi ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Eskiden padişahların sihirli bitkisi neydi ?</title><content type='html'>.“Anber” çok eskiden beri hükümdar hazinelerine giren, hükümdarlar arasında hediye olarak alınıp yollanan kıymetli bir hediyeydi. Osmanlı'da erkeklik gücünü artırıcı bir iksir olarak kullanılan bu madde belli miktarda ilaç olarak yendiği gibi, padişahlar tarafından anber kaplar, kadehler, tesbihler, pencere perdeleri ve hatta anberden yapılmış gömlekler olarak kullanılırdı....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-6688923067580197446?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/6688923067580197446/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/eskiden-padisahlarn-sihirli-bitkisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/6688923067580197446'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/6688923067580197446'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/eskiden-padisahlarn-sihirli-bitkisi.html' title='Eskiden padişahların sihirli bitkisi neydi ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-1236865588107720342</id><published>2010-04-01T23:19:00.001+03:00</published><updated>2010-04-01T23:19:12.860+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Rum ateşini kim ve neden yaktı ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Rum ateşini kim ve neden yaktı ?</title><content type='html'>2. Sultan Mehmet İstanbul'u kuşattığı zaman donanması boğazı geçerken donanmanın üzerine Galata'daki şimdiki Yer Altı Camii'nin bulunduğu yerden, Saray Burnu'ndan ve Kız Kulesi'nden “Rum Ateşi” denilen özel bir karışımdan yapılmış, çok zor sönen ateş yağdırılmıştı. Fetih gerçekleştirilip İstanbul alındıktan sonra padişahların tahta çıkışlarında ve bayramlarda Kız Kulesi'ne yerleştirilen toplar bu kez şenlik için ateşlenmeye başladı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-1236865588107720342?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/1236865588107720342/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/rum-atesini-kim-ve-neden-yakt.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/1236865588107720342'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/1236865588107720342'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/rum-atesini-kim-ve-neden-yakt.html' title='Rum ateşini kim ve neden yaktı ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-1931237251633660738</id><published>2010-04-01T23:18:00.001+03:00</published><updated>2010-04-01T23:18:43.707+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye&apos;de ilk demiryolu ne zaman ve nerede yapıldı ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Türkiye'de ilk demiryolu ne zaman ve nerede yapıldı ?</title><content type='html'>Sultan Abdülaziz yenilikçi bir padişahtı. Yapmış olduğu Avrupa seyahatinde gördüğü demiryollarına çok imrenmiş, İstanbul'a dönüşünde İstanbul - Edirne demiryolunun yapımı için bir demiryolu şirketine yetki vermiştir. Ancak yapım sırasında demiryolunun Topkapı Sarayı'nın bahçesinden geçmesi gündeme gelince çevresindekiler bu duruma karşı çıkmışlardı. Bu itirazları tebessümle karşılayan Abdülaziz “tren saraydan değil isterse üstümden geçsin yeter ki bu demiryolu yapılsın” diyerek bu konudaki isteğinin ne denli güçlü olduğunu gösterdi....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-1931237251633660738?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/1931237251633660738/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/turkiyede-ilk-demiryolu-ne-zaman-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/1931237251633660738'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/1931237251633660738'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/04/turkiyede-ilk-demiryolu-ne-zaman-ve.html' title='Türkiye&apos;de ilk demiryolu ne zaman ve nerede yapıldı ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-1741714883503968464</id><published>2010-03-31T23:05:00.000+03:00</published><updated>2010-03-31T23:05:16.175+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='45 Gün süren deprem ne zaman olmuştur ? 14 Eylül 1509 depremi'/><title type='text'>45 Gün süren deprem ne zaman olmuştur ? 14 Eylül 1509 depremi</title><content type='html'>İstanbul'un en korkunç depremlerinden biri 14 Eylül 1509'da yaşandı. Sarsıntılar 45 gün sürüp ortalığı harabeye çevirirken deniz dalgaları Galata Surları'nı aşarak şehirde bir tufan görüntüsü yarattı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-1741714883503968464?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/1741714883503968464/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/45-gun-suren-deprem-ne-zaman-olmustur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/1741714883503968464'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/1741714883503968464'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/45-gun-suren-deprem-ne-zaman-olmustur.html' title='45 Gün süren deprem ne zaman olmuştur ? 14 Eylül 1509 depremi'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-8575714473788085379</id><published>2010-03-31T23:03:00.000+03:00</published><updated>2010-03-31T23:03:57.909+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Giyotin nedir ? Nasıl bulunmuştur ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Giyotin nedir ? Nasıl bulunmuştur ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7OqkCUor3I/AAAAAAAAAnM/MEfvyt4nk9E/s1600-h/giyotin.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; cssfloat: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" nt="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7OqkCUor3I/AAAAAAAAAnM/MEfvyt4nk9E/s320/giyotin.jpg" width="249" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Kafa keserek mahkumların hayatına son veren “giyotin” adlı ölüm makinesi bir doktorun insan sevgisi yüzünden icat edilmiştir. Dr. Guillotin o yıllarda Fransız devriminin getirdiği eşitlik ilkesine uygun olarak mahkumların ölümününde eşitlik ilkesine uygun olarak yerine getirilmesini öngörüyordu. Bu yüzden projesini çizdiği yüksekten düşen büyük bir bıçaktan ibaret makine onun ismi ile anılmaya başladı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-8575714473788085379?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/8575714473788085379/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/giyotin-nedir-nasl-bulunmustur.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/8575714473788085379'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/8575714473788085379'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/giyotin-nedir-nasl-bulunmustur.html' title='Giyotin nedir ? Nasıl bulunmuştur ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7OqkCUor3I/AAAAAAAAAnM/MEfvyt4nk9E/s72-c/giyotin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-7468663818334256460</id><published>2010-03-31T23:01:00.000+03:00</published><updated>2010-03-31T23:01:21.527+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Herkül&apos;e benzeyen padişah kimdir ?'/><title type='text'>Herkül'e benzeyen padişah kimdir ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7Op9jMp2oI/AAAAAAAAAnI/_7Q5zuDxyAg/s1600-h/4.murat.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" nt="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7Op9jMp2oI/AAAAAAAAAnI/_7Q5zuDxyAg/s320/4.murat.jpg" width="230" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;4. Murat bedensel olarak olağanüstü güçlü bir adamdı. Çok iyi silah kullanır, iyi dövüşür, bir ok atışta kalkanı delerdi. Yanında bulunan silahtar Musa Paşa'yı zaman zaman sağ eliyle kuşağından yakalayarak havaya kaldırır, bir müddet dolaştırdıktan sonra tekrar yere indirirdi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-7468663818334256460?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/7468663818334256460/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/herkule-benzeyen-padisah-kimdir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/7468663818334256460'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/7468663818334256460'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/herkule-benzeyen-padisah-kimdir.html' title='Herkül&apos;e benzeyen padişah kimdir ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7Op9jMp2oI/AAAAAAAAAnI/_7Q5zuDxyAg/s72-c/4.murat.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-3088277877734502769</id><published>2010-03-31T23:00:00.001+03:00</published><updated>2010-03-31T23:00:05.210+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nevruz nedir ? Osmanlı&apos;da Nevruz nasıl kutlanırdı ?'/><title type='text'>Nevruz nedir ? Osmanlı'da Nevruz nasıl kutlanırdı ?</title><content type='html'>.Farsça “yeni gün” anlamına gelen Nevruz Osmanlı'da da şenliklerle kutlanırdı. Baharın başlangıcı kabul edilen Nevruz ile birlikte herkes birbirine Nevruziye denen kıymetli hediyeler verir, yine Nevruziye denen içinde sandal ağacı, anber, gül suyu, zencefil gibi türlü baharatların bulunduğu çok kuvvetli ve nefis bir macun özel olarak hazırlanarak padişaha ve devlet büyüklerine ikram edilir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-3088277877734502769?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/3088277877734502769/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/nevruz-nedir-osmanlda-nevruz-nasl.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3088277877734502769'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3088277877734502769'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/nevruz-nedir-osmanlda-nevruz-nasl.html' title='Nevruz nedir ? Osmanlı&apos;da Nevruz nasıl kutlanırdı ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-8569082256339511424</id><published>2010-03-31T22:59:00.001+03:00</published><updated>2010-03-31T22:59:21.097+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anıtkabir&apos;in altında ne çıktı ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Anıtkabir'in altında ne çıktı ?</title><content type='html'>Anıtkabir, Atatürk'ün “Buradan Ankara ne güzel görünüyor” dediği Rasattepe'de 9 Eylül 1944 yılında atılan temel çalışmalarıyla başlamıştı. İnşaat çalışmaları sırasında yapılan kazılarda buranın Frigyalılar'a ait eski bir mezar alanı olduğu bulunan mezarlardan anlaşılmıştı. Ata'nın bu kabire nakli ölümünden ancak 15 sene sonra gerçekleşti ...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-8569082256339511424?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/8569082256339511424/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/antkabirin-altnda-ne-ckt.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/8569082256339511424'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/8569082256339511424'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/antkabirin-altnda-ne-ckt.html' title='Anıtkabir&apos;in altında ne çıktı ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-8961123341242967490</id><published>2010-03-31T22:58:00.001+03:00</published><updated>2010-03-31T22:58:51.994+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Denizaltında düzenlenen ilk suikast kimeydi ?'/><title type='text'>Denizaltında düzenlenen ilk suikast kimeydi ?</title><content type='html'>İttihat ve Terakki'nin son sadrazamı Talat bey, trenle Ankara'ya giderken Tuzla'yı geçtikten bir müddet sonra suikaste uğramıştı. Kıyı boyu giden trene birden bire Tuzla açıklarında suyun üstüne çıkan bir denzialtından ateş açılmış, Talat Bey'e bir şey olmamasına rağmen trenin yola devam edecek hali kalmamıştı. Denizaltının ve suikastın kimler tarafından yapıldığı tüm araştırmalara rağmen bulunamamıştı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-8961123341242967490?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/8961123341242967490/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/denizaltnda-duzenlenen-ilk-suikast.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/8961123341242967490'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/8961123341242967490'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/denizaltnda-duzenlenen-ilk-suikast.html' title='Denizaltında düzenlenen ilk suikast kimeydi ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-3859179134371389134</id><published>2010-03-31T22:57:00.000+03:00</published><updated>2010-03-31T22:57:19.852+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Logaritma&apos;yı kim buldu ? Logaritmayı bulan kimdir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Logaritma'yı kim buldu ? Logaritmayı bulan kimdir ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7Oo-FaU09I/AAAAAAAAAnE/_kilHQ8ecng/s1600-h/logaritma.gif" imageanchor="1" style="clear: right; cssfloat: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" nt="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7Oo-FaU09I/AAAAAAAAAnE/_kilHQ8ecng/s1600/logaritma.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Logaritmayı ilk kez 1730 - 1790 yılları arası yaşayan bir Türk bilgini olan Gelenbevi İsmail Efendi bulmuştu. Gelenbevi İsmail Efendi matematikle uğraşırken sayı değerlerini ondalık bölümlere göre düzenleyip hesapları son derece kolaylaştıran bir sistemi kendiliğinden bulmuş, ancak bunu pratik bir uygulama sayıp fazla önemsemediğinden kimseye bahsetmemişti. Bu, Batı'da kullanılan “logaritma” idi. &lt;span style="font-size: xx-small;"&gt;[Logaritma'yı kim buldu ? Logaritmayı bulan kimdir ?]&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-3859179134371389134?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/3859179134371389134/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/logaritmay-kim-buldu-logaritmay-bulan.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3859179134371389134'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3859179134371389134'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/logaritmay-kim-buldu-logaritmay-bulan.html' title='Logaritma&apos;yı kim buldu ? Logaritmayı bulan kimdir ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7Oo-FaU09I/AAAAAAAAAnE/_kilHQ8ecng/s72-c/logaritma.gif' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-6115798773220628000</id><published>2010-03-31T22:54:00.000+03:00</published><updated>2010-03-31T22:54:18.082+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='civelek nedir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='civelek kime denir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Civelek nedir ? Kime denir ?</title><content type='html'>Civelek tüysüz yeniçerilere verilen isimdir. Osmanlı döneminde yüzleri pürüzsüz ve tüysüz olan civelek gençler pamuk ipliğinden bir peçe örterek sokağa çıkarlardı....Civelek nedir ?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-6115798773220628000?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/6115798773220628000/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/civelek-nedir-kime-denir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/6115798773220628000'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/6115798773220628000'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/civelek-nedir-kime-denir.html' title='Civelek nedir ? Kime denir ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-5306312421408805883</id><published>2010-03-31T22:51:00.000+03:00</published><updated>2010-03-31T22:51:45.623+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>"Kara Mehmet" Kimdir ?</title><content type='html'>Kara Mehmet halk arasında gücüyle ün yapmış bir pehlivandır. Ne kadar güçlü olduğunu ölmek üzereyken başından geçen bir olayla son kez kanıtlamıştır. Kara Mehmet bir semt kahvehanesinde kalp krizi geçirerek ölmüştür. Kriz anında dayandığı dokuz çubuklu demir parmaklığı kağıt gibi birbirinin içine geçirmişti. Çubuklar öylesine iç içe geçmişti ki daha sonra onları demir küskü ile açmak isteyenler başarılı olamadılar... [ Kara Mehmet ]&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-5306312421408805883?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/5306312421408805883/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/kara-mehmet-kimdir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/5306312421408805883'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/5306312421408805883'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/kara-mehmet-kimdir.html' title='&quot;Kara Mehmet&quot; Kimdir ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-803962308298367898</id><published>2010-03-31T22:50:00.000+03:00</published><updated>2010-03-31T22:50:02.842+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Elmas ile yapılan camii hangisidir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Elmas ile yapılan camii hangisidir ?</title><content type='html'>Süleymaniye Camii'nin sağdaki küçük minaresi Cevahirli Minare olarak bilinir. Cevahir mücevher anlamına gelir. Bu muazzam caminin küçük minaresinin yapıtaşları arasında elmas madeni de vardır. Elmasların kullanılma nedeni İran Şahı'nın, Kanuni Sultan Süleyman'a bir çekmece dolusu elmas yollayarak yaptığı jesttir. Elmaslar caminin yapımı sırasında para biterse kullanılması için gönderilmişti. Ancak Sultan Süleyman elmasların parasını karşılayacaklarını belirtti ve minarenin yapımında kullanılmalarını emretti...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-803962308298367898?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/803962308298367898/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/elmas-ile-yaplan-camii-hangisidir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/803962308298367898'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/803962308298367898'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/elmas-ile-yaplan-camii-hangisidir.html' title='Elmas ile yapılan camii hangisidir ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-1345878762401579895</id><published>2010-03-30T21:16:00.001+03:00</published><updated>2010-03-30T21:16:18.416+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='&quot;Unutma bizi dolması&quot; nedir ? Neden yollanır ?'/><title type='text'>"Unutma bizi dolması" nedir ? Neden yollanır ?</title><content type='html'>Eskiden ramazanda meyhaneler zorunlu olarak kapatılırdı. Bayram arifesinde meyhaneciler gedikli müşterilerinin evlerine midye ya da uskumru dolmaları gönderirlerdi. Bu ikramlara 'unutma bizi dolması' denirdi. ..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-1345878762401579895?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/1345878762401579895/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/unutma-bizi-dolmas-nedir-neden-yollanr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/1345878762401579895'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/1345878762401579895'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/unutma-bizi-dolmas-nedir-neden-yollanr.html' title='&quot;Unutma bizi dolması&quot; nedir ? Neden yollanır ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-3284906403161114555</id><published>2010-03-30T21:15:00.000+03:00</published><updated>2010-03-30T21:15:29.835+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mesleği küfür yemek olan iş neydi?Mesleği küfür ve dayak yemek olan insanlar kimlerdir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Mesleği küfür ve dayak yemek olan insanlar kimlerdir ?</title><content type='html'>Dalkavukluk eskiden nizamnameleri, kahyaları, narhları olan bir esnaf kuruluşuydu. Dalkavuklar kendilerine yapılan her türlü hakarete tahammül eden bu işi meslek edinen insanlara verilen isimdi. Dalkavuklara yapılan her muzipliğin bir tarifesi vardı. Mesela dalkavuğa atılan her tokatın bedeli 30 para, merdivenden yuvarlamanın ücreti 180 paraydı. Bir fındık sıçanını kuyruğu dışarıda kalacak şekilde dalkavuğun ağzına sokma 400 para, ellerin ve ayakların domuz topu şeklinde bağlanması 40 paraydı. Bir sakatlık olursa hareketi yapan dalkavuğu tedavi ettirmeye mecburdu. Ölüm olursa masraflar işi yaptıranlar tarafından karşılanıyordu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-3284906403161114555?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/3284906403161114555/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/meslegi-kufur-ve-dayak-yemek-olan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3284906403161114555'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3284906403161114555'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/meslegi-kufur-ve-dayak-yemek-olan.html' title='Mesleği küfür ve dayak yemek olan insanlar kimlerdir ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-3988393935536310639</id><published>2010-03-30T21:11:00.000+03:00</published><updated>2010-03-30T21:11:16.150+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mandadan asker olurmu ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Mandadan asker olurmu ? Asker manda</title><content type='html'>Eskiden tersane havuzlarına gemi alınınca havuzların suyu büyük bostan dolapları ile boşaltılırdı. Bu dolapları mandalar çekerdi. Bu iş için tersanelerde ayrı bir bölük, bölüğün başında da Manda Ağası bulunurdu. Kurası tersaneye çıkan erkekler askerlik yapmamak için bedel olarak para ödemez, tersaneye manda verirlerdi. Sahibinin yerine askerlik süresini dolduran mandalar bir terhis tezkeresi verilir, bu tezkereler sırmalı kordonlarla boynuzlarının arasına asılırdı. Köyüne veya kasabasına dönen mandalar coşkulu bir törenle karşılanırlardı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-3988393935536310639?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/3988393935536310639/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/mandadan-asker-olurmu-asker-manda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3988393935536310639'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3988393935536310639'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/mandadan-asker-olurmu-asker-manda.html' title='Mandadan asker olurmu ? Asker manda'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-3383850450473186165</id><published>2010-03-30T21:08:00.000+03:00</published><updated>2010-03-30T21:08:32.234+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='baba cafer nedir?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Baba Cafer nedir ?</title><content type='html'>Eskiden borçları olanlar Baba Cafer Zindanı'na atılırlardı. Hapsedilen borçlular zindanın tek penceresinden yardım isterler, borçlarını ödemeleri için halka yalvarırlardı. Baba Cafer'den bir borçlu kurtarmak büyük sevap sayılırdı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-3383850450473186165?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/3383850450473186165/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/baba-cafer-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3383850450473186165'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3383850450473186165'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/baba-cafer-nedir.html' title='Baba Cafer nedir ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-1032829596477225105</id><published>2010-03-30T21:07:00.000+03:00</published><updated>2010-03-30T21:07:10.367+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye&apos;de ilk heykel nereye dikildi ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Türkiye'de ilk heykel nereye dikildi ?</title><content type='html'>Türkiye'nin ilk heykeli 10 metre uzunluğundaki Osman Gazi büstüdür. Bu büst 1914-1918 arasında Sivas Valisi Muammer Bey'in girişimiyle Hafik-Zara yolu üzerinde yapılmıştır. Gericiler heykeli protesto ederek törene katılanları 'Taş Dikenler' olarak adlandırmışlardır. İlginç olan, açılış törenini devrin müftüsünün yapmış olmasıdır. Bu heykel 1937'de yine Sivas Valisi Nazmi Toker tarafından kaldırılmıştır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-1032829596477225105?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/1032829596477225105/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/turkiyede-ilk-heykel-nereye-dikildi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/1032829596477225105'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/1032829596477225105'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/turkiyede-ilk-heykel-nereye-dikildi.html' title='Türkiye&apos;de ilk heykel nereye dikildi ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-4908213827089160335</id><published>2010-03-30T21:01:00.000+03:00</published><updated>2010-03-30T21:01:59.662+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kaşıkçı Elması kim tarafından ve nasıl bulundu ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Kaşıkçı Elması kim tarafından ve nasıl bulundu ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7I7tnOLI6I/AAAAAAAAAnA/Ky5JLmby31s/s1600-h/kasikci-elmasinin-oykusu.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" nt="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7I7tnOLI6I/AAAAAAAAAnA/Ky5JLmby31s/s320/kasikci-elmasinin-oykusu.jpg" width="280" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Osmanlı hazinesinin meşhur “Kaşıkçı Elması” IV. Mehmet zamanında fakir bir adam tarafından İstanbul Yenikapı'da bir çömleğin içinde bulundu. Adam Elmas'ı iki tahta kaşık karşılığı bir kaşıkçıya devretti. Kaşıkçı da Elması çok ucuz bir bedele kuyumcuya sattı. Hadise anlaşılınca Elmas, Sultan IV. Mehmet tarafından hazineye alındı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-4908213827089160335?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/4908213827089160335/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/kaskc-elmas-kim-tarafndan-ve-nasl.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4908213827089160335'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4908213827089160335'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/kaskc-elmas-kim-tarafndan-ve-nasl.html' title='Kaşıkçı Elması kim tarafından ve nasıl bulundu ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7I7tnOLI6I/AAAAAAAAAnA/Ky5JLmby31s/s72-c/kasikci-elmasinin-oykusu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-790241542737816000</id><published>2010-03-30T20:31:00.001+03:00</published><updated>2010-03-30T20:31:10.003+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Osmanlı ordusunun ilk gemisini kim yaptı ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Osmanlı ordusunun ilk gemisini kim yaptı ?</title><content type='html'>&lt;span style="font-size: xx-small;"&gt;Osmanlı ordusunun ilk gemisini kim yaptı ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;İlk gemi, Van gölünde, 16. yüzyılda, Osmanlı ordusunun Doğu seferi sırasında bir yeniçeri askeri tarafından yapılmıştı. Bu sanatkar asker sonralarda adını yaptığı eserlerle duyuracak olan Mimar Sinan'dı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-790241542737816000?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/790241542737816000/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/osmanl-ordusunun-ilk-gemisini-kim-yapt.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/790241542737816000'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/790241542737816000'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/osmanl-ordusunun-ilk-gemisini-kim-yapt.html' title='Osmanlı ordusunun ilk gemisini kim yaptı ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-6195837770578771351</id><published>2010-03-30T20:30:00.000+03:00</published><updated>2010-03-30T20:30:04.912+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='19.Yüzyılda belediye reisi kumar oynayanları ne yapıyordu ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>19.Yüzyılda belediye reisi kumar oynayanları ne yapıyordu ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7I09oGgBMI/AAAAAAAAAm8/i-wjgLcAUNA/s1600-h/kumar.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" nt="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7I09oGgBMI/AAAAAAAAAm8/i-wjgLcAUNA/s1600/kumar.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;19. yüzyılın sonra İstanbul'un belediye reislerinden Hüseyin Bey, kahvede iskambil oynamaya giden bir seyyar ekmekçiyi cezalandırmak için atının yerine bağlattı. Seyyar sırtındaki ekmek küfeleriyle bekledi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-6195837770578771351?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/6195837770578771351/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/19yuzylda-belediye-reisi-kumar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/6195837770578771351'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/6195837770578771351'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/19yuzylda-belediye-reisi-kumar.html' title='19.Yüzyılda belediye reisi kumar oynayanları ne yapıyordu ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S7I09oGgBMI/AAAAAAAAAm8/i-wjgLcAUNA/s72-c/kumar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-4576557615452933532</id><published>2010-03-30T20:28:00.001+03:00</published><updated>2010-03-30T20:28:31.815+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='18.yüzyılda gençlerin modası neydi ?'/><title type='text'>18.Yüzyılda gençlerin modası nelerdir ?</title><content type='html'>18. yüzyıl sonlarında İstanbul gençleri arasında şemsiye modası çıkmıştı. Rengarenk ipek püsküllü şemsiyeler yalın ayaklı, dökük kıyafetli gençlerin bile elinde görülürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kibar ve zengin gençler o zamanın kabadayılarından sayılan Levent'lerin külhanbeyi kıyafetlerini giyerler, at üstünde şemsiye açarak dolaşırlardı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-4576557615452933532?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/4576557615452933532/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/18yuzylda-genclerin-modas-nelerdir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4576557615452933532'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4576557615452933532'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/18yuzylda-genclerin-modas-nelerdir.html' title='18.Yüzyılda gençlerin modası nelerdir ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-6866491225560792275</id><published>2010-03-25T21:57:00.000+02:00</published><updated>2010-03-25T21:57:07.177+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><title type='text'>İlginç Yazılar</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em; text-align: center;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://4.bp.blogspot.com/_pTdMaGaQXck/S6u_2_h3PKI/AAAAAAAAA0Q/oAT-JxKopq4/s200/ilgincyazilar.jpg" width="200" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;İlginç Yazılar&lt;/b&gt; ve &lt;b&gt;Tuhaf Bilgiler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kedilerin Ağzı Neden Kokar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kötü Bir Nefes Neden Kaynaklanır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi zaman evdeki sevimli dostunuzu kucağınıza alıp sevdiğinizde ya da o sizi yalamaya çalışırken birden rahatsız edici bir koku duyarsınız. Bazen yemek yemede bir problemi olduğunu hissedersiniz; yemek yemek istiyor ama ne zaman mama tabağının başına geçip yemeye başlasa keyfi kaçıp oradan uzaklaşıyordur. Hatta zaman zaman yerde dökülmüş bir diş bulan hasta sahiplerimiz de oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kedi ve köpekler birçok evcil canlı gibi bilinçli bir diş fırçalama alışkanlığına sahip değillerdir.  Evet, çocuklar gibi çikolata ve şekerlemelerle dişlerini çürütmezler ve hatta köpeklerin kemik kemirerek dişlerini fırçaladığına inananlar da vardır,   ancak ağız sağlığı bilimsel olarak ortaya çıkan ve pratikte de sıkça karşılaştığımız önemli bir sorundur. Ve ne yazık ki, çoğu hayvan ağrıyan dişlerinin muayene edilmesini bile sevmez, dişlerinde bir ağrı olup olmadığını da size söyleyemez.  Bu nedenle rutin Veteriner hekim ziyaretlerinizde gözden kaçmaması gereken bir konudur ağız sağlığı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş ve dişeti hastalıkları aynen insanlardaki gibi birçok organ ve sistem için zararlıdır. Dişler üzerinde oluşan pürüzlü yüzeyler bakteriler için iyi bir alandır ve öncelikli olarak kalp, böbrek, karaciğer ve akabinde kemik ve eklemelere karşı zararlı etkileri tespit edilmiştir. En önemli problem, bir bakteri kaynağı oluşu ve vücudun devamlı olarak patojenlerle muhatap olmasına neden oluşudur.  Sizin en kolay fark edeceğiniz ise kötü ağız kokusudur (halitozis).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavide gecikilmemesi gereken birçok diş ve diş eti hastalığı vardır. Bunlar ağızda belli bir sırayla oluşurlar, zamanında yapılmayan müdahaleler sonucu gitgide artarak diğer bir hastalığın gelişimini sağlarlar. Diş taşları ve plaklar veteriner hekimliğimizde başlıca rastladığımız diş hastalıklarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kedi ve köpeklerde önemli diş ve diş eti hastalıkları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlarda sıklıkla görülen çürük olgularının yerini Veteriner Hekimlikte diş taşları ve plaklar alır. Bunlar başlıca kötü ağız kokusu (halitozis) sebebidirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Plak: Diş üzerinde bakteriler ve bunların atıkları, tükürük, epiteller ve yangı hücrelerinden oluşan biyolojik bir film tabakadır. Temiz bir diş üzerinde bir kaç dakikada oluşan bu tabaka giderilmediğinde tehlikeli bir hal alır. Plak oluşumu ile diş üzerine yerleşen bakteriler diş oluklarına yerleşir ve zamanla oksijene ihtiyacı olmayan bakteriler ürer ve bu tabaka giderilmediği müddet boyunca kemik dokuya doğru gelişmeler yapmaya meyillidir. Plaktaki bakteriler tükürükte eriyen yemek artıkları ile gelişirler. İlk hasarı diş etinde oluştururlar ve gingivitis ortaya çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tartar (diş taşı): Mineralize olmuş plaktır. Bununla beraber tartar plağın üzerini örter. Tartarlar diş etinin altında ve üzerinde oluşurlar. Tartarlar ilerleyerek periodontitisin oluşumuna yol hazırlarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gingivitis : Gingivitis diş eti (gingiva) yangısıdır. Eğer kedinizin ya da köpeğinizin diş etinde kırmızı bir çizgi gibi alanlar oluşmaya başladıysa bilin ki artık onu yemek yerken de rahatsız edebilecek hastalıklara doğru giden bir periyoda girdiniz. Gingivitis hafif, orta ve ağır diye adlandırılan 3 aşama ile seyreder; plak oluşumunu takiben diş eti şişer kızarır ve ağrılı bir hal alır. Şiddetli olgularda bu kırmızılık tüm dişetine yayılır, tartar ve plak oluşumu dişetini iterek kendine alan açarken diş eti daha da yangılanır. Bu nedenle hafif derece bile veteriner hekime danışmanız gerektiğini gösteren bir sinyal gibi kabul edilebilir. Gingivitisi veteriner hekiminizin verdiği  tedavilerle ve profesyonel bakımla aşabilirsiniz ve geri dönüşümsüz ağız hastalıklarına yakalanmadan dostunuzu kurtarabilirsiniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Periodontitis: Periodontal dokunun bir hastalığıdır. Çoğunlukla sebep olarak tedavi edilmeyen gingivitler, plaklar ve tartarlardır. Periodontitiste  bağ dokular ve dişin kemik dokusu da etkilenir. Bu hastalık kedilerde de yaygın, köpeklerde ise çok daha sık görülen bir hastalıktır. Çoğu vakada erken dönemde gingivitisle başlar ve tedavi edilmediğinde ilerleyen plak oluşumu tartara, lokal etkenlerle beraber bakterilerin kemiğe kadar ulaşmasına ve akabinde periodontal hastalığa neden olur. Periodontal hastalıkta dişin sert dokusu olarak bildiğimiz kısımda oluşan yıkımlaşmalar geri dönüşümsüzdür. Tüm dişler aynı anda aynı derecede etkilenmezler. Erken safhadaki diş hastalıklarında müdahale sonucu hastalık veteriner hekimin tedavisi ile yok edilebilir. Ancak periodontitisin ileri aşamalarında bölge tartar ve plaktan temizlense de kemik dokudan kayıp verdiyse, diş ilk tam sağlıklı formuna geri dönmez. Ve eğer bölgede ki tartar ve plaklar uzaklaştırılmazsa hayvan için oldukça ağrı yapan bu oluşumlar dişi git gide daha çok kayba uğratırlar. Bu nedenle diş hastalıkları fark edilince hemen hekime danışmak ve hastalığın hangi evresinde olduğunun belirlenip tedaviye bir an önce başlamak gerekir. Erken teşhis tüm hastalıklarda olduğu gibi burada da çok önemlidir. Periodontite müdahale edilmediği vakalarda dişlerin dökülmesine kadar gidebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer önemli hastalıklar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu ana kadar anlatılanlar kedi ve köpeklerde % 80’lerin üzerinde gözüken hastalıklardı. Ancak, elbette Veteriner Diş Hekimliği bu kadarla sınırlı kalmamaktadır.  Bunun dışında kırıklar, çürükler, çene anomalilerine bağlı bazı yüzey bozuklukları (atrizyonlar) dış etkenlere bağlı yüzey aşınmaları (abrezyonlar), odontoklastik rezorbtiv lezyonlar, ağızın kapanma bozuklukları (maloklüzyon), alveolar periostitis, staomatitis, ..... böyle uzayan bir liste ile devam eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu listede kısmen daha önemli olan Rezorbtiv lezyonlardır ki bunlar köpeklerde nadir ancak kedilerde % 50’lere varan sıklıkla gözlenir. Bu hastalık kedilerde genellikle dişin diş eti ile buluştuğu düzlemde kimi zaman farklı bölgelerde de  anormal aşınmalardan oluşur. Genellikle periodontit ve gingivitle beraber seyreder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş Hastalıklarında Tedavi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle, tedaviye ne kadar erken başlanırsa, sonucun o kadar başarılı ve kolay olacağını söyleyebiliriz.&lt;br /&gt;Yapılacak tedavi tek bir seçenekten ibaret değildir, çünkü diş hastalıklarında vakalar aynı anda birden fazla hastalığı taşır ve farklı dişler farklı derecelerde etkilenirler.  Hekim, her bireye özgü bir tedavi planı oluşturur.&lt;br /&gt;Genel olarak tüm diş hastalıklarında uygulanabilecek ortak tedavi yöntemi, diş üzerindeki istenmeyen oluşumların (temizlenmesidir)uzaklaştırılmasıdır. Öncelikle oradaki bakteri barınağı konumundaki tartar ve plaklar uzaklaştırılır. Bu amaçla ultrasonic "Cavitron "adı verilen cihazlar kullanılır. Ama elbette ki ne kediler ne de köpekler kendi iradeleri ile dişçi koltuğunda otururlar. Bu da diş temizliğinde genel anesteziyi zorunlu kılar. Diş hastalıkları genellikle 3 yaşı geçen hastalarda gözlenir. İleri yaşlardaki bireyler için güvenli anestezi protokolleri uygulanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Periodontitisli olgularda vakaya göre ilaçlarla da bir takviye yapılması gerekli olabilir. Unutmayın ki, tedavi edilince her şey bitmeyecek; bundan sonraki dönemde hastalığın tekrarlamaması için sizin de evde yapabileceğiniz çok şey var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz evde neler yapabilirsiniz?&lt;br /&gt;Böyle bir hastalığı ve bunun iyileşme sürecini atlattıktan sonra elbette tekrar yaşanmasını kimse istemez. Verilen medikal tedavinin bitimiyle her şey bitmez; siz de küçük dostumuza  yardımcı olmak için onu koruyucu bazı önlemler almalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu önlemlerin başında ağız antiseptikleri, diş macunları ve fırçaları, diş kaşıma ipleri, çeşitli kemikler ve her şeyin başında iyi bir beslenme düzeni gelir. Hazır mamaların profesyonel olanlarında hemen  her zaman ağız hijyenini sağlamak ve tartar oluşumunu önlemek için bazı katkılar bulunur. Kimi zaman da küçük dostumuzu özelikle dişine iyi gelebilecek bazı mamalarla takviye etmeniz gerekebilir. Kaliteli beslenme de bu aşamada çok önemli!&lt;br /&gt;Dişleri koruyucu çeşitli bisküviler ve kemikler en ideal yollardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Dişlerdeki tartar ve plak oluşumunu engellemenin en iyi yolu bakteri yerleşimini engellemek amacıyla dişlerinin fırçalanmasıdır. Ancak bu  sırada hayvanlar diş macununu tükürmez, yutarlar ve insanlar için üretilen macunlar kedi ve köpekler için zehirli olduğundan onlar için üretilen macun ve fırçalardan kullanmanızı tavsiye ederiz.&lt;br /&gt;• Diş fırçasından hoşlanmayan bireyler için parmak fırçalar daha uygun olabilir.&lt;br /&gt;• Son olarak da size çeşitli diş iplerini tavsiye edebiliriz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-6866491225560792275?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/6866491225560792275/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/ilginc-yazlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/6866491225560792275'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/6866491225560792275'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/ilginc-yazlar.html' title='İlginç Yazılar'/><author><name>Blog!</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_pTdMaGaQXck/S6u_2_h3PKI/AAAAAAAAA0Q/oAT-JxKopq4/s72-c/ilgincyazilar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-9148490085610401491</id><published>2010-03-23T11:33:00.000+02:00</published><updated>2010-03-25T21:37:35.021+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yıldırım nasıl düşüyor ? Yıldırım neden düşer ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Yıldırım nasıl düşüyor ? Yıldırım neden düşer ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6iKaChFG4I/AAAAAAAAAm0/g_Q4mdjsp8Y/s1600-h/yildirimnasilduser.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6iKaChFG4I/AAAAAAAAAm0/g_Q4mdjsp8Y/s320/yildirimnasilduser.jpg" vt="true" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: white; font-size: xx-small;"&gt;Yıldırım nasıl düşüyor ? Yıldırım neden düşer ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Gökyüzünde yılda 3 milyar şimşek veya yıldırım oluşmaktadır. Bir değişle yılın herhangi bir zamanında dünyanın üstünde 2 bin yıldırım bulutu vardır ve dünyamıza her saniyede 100 yıldırım düşmektedir. Güçlü bir fırtına, Hiroşima'ya atılan atom bombasından 100 kat daha fazla enerji açığa çıkarmaktadır. Kim bilir? Belki bir gün gelecek yıldırımları da enerji kaynağı olarak kullanmayı öğranaceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gök olayı insanlığın ilk tarihlerinden itibaren ilahi bir işaret olarak görülmüştür. Yıldırım düşmesi insanlar için tehlikeli olmasın rağmen insan yaşamına faydası da vardır. Yıldırımlar yeryüzündeki bitkiler için faydalı maddeler olan nitratlar ve oksijenin de yeryüzüne inmesine neden olurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey güneş ışıkları ile yeryüzünde ısınan havanın yükselmesi ile başlıyor. Tabii içinde buharlaşan suyu da yukarı taşıyarak. Bu yükselen hava yaklaşık 2-3 kilometreye ulaşınca havanın soğuk katmanlarına rast geliyor. Soğuk havalarda nefes verince nefesimiz nasıl buharlaşıyorsa aynen o şekilde buharlaşıyor ve gördüğümüz bulutu oluşturuyor. Bu bulutlar daha sonra hava akımları ile 20 bin metreye kadar tırmanabiliyorlar.Aslı tam bilinmemesine rağmen bulutların bu yükselişleri sırasında içlerinde oluşan buz kristallerinin birbirlerine sürtünerek bir statik elektrik enerjisi açığa çıkardıkları öne sürülüyor. Bu elektrik enerjisi bulutların üst katmanlarında pozitif (+), alt katmanlarında ise negatif (-) yüklü olarak birikiyor. Bulutun içindeki yük havayı iyonize edecek güce ulaştığında şimşek oluşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmur bulutlarının alt yüzeylerindeki büyük negatif yük içindeki elektronları iterek oarayı da pozitif yüklü hale getiriyor ve bu yük saniyede bin kilometre hızla toprağa iniyor, yani kısa devre yapıyor. Yıldırımın bu andaki ısısı 30 bni derece olup güneşin yüzeyindeki ısının 5 katı kadardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldırım düşerken çok şaşırtıcı bir şey oluyor. Yerden de buluta doğru bir boşalma oluyor. Yerden 100 metre yükseklikte bu iki akım birleşiyor ve iletkenliği çok fazla olan bir koridor oluşuyor. İşte bundan sonra yıldırımı hiçbir şey durduramaz, pozitif yük hızla buluta doğru onu nötr hale getirmek için yükselir. İşte yıldırımın havadan yere mi, yoksa yeren havaya mı oluştuğunu yaratan soru bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu koridordan yerden göğe doğru neredeyse ışık hızının üçte biri hızla yükselen akım yıldırımın göze gelen şiddetli ışığını da yaratır. Ardından yine yukarıdan yere iner ve iki taraf arasındaki potansiyel farkı sıfırlanana kadar bu olay 10-12 kez tekrarlanabilir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-9148490085610401491?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/9148490085610401491/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/yldrm-nasl-dusuyor-yldrm-neden-duser.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/9148490085610401491'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/9148490085610401491'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/yldrm-nasl-dusuyor-yldrm-neden-duser.html' title='Yıldırım nasıl düşüyor ? Yıldırım neden düşer ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6iKaChFG4I/AAAAAAAAAm0/g_Q4mdjsp8Y/s72-c/yildirimnasilduser.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-7580216658576301233</id><published>2010-03-23T11:29:00.000+02:00</published><updated>2010-03-25T21:35:49.222+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Lavabodan su niçin sağa dönerek boşalıyor ?'/><title type='text'>Lavabodan su niçin sağa dönerek boşalıyor ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6iJxxH2TKI/AAAAAAAAAmw/Gyx_706ft0Y/s1600-h/lavabodan,su.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="239" src="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6iJxxH2TKI/AAAAAAAAAmw/Gyx_706ft0Y/s320/lavabodan,su.jpg" vt="true" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: white; font-size: xx-small;"&gt;Lavabodan su niçin sağa dönerek boşalıyor ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Lavabonuzu veya küvetinizi su ile doldurun ve tıkacı aniden çekin. Su düz olarak delikten boşalmayacak, döne döne bir hortum oluşturacak şekilde boşalacaktır. Bu dönüş yönü kuzey yarımkürede sağa doğru, yani saat yönünde, güney yarımkürede ise tam tersidir. Bilim insanları buna "Coriolis" kuvveti diyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her iki yarımkürede böyle birbirine ters yönde hava akımlarının ve okyanus akıntılarının olduğu herkes tarafından kabul ediliyor da, bir lavabodan boşalan suda, böyle küçük bir ortamda dünyanın dönüşünün etkili olup olmayacağı tartışma konusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya kendi etrafında dönerken her tarafındaki hız aynı değildir. Ekvatordaki biri, bir günde dünya çapı kadar yani 40 bin kilometre giderken bir diğer ifade ile saatte 1670 kilometre hızla yol alırken, tam kutuptaki bir insan sıfır hızla sadece kendi etrafında dönmektedir. Aynı şekilde gökyüzünde asılı gibi duran bulutlar rüzgarın etkisini katmazsanız yere göre hareketsizdirler ama altlarındaki kara parçası ile birlikte dönerler. Bu durumda ekvatordaki bulutlar da kutupdakilere nazaran hızlı dönmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A'yı ekvatorda, B'yi ise onun tam kuzeyinde 45 derece paralelinde iki nokta olarak düşünelim. Bir top mermisini A'dan tam kuzeye nişanlayıp attığımızda, atış sırasında ekvatorun dönüş hızı B noktasına göre neredeyse iki kat olacağından mermi B noktasının doğusuna gidecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı şekilde kuzey kutbundan hemen hemen hareketsiz bir konumdan tam güneye atılan bir mermi 45 paralelinde dünya dönüş hızı daha çok olduğundan bu sefer hedefin batısına düşecektir. Yani kuzey yarımkürede kuzeye veya güneye atılan her şey atanın konumuna göre sağa gitmektedir. Bu durum güney yarımkürede ise sola doğru gerçekleşmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her iki yarımkürede kuzey - güney doğrultusunda hareket eden hava akımları ve okyanus akıntıları bu durumdan etkilenirler. Kuzey yarımkürede sağa, güneyde sola dönerler. Ancak bu, dünya yüzünde büyük bir ölçekte okyanusların dibindeki sürtünme ve bulutların, hava akımlarının üzerinde bulundukları yerle birlikte hareket etmelerinin etkileriyle oluşan bir tabiat olayıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim insanları bunun lavabo veya küvet gibi nispeten mikro ölçüde de mümkün olup olmadığını hala tartışıyorlar. Bir kısmı burada suyun musluktan çıkış şekil ve hızının, lavaboya düştüğü noktanın, lavabonun ve suyun gittiği yerin yapısının etken olduğunu söylüyorlar, diğerleri de ideal şartlarda 50 kere deney yapın ve görün diyorlar. Haydi banyoya, bilimsel deney yapmaya...!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-7580216658576301233?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/7580216658576301233/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/lavabodan-su-nicin-saga-donerek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/7580216658576301233'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/7580216658576301233'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/lavabodan-su-nicin-saga-donerek.html' title='Lavabodan su niçin sağa dönerek boşalıyor ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6iJxxH2TKI/AAAAAAAAAmw/Gyx_706ft0Y/s72-c/lavabodan,su.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-5516416867583374985</id><published>2010-03-23T11:27:00.000+02:00</published><updated>2010-03-25T21:36:01.200+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yıldızların ışıkları gece neden parlıyor-kırpışıyor ?ilginç yazılar'/><title type='text'>Yıldızların ışıkları gece neden parlıyor-kırpışıyor ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6iJWNTDY3I/AAAAAAAAAms/nu38v7C4DwU/s1600-h/yildiz.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6iJWNTDY3I/AAAAAAAAAms/nu38v7C4DwU/s320/yildiz.jpg" vt="true" width="302" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: xx-small;"&gt;Yıldızların ışıkları gece neden parlıyor-kırpışıyor ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Geceleri gökyüzünde gördüğümüz yıldızların birçoğu bizim güneşimizden de büyüktürler ama o kadar uzaktadırlar ki, ancak birer nokta olarak gözükürler. Gezegenlerin yıldızlardan farkları, güneş sistemimiz içinde bizimle beraber güneşin etrafında dönüyor olmalarıdır. Bu nedenle çok uzak olan yıldızlar gökyüzünde "sabit" dururken, gezegenler sürekli yer değiştirirler. Bu gezegenler güneşe yakınlık sırası ile Merkür, Venüs, dünyamız, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüto'dur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş sistemimizde bile mesafeler o kadar büyüktür ki, dünyamıza 8 dakikada gelen güneş ışığı, Neptün'e ancak 4 saatte ulaşır. Zaten güneş sistemimizde bulunmalarına rağmen Neptün ve Plüto teleskop kullanmadan dünyamızdan görülemezler. Güneş Neptün'e o kadar uzaktır ki, bu gezegenden bakıldığında görünümü parlak bir yıldızdan farksızdır. Güneş ışıklarının dünyamıza gelmek için 8 dakikada aldığı bu yolu, saatte bin kilometre hızla giden modern bir jet uçağı ancak 17 yıl civarında gidebilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş sistemimizin dışındaki mesafeler ise inanılmaz. Örneğin, Andromeda galaksinin ışığı dünyaya 2.2 milyon yılda ulaşmaktadır. Yani biz bu galaksiyi bu kadar yıl evvelki hali ile görüyoruz. Şimdi ne yapıyorlar acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aysız berrak bir gecede gökyüzünde gözle görülebilen yıldız sayısı 7 bindir. Küçük bir teleskopla 25 milyon yıldız görülebilir. Ama örneğin ABD'deki Mount Palomar gözlem evindeki teleskopla tüm gökyüzü taranabilse 2 milyar yıldız görülebilir. Halbuki sadece Samanyolu galaksisinde 100 milyar yıldız olduğu tahmin edilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldızların göz kırpıyormuş gibi ışıklarının kırpışmasını sebebi, çok uzaktan geliyor olmaları ve atmosferimizdir. Yeryüzünde nispeten ılınan hava devamlı olarak yükselme meylindedir. Bu durum gece de devam eder. Yıldızların zayıf ışıkları bu yükselen hava dalgası içinde kırılırlar. Bazen gözümüze tam olarak ulaşmazlar, yani kesik kesik gelirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu evimizdeki sıcak radyatörün veya bir ateşin ya da yazın çok sıcak yolların üzerindeki yükselen havanın arkasındaki şekillerin görüntüsünü dalgalandırmasına benzer. Gerçi görülebilir gezegenlerden gelen ışılar da yükselen hava dalgaları ile kırılır ama onların ışıkları daha güçlü olduklarından gözümüze ulaşmada kesinti olmaz ve göz kırpmazlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-5516416867583374985?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/5516416867583374985/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/yldzlarn-sklar-gece-neden-parlyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/5516416867583374985'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/5516416867583374985'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/yldzlarn-sklar-gece-neden-parlyor.html' title='Yıldızların ışıkları gece neden parlıyor-kırpışıyor ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6iJWNTDY3I/AAAAAAAAAms/nu38v7C4DwU/s72-c/yildiz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-4442685323938990984</id><published>2010-03-23T10:58:00.000+02:00</published><updated>2010-03-25T21:36:19.215+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Neden ayı bazen gündüz görebiliyoruz ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Neden ayı bazen gündüz görebiliyoruz ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6iCjJkt09I/AAAAAAAAAmo/Ct2cLK-DlOg/s1600-h/ay.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="294" src="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6iCjJkt09I/AAAAAAAAAmo/Ct2cLK-DlOg/s320/ay.jpg" vt="true" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: xx-small;"&gt;Neden ayı bazen gündüz görebiliyoruz ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ay sadece gece görülebilir diye bir şey yok. Gündüzleri de periyoduna bağlı olarak ay da tepemizde, bütün yıldızlar da. Ama güneşin atmosferimizde yansıyan ışınları onları görmemize mani oluyor. Atmosferimiz olmasaydı gökyüzü gündüzleri de karanlık olacak, güneşle birlikta yıldızları da görebilecektik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ay dünyamıza çok yakın olduğundan gökyüzünde görüntü olarak yıldızlardan çok büyük görünür. Eğer konumuna göre güneşten iyi ışık alabilirse gündüzleri de gökyüzünde rahatlıla görünebilir. Ayın yüzeyi bir asfalt yol yüzeyi gibi yansıtıcıdır. Koyu renktedir ama tam siyahta değildir. Biz gökyüzde aya baktığımızda sadece onun güneşten yansıttığı ışığı görüyoruz. Güneş kadar ışık saçmıyor ama yine de gökyüzündeki en parlak yıldızdan bin kat daha fazla ışık yansıtabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gündüz havanın aydınlığı yıldızların parıltısını yok eder. Aslında parlak yıldızların olduğu bölgede gökyüzünün parlaklığı da biraz daha farklıdır ama bu farkı pek algılayamayız. Ama ayın olduğu bölgede ışık yeterli ise geceki gibi çok parlak olmasa da onu görebiliriz. Hatta hava şartlarının olumlu olduğu durumlarda hava aydınlıkken Venüs gezegenini bile görebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneşi büyük bir ampül, ayı da büyük bir ayna olarak düşünebiliriz. Bazı durumlarda ampülün ışığını dğrudan görmesek bile, aynanın yansıttığı ışığını görebiliriz. Bu, geceleri olan durumdur. Güneşi göremeyiz, çünkü dünyamız ondan gelen ışığı bloke etmiştir. Ayı, yani aynadan yansıyan ışığını görebiliriz. Ampulü de, aynayı da birlikte gördüğümüz durum ise aynı gündüz görünme durumudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genellikle "ayın karanlık yüzü" diye kullanılan deyiş şekli yanlıştır. Doğrusunun "ayın arka yüzü" olması gerekir. Ayın dünyamız etrafındaki dönüş süresi ile kendi etrafındaki dönüş süresi hemen hemen aynı olduğundan, biz ayın hep bir yüzünü görürüz ama ay dünya ile güneş arasındayken bize bakan yüzü karanlık, güneşe bakan arka yüzü aydınlıktır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-4442685323938990984?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/4442685323938990984/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/neden-ay-bazen-gunduz-gorebiliyoruz.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4442685323938990984'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4442685323938990984'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/neden-ay-bazen-gunduz-gorebiliyoruz.html' title='Neden ayı bazen gündüz görebiliyoruz ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6iCjJkt09I/AAAAAAAAAmo/Ct2cLK-DlOg/s72-c/ay.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-4157289675977518082</id><published>2010-03-23T10:56:00.000+02:00</published><updated>2010-03-25T21:36:23.967+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Niçin gök gürler ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Niçin gök gürler ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6iB-LZ0qgI/AAAAAAAAAmk/vVM_yDKpQ7s/s1600-h/gokgurultusu.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6iB-LZ0qgI/AAAAAAAAAmk/vVM_yDKpQ7s/s320/gokgurultusu.jpg" vt="true" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: xx-small;"&gt;Niçin gök gürler ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kış aylarında kar yağarken şimşek, yıldırım ve gök gürültüsü nadiren olur. Yıldırım ve gök gürültüsünü en çok yaz aylarında, hava ılık ve nemli iken yükselen havanın etkisiyle olur. Kış aylarında havanın alçak ve yüksek kısımları arasında ısı farkı az, alçak seviyelerde ise nem de fazla olduğundan şimşek, yıldırım ve sonucunda gök gürültüsü olayı daha az görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimşek vaya yıldırım etraflarındaki havayı saniyenin milyonda biri kadar bir sürede 30 bin dereceye kadar ısıtırlar. Isınan bu hava aniden genleşir, genişler. Normal atmosfer basıncının neredeyse 100 misli bir basınçla, ses hızından çok hızlı ses dalgaları yayar. Bu aynen ses hızını geçen uçaklarda olduğu gibi kulağımıza bir nevi patlama sesi olarak ulaşır. Buna gök gürlemesi diyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimşek de, yıldırım da tek bir olay değil bir seri olayın birleşimidirler. Yıldırımın ilk çakışından sonraki yukarı doğru olan dönüş çıkışında, elektrik akımı daha güçlü olduğundan kulağımıza gelen ikinci ses birincisinden güçlüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldırım veya şimşeğin görülmesi ile gök gürlemesinin duyulması arasında geçen süre saniye olarak ölçülür ve üçe bölünürse uzaklık kilometre olarak bulunabilir. Çünkü gök gürültüsünün sesi bize ses hzı ile ulaşırken, şimşek ve yıldırımın görüntüsü gözümüze ışık hızıyla ulaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gök gürlemesi normal şartlarda 24 kilometreden daha fazla mesafelerden işitilmez&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-4157289675977518082?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/4157289675977518082/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/nicin-gok-gurler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4157289675977518082'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4157289675977518082'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/nicin-gok-gurler.html' title='Niçin gök gürler ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6iB-LZ0qgI/AAAAAAAAAmk/vVM_yDKpQ7s/s72-c/gokgurultusu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-8485439607494837644</id><published>2010-03-23T10:48:00.000+02:00</published><updated>2010-03-25T21:36:27.479+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Neden kar yağıyor ?'/><title type='text'>Neden kar yağıyor ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6iANEXjjEI/AAAAAAAAAmg/H9jYUE2guBQ/s1600-h/karresimleri.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="242" src="http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6iANEXjjEI/AAAAAAAAAmg/H9jYUE2guBQ/s320/karresimleri.jpg" vt="true" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: xx-small;"&gt;Neden kar yağıyor ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kış aylarında güneş ışınları olmadığı için, bulutların bulundukları yüksekliklerde hava sıcaklığı çok düşük olunca, yükselen su buharı, sublime denilen şekilde sıvı hale geçmeden, bu aşamayı atlayarak doğrudan buz kristali haline dönüşür. 0.1 milimetre çapındaki buz kristalleri birbirlerine yapışarak kar tanelerini oluştururlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bulut ile yer arasındaki hava sıcaksa bu kar taneleri yere düşene kadar yağmur tanesi haline dönüşebilirler, ama soğuksa yere kadar kar tanesi olarak inmeyi başarabilirler. Hafiflikleri nedeniyle yere o kadar yavaş inerler ki 3 bin metreden inmeleri 2 saat alabilir. Bazen bulutun altındaki sıcaklık öyledir ki, bir kısmı kar, bir kısmı yağmur damlası halinde düşerler, biz buna "sulu sepken" diyoruz. Yani yağmur veya kar yağmasını belirleyen ana unsur, bulut ile yer arasındaki hava sıcaklığıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel kanının aksine kar yağması havayı ısıtmaz, aksine ısınan hava karın yağmasına sebep olur. Çok soğuk havanın içine su alma kapasitesi daha azdır. İçine alamadığı su ya "don" şeklinde yeryüzünde kalır ya da "kırağı" oluşur. Bu şartlarda kar kesinlikle oluşamaz. Hava 3 derece gibi biraz ısınınca, su buharı yeryüzünden yükselebilir, çok yüksekliklerdeki soğuk hava tabakalarına ulaşabilir ve kar yağışı meydana gelebilir. Biz de sanki kar yağdığı için hava ısınmış gibi algılarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kar tanesinin oluşumu hakikaten bir tabiat mucizesidir. Gerçi bazı kayak merkezlerinde, kar yağışı yetersiz olduğu zamanlarda suni kar üretiliyor ama bu görüldüğü kadar kolay değil. Doğal kar tanelerinin ortasında çekirdek olarak toz parçacılarının olduğunu biliyoruz. Eğer bunlar olmazsa saf su -40 derecede bile kristalleşemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk olarak 1975'de Berkeley, California Üniversitesinden Prof. Steve Lindow "snomax" denilen bir proteini toz parçacıları yerine kullanarak suni kar üretmeyi başardı. Bu madde sayesinde daha hafif ve kuru kar tanelerinin üretilmesi sağlandı ve Norveç'te yapılan 1994 kış olimpiyatlarında çok yaygın olarak kullanıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kar kristalleri altıgen bir şekil içindedirler. Her bir koldan 3 ve 12'li kollar çıkar. Bu dizilişin sebebinin oksijen atomlarının diziliş şekli olduğu sanılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolu yağışı daha ziyade ılıman iklimlerde ve bahar aylarında görülğr. Isınan hava ile yükselen su buharı, hava akımları ile daha da yükelerek 12 bin metre civarında -50 derece hava sıcaklığında buz kristallerine dönüşür. Buradaki güçlü hava akımları ile bu buz kristalleri de birleşerek buz tanelerini oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buz taneleri ağırlıkları nedeniyle o kadar hızlı düşerler ki bulut ile yer arasındaki sıcaklık ne olursa olsun eriyecek zaman bulamazlar. Çapı 5 milimetreden büyük dolular halinde yeryüzüne ulaşırlar. Aslında tüm bu şartların oluşması çok enderdir ve bu nedenle dolu yağışı hem çok az görülür, hem de çok kısa sürer&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-8485439607494837644?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/8485439607494837644/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/neden-kar-yagyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/8485439607494837644'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/8485439607494837644'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/neden-kar-yagyor.html' title='Neden kar yağıyor ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6iANEXjjEI/AAAAAAAAAmg/H9jYUE2guBQ/s72-c/karresimleri.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-4901682424063751399</id><published>2010-03-23T10:45:00.000+02:00</published><updated>2010-03-25T21:36:31.829+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Neden yağmur yağıyor ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Neden yağmur yağıyor ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6h_aJA-ByI/AAAAAAAAAmc/Q84xU6a_OMw/s1600-h/yagmur.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="238" src="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6h_aJA-ByI/AAAAAAAAAmc/Q84xU6a_OMw/s320/yagmur.jpg" vt="true" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: xx-small;"&gt;Neden yağmur yağıyor ?&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;Heralde siz de haberlerin sonunda hava durumunu merakla izliyorsunuzdur. Acaba yarın yağmur yağacak mı? Şemsiyemi yanıma alayım mı? Yağmur günlük yaşantımızın çok önemli bir parçasıdır. Bazı yerlerde kuraklıktan yağmur duasına çıkılırken, bazı yerlerde de caddelerde sandallarla dolaşılıp, sel basan evlerden, eşyaları kurtarmaya uğraşırlar. Peki nasıl oluyor da başımıza böyle göklerden sular geliyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında mekanizma basit. Güneş ışığının etkisi ile yeryüzünden su buharlaşıyor, yani gaz haline geçiyor. Bu durumda havadan hafif olduğundan atmosferde yükseliyor. Yükseldikçe hava soğuyor ve hava basıncı azalıyor. Su buharı soğudukça havadaki toz parçacıklarına tutunarak su dalası haline dönüşüyor ve bunların milyonlarcası havada birleşerek gözümüze bulut olarak görünüyorlar. Bulutları oluşturan bu su damlacıkları hemen yakınlarındakilerle sürekli birleşiyorlar, büyüdükçe büyüyorlar, ağırlıkları artıyor, yeterli ağırlığa ulaşınca yer çekiminin etkisi ile yere düşmeye başlıyorlar. Yeryüzünden buharlaşıp, bulut oluşturup sonra yağmur olarak yeryüzüne dönen su buharının havada geçen bu macerası ortalama 8 gün sürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bulutun içindeki su damlacıklarının tümü yağmur olarak yeryüzüne inmiyor. Bir nulutun en fazla yarısı yağmur olarak yağabilir ve bu da normalde 30 dakika sürer ama bulut devamlı olarak yeniden oluştuğundan yağmur saatlerce, hatta günlerce sürebilir. Bu arada rüzgara bağlı olarak bulutlar devamlı hareket ettiklerinden yağmur çok geniş bir alana yağabilir. Bugüne kadar dünyamızda tespit edilmiş en yoğun yağış 26 Kasım 1970'de Guadaloupe'de olmuş, sadece bir dakikada 3.81 santimetre yağmur yağmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atmosferde, yani başımızın üzerindeki havada 13 milyar ton su buharı bulunuyor. Bunun hepsinin bir anda yeryüzüne indiğini düşünebiliyor musunuz? Dünyamızda yağmurun çoğu, yani yüzde 78'i okyanusların üzerine yağıyor. Bu da çok normal, çünkü havanın içindeki su miktarının kaynağı hemen hemen aynı oranda okyanuslardan geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmur damlalarının yarı-çapları 0.5 milimetreden 6.35 milimetreye kadar değişebiliyor. 5.0 milimetre yarı-çapındaki bir yağmur damlasının 1800 metre yükseklikteki bir bulutun çıkıp başınızın üstüne düşmesi için geçen zaman yaklaşık 3 dakikadır. Yani aslında şemsiyenizi açabilmeniz için yeterli süre vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suni yağmur yaratabilmek için günümüzde bazı teknolojiler geliştirildi ki, temeli su damlacıklarının yapışabilmesi için çekirdek görevi yapabilecek tozları bulutun içine gönderebilmektir. Bunun için bulut uçak veya helikopterden gümüş iyodür ile bombalanıyor. Bu işte de en iyi olan İsrailliler. Onlar bu yöntemle yağmur miktarını yüzde 13 oranında artırabilmişler. Yağmurun oluşabilmesi için ana etkenlerden biri olan toz parçacıklarının, yani hava kirliliğinin artması ise tam tersi etki yapıyor, bu durumda damlacıklar küçülüyor ve yağmur olarak yere düşmeyi başaramıyorlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-4901682424063751399?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/4901682424063751399/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/neden-yagmur-yagyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4901682424063751399'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4901682424063751399'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/neden-yagmur-yagyor.html' title='Neden yağmur yağıyor ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6h_aJA-ByI/AAAAAAAAAmc/Q84xU6a_OMw/s72-c/yagmur.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-326519861780812835</id><published>2010-03-23T10:37:00.000+02:00</published><updated>2010-03-25T21:36:39.356+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bulutlar nasıl oluşuyor ? Neden oluşuyor ?'/><title type='text'>Bulutlar nasıl oluşuyor ? Neden oluşuyor ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6h9qHflxiI/AAAAAAAAAmY/nBQH85C4wQM/s1600-h/bulut.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="316" src="http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6h9qHflxiI/AAAAAAAAAmY/nBQH85C4wQM/s320/bulut.jpg" vt="true" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: xx-small;"&gt;Bulutlar nasıl oluşuyor ? Neden oluşuyor ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tepenizde gördüğünüz orta büyüklükte, yaklaşık 1 kilometre çapındaki bir bulutun hacmi 4 milyar metreküptür ve içinde 1-5 milyon kilogram su vardır. Peki nasıl oluyor da bu kadar su başımıza kovadan dökülür gibi dökülmüyor, bu kadar tonlarca ağırlık havada durabiliyor? Gerçekten bulutlar gökyüzünün inanılmaz ve harika süsleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir bulut diğeri ile şekil ve hacim olarak aynı değildir. Çünkü oluşumlarına etki eden hava akımları, sıcaklık, basınç, havadaki toz miktarı v.b. gibi o kadar çok etken vardır ki, çok değişken olan atmosferde iki yerde bütün bu şartları eşit olarak sağlamak mümkün değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Isınan yeryüzünden buharlaşan su, havadan hafif minik su buharları şeklinde doğruca gökyüzüne yükselir. Belirli bir yükseklikte basınç azaldığı, hava da soğuduğu için minik su damlacıkları haline geçerler ve bulutları oluştururlar. Başlangıçta bu damlalar o kadar küçüktür ki, çapları birkaç mikrometredir. (İnsan saçı 100 mikrometredir.) Ortalama bir yağmur damlasının oluşabilmesi için bunlardan milyonlarcasının birleşmesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulutların bu kadar ağarlığa rağmen gökyüzünde asılı kalabilmelerinin sebebi bu damlacıkların çok küçük olmalarıdır. Her ne kadar bir kilometre çapındaki bir bulutta en azından 1000 ton su varsa da bu hacimdeki hava 1 milyon tondur, yani bin kez daha ağırdır. Bu nedenle de bulutlar içerlerindeki yağmur taneleri iyice oluşup, ağırlaşıp yere düşene kadar tepemizde gezinip dururlar. Aslında yağmur yağarken yağmur damlası oluşma işlemi devam ettiğinden bulut içindeki suyu boşaltıp bir anda kaybolmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulutun oluşumunda başlangıçta oluşan su damlacıkları o kadar küçüktür ki, üzerlerine gelen ışıkları doğrudan yansıtırlar ve bu tip bulutlar pamuk gibi beyaz görünürler. Su damlacıkları birleşip büyüdükçe, yani kalınlaştıkça ışığı daha az yansıtırlar, bu nedenle de yağmur bulutları daha koyu, gri hatta siyaha yakın renkte görünür. Gittikçe büyüyerek ağırlaşan bu damlalar bulutun altında toplandığından, bu tip bulutların tabanları üst taraflarına nazaran daha koyu renktedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havadaki sıcaklık yatay olarak genellikle aynıdır. Bu nedenle havanın içine suyu alabileceği yükseklik yatay olarak hemen hemen aynı olduğundan bulutların altları daha düzdür. Bulutun ortası ile üst kenarı arasındaki ısı farklı olduğu ve üst tarafında su damlası oluşumu devam ettiği için üst taraflar kıvrımlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulutlar şekillerine ve yüksekliklerine göre sınıflandırılırlar. Genelde üç ana grupta toplanırlar. Bu sınıflandırmaya göre, ince, tutam tutam, ufak bulutlara 'sirüs', kümeler halinde olanlara 'kümülüs', ufukta tabaka halinde görünenlere de 'stratus' deniliyor. Ayrıca iki tane de yükseklik kategorisi var. Bulutun tabanı yerden 2 bin-6 bin metre yükseklikte ise ön ismi 'alto', 6 bin metreden daha yükseklikte ise de 'sirro' oluyor. Yağmur bulutlarına da diğerlerinden ayırmak için 'nimbo, nimbüs' gibi isimler ekleniyor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-326519861780812835?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/326519861780812835/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/bulutlar-nasl-olusuyor-neden-olusuyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/326519861780812835'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/326519861780812835'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/bulutlar-nasl-olusuyor-neden-olusuyor.html' title='Bulutlar nasıl oluşuyor ? Neden oluşuyor ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6h9qHflxiI/AAAAAAAAAmY/nBQH85C4wQM/s72-c/bulut.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-6139910418951903577</id><published>2010-03-23T10:24:00.000+02:00</published><updated>2010-03-25T21:36:46.080+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yaşanmış en yüksek ve en düşük sıcaklık nerelerde olmuştur ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Yaşanmış en yüksek ve en düşük sıcaklık nerelerde olmuştur ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6h6rMqJ5hI/AAAAAAAAAmU/ZoIbdKDV160/s1600-h/sicaklik.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6h6rMqJ5hI/AAAAAAAAAmU/ZoIbdKDV160/s1600/sicaklik.jpg" vt="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: xx-small;"&gt;Yaşanmış en yüksek ve en düşük sıcaklık nerelerde olmuştur ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Şimdiye kadar dünyamızda tespit edilebilen en düşük sıcaklık güney kutbunda eksi 89.6 derece ile Antartika Vostok istasyonunda ölçülmüştür. Sanılmasın ki güney kutbu devamlı kar yağışı aldığı için dünyanın en soğuk yeridir. Antartika daima karla kaplı olmasına rağmen dünyanın en az yağış alan çöllerinden daha kuraktır. Soğuk hava çok uzun aralıklar da olsa düşen her yağışı dondurup, koruduğu için sürekli kar ve buzlarla örtülüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortalama sıcaklık olarak güney kutbu eksi 49 derece ile kuzey kutbundan 2 derece daha soğuktur. Çünkü güney kutbu deniz seviyesinden daha yüksektir, güneşten daha az ışık alır ve güneşin gittiği zamanlarda bu ışığın getirdiği ısıyı süratle kaybeder. Dünyadaki buzların yüzde 90'ı güney kutbundadır, buzlar denizinaltında 600 metre derinliğe kadar iner. Yaşam ancak buz parçalarının kıyılarında penguen ve fok sürüleri olarak görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuzey kutbu, altında hiçbir kara parçası olmaksızın, denizin üstünde yüzen bir buz kütlesidir. Kuzey kutbunda bulabileceğiniz her taş mutlaka göktaşıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyamızda ölçülebilecek en düşük soğukluk eksi 273 derecedir. Bundan daha düşük sıcaklıkta moleküller hareket edemeyeceği için buna 'mutlak sıfır' denilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünay üzerindeki ortalama sıcaklık 5-10 derece artsa Grönland ve Antartika'daki buzullar erir, okyanuslardaki su düzeyi 100 metre artar ve tabii dünya haritası da önemli bir şekilde değişirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada bugüne kadar saptanabilen en yüksek sıcaklık gölgede 58 derece olarak 13 Eylül 1922 tarihinde Libya'da El-Azizia'da ölçülmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii en yüksek sıcaklık insanı en fazla raatsız eden sıcaklık anlamına gelmez. Burada havadaki nemin, yani rutubetin çok önemlibir yolu vardır. Göremeyiz ama havanın içinde su da, daha doğrusu su buharı da vardır. Atmosferde bulunan su miktarı toplanabilseydi, dünya yüzeyini 2.5 santimetre kalınlığında bir su tabakası kaplardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak havanın içine alabileceği su miktarının bir sınırı vardır. Bu suya doyma seviyesine gelince hava artık içine su alamaz. İnsanlar terleyince ter buharlaşıp havaya karışamaz ve artık terleyemezler, rahatlayamazlar. Çok kuru bir havada 35 derecede terleyebildiğiniz için fazla bir rahatsızlık duymaya bilirseniz de, nemli, suya doymuş havada 25 derece bile bunalma hissi verebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-6139910418951903577?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/6139910418951903577/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/yasanms-en-yuksek-ve-en-dusuk-scaklk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/6139910418951903577'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/6139910418951903577'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/yasanms-en-yuksek-ve-en-dusuk-scaklk.html' title='Yaşanmış en yüksek ve en düşük sıcaklık nerelerde olmuştur ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6h6rMqJ5hI/AAAAAAAAAmU/ZoIbdKDV160/s72-c/sicaklik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-4606053522142110187</id><published>2010-03-23T10:21:00.000+02:00</published><updated>2010-03-25T21:36:52.002+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Suyun hacmi donunda niçin küçülmüyor ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Suyun hacmi donunda niçin küçülmüyor ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6h5yAT_SeI/AAAAAAAAAmQ/5yaClkW_TnE/s1600-h/suyun%20donmasi.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="235" src="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6h5yAT_SeI/AAAAAAAAAmQ/5yaClkW_TnE/s320/suyun%20donmasi.jpg" vt="true" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: xx-small;"&gt;Suyun hacmi donunda niçin küçülmüyor ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde ilim o kadar gelimiştir ki, atomun, çekirdeğinin, çevremizdeki her şeyin, dünyamızın hatta gökyüzündeki yıldızların hareketlerinin şimdiye kadar keşfedilen ve bilinen fizik kuralları ile izahı mümkündür. Bildiğimiz her şey fizik kurallarına uyar. Bir şey hariç. Yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olan su.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fizik kurallarına göre bir madde ısıtıldığında genişler, genleşir. Soğutulduğunda da büzüşür, yani hacmi azalır. Ancak su bu kurala uymaz, aksine sıfır derecenin altına soğutulduğunda donar ve buz olarak hacmi azalacağına artar. Saf su buza dönüşürken, hacminin yüzde 9'u oranında genişler. Buzda su molekülleri olağanüstü gevşek bir oluşum içinde yer alırlar. Buz, arada deliklerin kaldığı bir yapıya sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilindiği gibi, bilimsel formülü 'H2O' olan su, iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşmuştur. Bu iki hidrojen atomu, oksijen atomu ile birleştiklerinde, kendi aralarında 105 derecelik bir açı meydana getirirler. Yapı olarak iki hidrojen atomunu birleştiren başka elementler de vardır ve onlar fizik kurallarına uyarlar. Örneğin aynı yapıdaki 'H2S' eksi 83 derecede donar ve eksi 60 derecede gaz haline geçer. Ancak su su hidrojen atomlarının dipol bağlantıları nedeni ile sıfır derecede donar, artı 100 derecede gaz haline geçer, donarken de hacmi küçüleceğine büyür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu fizik yasalarına aykırı özellik dünyamızdaki yaşamı sağlar. Eğer buz sudan daha yoğun, yani daha ağır olsaydı, suyun içinde dibe batardı. Soğuk bölgelerde denizlerde, göllerde ve nehirlerdeki dibe batan buzlar, güneş ışığı alamayacaklarından eriyemeyeceklerdi. Böylece yıllar süren birikimlerle her tarafı buzlar kaplayacak ve buzullar devri başlayabilecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak buz, yoğunluğunun azlığı nedeni ile suyun üzerinde kalır. Bu durumda buzlar altlarındaki suların donmalarına engel oldukları için dünyamızdaki ani ısı değişikliklerini de önlerler, gece ve gündüz arasındaki ısı farklarını azaltırlar ve yaz günlerindeki güneş ışığı ile kolayca erirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer buz sudan daha ağır olmuş olsaydı, gezegenimizdeki tüm su rezervleri donmuş olurdu. Belki de başlangıçtaki buzul devrinde öyleydi de, tabiat ana kendi koyduğu kurallara aykırı olarak, hidrojen atomlarının arasındaki açıya biraz dokundu, buzun suyun üstündekalmasını sağladı ve dünyamızı bizim için yaşanır hale getirdi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-4606053522142110187?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/4606053522142110187/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/suyun-hacmi-donunda-nicin-kuculmuyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4606053522142110187'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4606053522142110187'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/suyun-hacmi-donunda-nicin-kuculmuyor.html' title='Suyun hacmi donunda niçin küçülmüyor ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6h5yAT_SeI/AAAAAAAAAmQ/5yaClkW_TnE/s72-c/suyun%20donmasi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-5780764650395580482</id><published>2010-03-23T10:19:00.000+02:00</published><updated>2010-03-25T21:36:58.033+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Günese yaklaştıkça hava neden soğumaya başlıyor ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Günese yaklaştıkça hava neden soğumaya başlıyor ?</title><content type='html'>&lt;span style="font-size: xx-small;"&gt;Günese yaklaştıkça hava neden soğumaya başlıyor ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6h49O5UPhI/AAAAAAAAAmM/rmlKFBFT4QE/s1600-h/g%C3%BCnes.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6h49O5UPhI/AAAAAAAAAmM/rmlKFBFT4QE/s320/g%C3%BCnes.jpg" vt="true" width="275" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Dünyamızdaki ısının kaynağı güneş olduğuna göre ve bir dağın tepesi güneşe daha yakın iken orada hava niçin daha soğuk oluyor? Öncelikle şunu söyleyelim ki, güneş ile dünya arasındaki mesafeyi düşünürsek, bir dağın tepesine çıkmakla bu mesafedeki azalış çok önemsiz kalır. Güneş dünyamızdan 149.5 milyon kilometre uzakta iken dünyamızdaki en yüksek dağın yüksekliği 9 kilometreyi bile bulmaz. (Everest: 8.846)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz zaten her gün evimizde otururken dünyanın kendi çevresinden dönmesinden dolayı, dünyanın çapı kadar, güneşe 12 bin kilometre yaklaşıp uzaklaşıyoruz. Elips şeklindeki yörüngesinde dünya güneşin etrafında dönerken güneşe en fazla yaklaştığı mesafe 147 milyon, en uzaklaştığı mesafe ise 152 milyon kilometredir. Yani dünya zaten bir yıl içinde güneşe 5 milyon kilometre yaklaşıp uzaklaşmaktadır. Bu durum dünyamızdaki ısıyı pek etkilemez, mühim olan ışınların dik gelmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneşin dünyamızda yarattığı sıcaklık, ışınların yeryüzünde yansıması ile olur. Ondan sonra yükseldikçe nemli havda her kilometrede yaklaşık 6-7 derece düşer. Yani Everest'in dibi ile tepesi arasında 50 dereceden fazla sıcaklık farkı olması doğal. Bu sıcaklık düşüşü atmosferin birinci katmanına kadar böyle sürüyor. Yani yeryüzünde ısı 25 derece iken 11 kilometre tepemizde -50 dereceye kadar düşüyor. Bundan sonra sıcaklık değişiminin akıl almaz dansı başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atmosferin ikinci tabakası olan ve içinde ozon tabakası da bulunan 11. ve 48. kilometreler arasında hava ısısı bu sefer tam tersi yükseldikçe artıyor, tekrar sıfır dereceye kadar çıkıyor. 48. kilometreyi geçip 3. tabakaya girince ta 88. kilometreye gelene kadar tekrar düşüşe geçiyor. Bu tabakanın sonunda, yani 88. kilometrede -80 derecelere kadar düşüyor. Bundan sonra da sürekli yükselişe geçerek güneşe yaklaştıkça artıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneşin yüzeyinden 2 milyon derece sıcaklıkla çıkan ışığın 149.5 kilometre yol kat ettikten sonra dünyamız yüzeyine yaşayabileceğimizbir ortamı yaratacak şekilde bu kadar ince ayarla gelmesi hakikaten inanılmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeryüzünde ısınan havanın yükseldiği doğrudur, ama hava bu enerjisini yükselirken harcar ve dağın tepesine ulaştığında çevre hava ısısı ile aynı ısı derecesine gelir. Dağ tepesinin soğuk olmasının bir başka nedenidağ yüzeylerinin şekilleri dolayısıyla güneş ışınlarını dik alamamalarıdır. Bu nedenle dağların etekleri bile serin olur, burada ısınıp yükselen bir hava tabakası bile oluşamaz. Ayrıca dağdaki kayalarla birlikte kar ve buz da güneş ışınlarını fazla emmez ve çoğunu yansıtırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeryüzünün ısınmasında bulutlar da önemli rol oynarlar. Dikkat ederseniz bulutsuz geceler, bulutlu gecelerden daha soğuktur. Çünkü bulutlar yerden gelen ısıyı tekrar yere yansıtırlar. Dağ zirvelerinde ise ne bu sıcaklığı yere tekar yansıtacak bulut vardır, ne de onu tutacak yoğunlukta atmosfer&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-5780764650395580482?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/5780764650395580482/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/gunese-yaklastkca-hava-neden-sogumaya.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/5780764650395580482'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/5780764650395580482'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/gunese-yaklastkca-hava-neden-sogumaya.html' title='Günese yaklaştıkça hava neden soğumaya başlıyor ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S6h49O5UPhI/AAAAAAAAAmM/rmlKFBFT4QE/s72-c/g%C3%BCnes.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-147166397629911587</id><published>2010-03-09T11:34:00.000+02:00</published><updated>2010-03-25T21:37:05.526+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='un patlarmı ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Un niçin patlayıcı bir maddedir ?'/><title type='text'>Un niçin patlayıcı bir maddedir ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YTm-8vbMI/AAAAAAAAAl8/MMMMNwkq2bc/s1600-h/unresmi.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YTm-8vbMI/AAAAAAAAAl8/MMMMNwkq2bc/s320/unresmi.jpg" vt="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Tarihte kayda geçen ilk un patlaması 1785 yılında İtalya'da Turiri'de bir ekmek fırınında, bir lambanın un tozunu tutuşturması sonucu oldu. Ölüme ve fazla zarara yol açmayan bu patlamadan sonra konu unutuldu gitti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Modern günlerimizin başlangıcında, insanlık tarihinin ana gıdası ekmeğimizin en önemli girdisi olan unun çok ciddi bir şekilde yanarak patlayabileceğini kime söyleseniz herhalde şaka kabul eder gülerdi. 1981'de ABD'de büyük bir hububat silosu infilak edip, 9 kişi ölüp, 30 kişi de yaralanınca gülmeler durdu. 1988'de hububat bulunan yerlere belirli bir emniyet standardı getiren kuralların uygulanmasına başlanmasına rağmen 90'lı yıllarda sadece ABD'de undan kaynaklanan ortalama yılda 13 patlama oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki nasıl oluyor da un bu kadar tehlikeli bir şekilde patlayabiliyor? Sebebi basit. Çünkü o bir karbonhidrat. Havada toz olarak asılı duran karbonhidratın miktarı, bir metreküpte 50 gramı aşınca herhangi bir şekilde tutuşturulduğunda patlar. Un tozları o kadar küçüktür ki, anında yanar ve bu yangın diğerlerine zincirleme yayılır. Bu da toz bulutunda, ortama da bağlı olarak, patlayıcı bir güç oluşturur. Benzer durum şeker, puding ve hatta çok ince testere talaşlarında bile oluşabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yangının çıkması için üç şeyin bir arada olması gerekir. Hava (içindeki oksijen), yanıcı madde (burada un oluyor) ve tutuşturucu. Silolarda insanların çalıştıkları yerlerde tutuşmak için gereken metreküpte en az 50 gram un tozu miktarına pek ulaşılamaz. Tabii burada unutulmaması gereken patlamaya sebep verenin yanıcı maddenin havada asılı duran toz miktarı olduğudur, yoksa yere serilen unda böyle bir tehlike yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Silolarda tutuşmaya sebep olan şeyler, bilinçsizce yapılan bir kaynak, bir kesme işlemi, sigara, asansörler ve konveyörlerin mekanizmalarından çıkan kıvılcımlar olabilir. Şüphesiz ortamın da çok önemi vardır. Patlamanın yarattığı büyük basınç boşalacak yer bulamazsa binayı bile yıkabilir. Açık havada ise patlama olmaz ama yine de tehlikeli bir alevlenme olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hanımlar, endişelenmeyin, kurabiye veya börek yapmak için aldığınız bir kilo undan 50 gramı havaya uçmaz. Bu olay için tonlarca un gerekir. Hamur yoğurmak için balkona çıkmanıza hiç gerek yok&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-147166397629911587?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/147166397629911587/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/un-nicin-patlayc-bir-maddedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/147166397629911587'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/147166397629911587'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/un-nicin-patlayc-bir-maddedir.html' title='Un niçin patlayıcı bir maddedir ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YTm-8vbMI/AAAAAAAAAl8/MMMMNwkq2bc/s72-c/unresmi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-1417830720086036840</id><published>2010-03-09T11:19:00.000+02:00</published><updated>2010-03-25T21:37:23.188+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='domates neden meyvedir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='domates nedir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='domates meyvemidir yoksa sebzemi ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Domates meyvemidir yoksa sebze mi ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YSdKaKg_I/AAAAAAAAAls/lQGbpw5Hg20/s1600-h/domates.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YSdKaKg_I/AAAAAAAAAls/lQGbpw5Hg20/s320/domates.jpg" vt="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Genellikle meyveler çiğ olarak (tabii yıkandıktan sonra), sebzeler ise pişirildikten sonra yenilir. Bu da bazı yiyeceklerin meyve mi, yoksa sebze mi olduklarına dair karışıklıklara yol açar. Örneğin domates salatada çiğ olarak yenilebilir, bunun yanında tencere yemeği olarak dolması da yapılır. Bu durumda domates meyve midir, yoksa sebze mi? Genel kanının ikincisi olmasına rağmen aslında domates bir meyvedir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çarşı, pazar anlayışına göre, tabiatta bulunduğu şekilde yenilen ve tadı tatlı olan yiyecekler meyvedir. Çarşıda, pazarda, marketlerde elma, çilek, üzüm ve muz meyve olarak kabul edilirlerken, taze fasulye, domates, kabak ve patates, sebze reyonlarında bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bilim insanları, yani botanistler, sebze-meyve ayrımını böyle yapmıyorlar. Onlara göre meyve, içinde etli veya kuru, çoğunluğunu çekirdek diye adlandırdığımız, kendi tohumu veya tohumları bulunan yiyecektir. Bu tanıma göre kayısı, şeftali, üzüm, taze fasulye, domates, salatalık (hıyar) ve benzeri gıda maddeleri teknik olarak meyvedir. Geriye kalanlar, yani patetes, havuç, şalgam, soğan, sarımsak gibi bitki köklerri, lahana, marul gibi bitki yaprakları, hatta aslında bir çiçek olan karnabahar bilen birer sebzedir. Bu arada belirtmekte fayda var; biz bitkilerin değişik kısımlarını yeriz. Örneğin, maydanoz yetiştiği bitkinin yaprak kısmı iken, karabiber ağacın meyvesi, tarçın kabuğu, susam ise bitkisinin tohumudur&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-1417830720086036840?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/1417830720086036840/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/domates-meyvemidir-yoksa-sebze-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/1417830720086036840'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/1417830720086036840'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/domates-meyvemidir-yoksa-sebze-mi.html' title='Domates meyvemidir yoksa sebze mi ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YSdKaKg_I/AAAAAAAAAls/lQGbpw5Hg20/s72-c/domates.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-1422668847081236239</id><published>2010-03-09T11:17:00.000+02:00</published><updated>2010-03-25T21:39:32.399+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='neden patlar?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='patlamış mısır niçin patlar?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Patlamış mısır nasıl patlar ?'/><title type='text'>Patlamış mısır nasıl patlar ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YR7Gc_-wI/AAAAAAAAAlk/ZngXOkcF9vs/s1600-h/patlamis+misire.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YR7Gc_-wI/AAAAAAAAAlk/ZngXOkcF9vs/s320/patlamis+misire.jpg" vt="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Patlamış mısırın hikayesi beş bin yıl evveline, Amerika kıtasına kadar uzanıyor. Amerika yerlileri gıda için kullanılacak mısır ile içi daha sulu olan patlayabilir mısırların arasındaki farkı biliyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kolomb kıtaya ayak bastığında yerlilerin mısır kültürünü gördü, ama asıl ilgi 1510'lu yıllarda Güney Amerika'da terör estiren Hernanda Cortes'in Aztek'lerin dini ayinlerde ipe dizilmiş patlamış mısırları yediklerini görmesi ile başladı. Üstelik yerliler mısırı bir çeşit şişe geçirerek, tekrar tekrar ısıtarak veya kızgın kuma gömerek değişik şekillerde patlatarak yiyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika kıtasının keşfinden sonra Avrupa'ya getirilen ürünlerin içinde en ünlüleri patlamış mısır ve tütündü. Birincisine çok fazla yağ ve tuz ilave etmezseniz, kesinlikle ikincisinden daha sağlıklıdır. Ancak tüm mısır taneleri patlamaz. Patlayan mısırın gizemini yaratan iki faktör vardır: Mısır tanesinin içinin çok güzel bir ısı geçiş özelliğive müthiş bir mekanik mukavemete, yani sağlamlığa sahip kabuğu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mısıra dikkatli bakıldığında, etrafında kalın ve su geçirmez bir kabuk olduğu görülür. Bunun altında iki tabaka daha vardır. Tanenin bu iç kısımlarındaki moleküllerin sıralanış biçimi, normal mısır tanelerine göre daha düzenlidir. Bu sayede ısı normal tanelere oranla neredeyse iki misli hızla içine yayılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalın kabuk ısıtıldığında, tanenin içi de süratle ısınır ve içindeki su, basınçlı bir su buharı oluşturur. Isınma süresince gittikçe arrtan bu basınç, sonunda kalın kabuğun adeta infilak ederek yırtılmasına yol açar. Tane ilk boyutundan yaklaşık 30 misli büyür, içi dışına gelir, yani tanenin içindeki yumuşak kısım dışarı çıkarak yenilebilir kısmı oluşturur. Bu özelliği tabiatta başka hiçbir şeyde göremezsiniz. Belki biraz ekmeğin oluşumunu buna benzetebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir mısır tanesinin ideal bir şekilde patlayabilmesi için, içinde en az yüzde 14 oranında su olması gerekir. Bunun altındaki oranlarda yine patlar ama kısmeen açılır, istenen sonuç alınamaz. Mısırın içerisindeki su oranını artırmak için, kapalı bir ortamda üzerine su serpiştirilmesi ve beklemeye bırakılmasının faydalı olacağı söylenir ama bu işlem mısırın içindeki su oaranını en fazla yüzde 1 artırır. Bir mısırı iğneyle delerseniz, bir fırında veya güneş altında bekletirseniz, 150 derecenin altında ısıtırsanız, yukarıda bahsedilen suyun buharlaşması, basınç ve infilakın hiçbiri gerçekleşmez...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-1422668847081236239?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/1422668847081236239/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/patlams-msr-nasl-patlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/1422668847081236239'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/1422668847081236239'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/patlams-msr-nasl-patlar.html' title='Patlamış mısır nasıl patlar ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YR7Gc_-wI/AAAAAAAAAlk/ZngXOkcF9vs/s72-c/patlamis+misire.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-2781987354786849504</id><published>2010-03-09T11:11:00.000+02:00</published><updated>2010-03-25T21:39:39.385+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='elma kesilince neden kararıyor ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Elma kesildikten sonra neden kararmaya başlıyor ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Elma kesildikten sonra neden kararmaya başlıyor ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YQj9ufHeI/AAAAAAAAAlc/AFDJtybKaZ8/s1600-h/elma+neden+karariyor.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="236" src="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YQj9ufHeI/AAAAAAAAAlc/AFDJtybKaZ8/s320/elma+neden+karariyor.jpg" vt="true" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Meyve ve sebzelerin bazılarında kesildiklerinde, kabukları soyulduğunda veya herhangi bir şekilde zedelendiklerinde farklı tonlarda renk değişimleri oluşur. Elma, armut, ayva, patetes gibi birçok sebze ve meyve bu özelliği gösterir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer canlılardaki hücre yapısını biliyorsanız, her hücrede binlerce enzim olduğunu da biliyorsunuz demektir. Enzimler hücrenin yaşaması için gerekli her türlü görevi yerine getirirler. Elmaların ve pateteslerin kesildiklerinde kararmalrı işte bu enzimlerden birinin 'polifenol oksidaz' diye adlandırılanın (biz kısaca -PPO- diyeceğiz) yarattığı bir sorundur. Bu enzim, yani PPO, havanın oksijeni alıp, elmada bulunan 'tanin' adlı kimyasalla birleştirerek kararmaya neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elmayı kestiğiniz veya kabuğunu soyduğunuz zaman, kesilme yüzeyindeki hücreler de bölünür, açılır. Buradaki PPO'lar havanın oksijeni ile birleşerek aynen demirin paslanması gibi bir renk değişimi olayı yaratırlar. Yere düşen elmaların yüzeyinde oluşan kahverengi noktaların nedeni de aynıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahverengi renge dönüşmeyi önlemenin bir yolu onları keser kesmez bir suya koymak ve hava ile ilişkilerini kesmektir, ancak sudan çıkarıldıklarında yine koyulaşmaya devam ederler. C vitamini kararmayı önleyebilir. Meyvenin kararan kısmına limon dökerseniz, içindeki C vitamini, taninin oksijen ile temasını önler ve kararma hızını azaltır. Bu nedenle meyve ve sebze işleyen yerlerde kabuklar soyulduktan veya dilimleme işlemi yapıldıktan sonra meyve ve sebzeler limon tuzu içeren suya atılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün enzimlerin ortak özelliği 75 derece sıcaklığın üzerinde etkisiz hale gelmeleridir. Yani ısıtmak da bir çaredir. Bu tip sebze ve meyveler haşlandıklarında enzimlerin faaliyetleri durur ve 'enzimatik esmerleşme' denilen bu olay görülmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi müjdemizi verelim. Meyve işleyicilerini, salata hazırlayıcılarını, ev kadınlarını deli eden bu olayın da çaresi bulundu. Çekirdeksiz meyve yetiştirebilmek için çalışmalarını sürdüren genetik mühendisleri, meyve sineğinin oluşumu ve b esmerleşme üzerine de gittiler. Özellikle beyaz üzümden şarap ve şeker kamışından şeker elde etmede sorun olan bu esmerleşmeyi genetikçiler enzim klonloyarak önlemeyi başardılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pratikte uygulandığında büyük bir ekonomik fayda da sağlayacak bu araştırma sonuçları, kesildiklerinde benzer esmerleşmeyi gösteren ağaçlara da uygulanacak ve böylece kağıt üretimindeki bir sorun daha ortadan kalkacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bileşimlerinde okside olabilecek enzim bulunmayan turunçgillerde, yani portakal, limon ve mandalinada esmerleşme olayı görülmez&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-2781987354786849504?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/2781987354786849504/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/elma-kesildikten-sonra-neden-kararmaya.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/2781987354786849504'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/2781987354786849504'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/elma-kesildikten-sonra-neden-kararmaya.html' title='Elma kesildikten sonra neden kararmaya başlıyor ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YQj9ufHeI/AAAAAAAAAlc/AFDJtybKaZ8/s72-c/elma+neden+karariyor.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-8342424660218067372</id><published>2010-03-09T11:09:00.000+02:00</published><updated>2010-03-25T21:38:24.823+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diyet kola'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diyet kola suda nasıl yüzebilıyor. ?'/><title type='text'>Diyet kola suda nasıl yüzebilıyor. ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YQHXufBnI/AAAAAAAAAlU/_Xa-HZvnW4I/s1600-h/diet-coke.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YQHXufBnI/AAAAAAAAAlU/_Xa-HZvnW4I/s320/diet-coke.jpg" vt="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Tabii evinizdeki teneke kutu kolaları suya atıp, yüzme bilip bilmediklerini test etmek gibi bir merakınız yoksa bilemezsiniz. Suya atılan bir teneke kutu diyet kola batmaz ama aynı hacim ve ebattaki normal kola batar. Bunun doğruluğunu ABD'deki kola üreticilerinin yetkilileride onaylamışlardır. Peki diyet kola yüzmeyi nasıl öğrendi?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her iki kolayı da suya koyduğunuzda (attığınızda değil) diyet kola yüzeye doğru çıkar ama, klasik kola da taş gibi dibe oturmaz. Yüzeye çıkayım mı, çıkmayayım mı dercesine salınır durur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üreticilerin bu durumu, diyet kolalarda kullanılan suni tatlandırıcıların yoğunluklarının şekere göre daha az olması ve bu nedenle de bir kutuda daha az miktarda kullanılmaları şeklinde izah ediyorlar. Gerçekten "aspartame" denilen tatlandırıcı, şekerden 2 yüz kez daha tatlıdır. Yani bir kolayı tatlandırmak için 10 çay kaşığı şeker koymanız gerekiyorsa, aynı tatlılığı bir çay kaşığının yirmide biri kadar suni tatlandırıcı katarak verebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında diyet kola ve kutunun yapıldığı alüminyumun yoğunlukları ayrı ayrı sudan fazladır ama kutunun içindeki hava ve gaz kabarcıkları, onun ortalama yoğunluğunu, suyun yoğunluğunun biraz altına indirir. Arşimet'e göre ortalama yoğunluğu sudan az olan her şey yüzebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada biradan da bahsetmeden geçemeyeceğiz. Evinizdeki aynı hacimdeki teneke kutu biraları suya koyun, hepsinin farklı derinliklerde kaldıklarını göreceksiniz. Bunun nedeni suyun kaldırma gücünden ziyade tüketici yasalarıdır. Kutunun kenarında yazan hacim miktarı yasal olarak en az olanıdır. Doldurma sistemindeki hassasiyet pek iyi değilse, daha çok dolanlar daha ağır olabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kutu biralar eğer üzerlerinde yasal minimum miktar kadar doldurulurlarsa, içlerindeki hava ve karbondioksit sayesinde yüzebilirler. Ancak üreticiler, yasadan çekilmeleri nedeni ile, biraları minimumdan değil de, biraz fazla doldurmayı tercih ettiklerinden kutuların çoğunluğu suda dibe gider&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-8342424660218067372?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/8342424660218067372/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/diyet-kola-suda-nasl-yuzebilyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/8342424660218067372'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/8342424660218067372'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/diyet-kola-suda-nasl-yuzebilyor.html' title='Diyet kola suda nasıl yüzebilıyor. ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YQHXufBnI/AAAAAAAAAlU/_Xa-HZvnW4I/s72-c/diet-coke.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-8333003498334517761</id><published>2010-03-09T11:07:00.000+02:00</published><updated>2010-03-25T21:38:31.740+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='niçin tuvalete giderler ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bira içenler neden sık sık tuvalete giderler ?'/><title type='text'>Bira içenler neden sık sık tuvalete giderler ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YPy-KEB4I/AAAAAAAAAlM/D83ww9dMtjg/s1600-h/bira.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YPy-KEB4I/AAAAAAAAAlM/D83ww9dMtjg/s320/bira.jpg" vt="true" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bira, insanlığın en eski ve en güzel içeceklerinden biridir. Ama bu güzel içkinin küçük bir kusuru vardır. İki bardağı bitirene kadar en az iki kere tuvalete gitmek zorunda kalınır. Neredeyse içilen bira kadarı tuvalete bırakılıp, gidilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu olayın biranın sıvı kısmı ile pek alakası yoktur. Bira içince tuvalete gitme ihtiyacını hissettiren "antidiuretic" denilen bir hormondur. Biz buna kısaca "ADH" diyeceğiz. Vücudumuzda üretilen bu hormon idrar miktarını ayarlar ve doğrudan olmasada da kanımızdaki su miktarını etkiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Susuz kaldığımız zaman "ADH" böbreklerimize sinyal gönderip idrar üretimini durdurtur. Böylece su harcaması kesilerek kanıızdaki su miktarı korunur ve plazmadaki tuz miktarının yükselmesine mani olunur. Yani "ADH" vücudumuzdaki su ve tuz miktarını dengeleyen, koruyucu bir işlev görür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk arasında idrar söktürücü adı da verilen bazı maddeler "ADH"nin salgılanmasına mani olur. Bu durumda böbrekler idrar üretip üretmeyeceklerine karar veremezler ve sonunda üretmeye devam ederler. Mevcut dengenin bozulduğunu bilmeden suyu dışarı atarlar, insanı tuvalete gitmeye mecbur bırakırlar ve vücudun kurumasına sebep olurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücudumuzdaki bu hormonu en çok etkileyen maddelerden biri de alkoldür. Birayı bolca içince, içindeki alkol nedeni ile "ADH"den sinyal de gelmeyince böbrekler fazla mesai yaparak vücuttaki suyu idrar haline getirirler. Tabii biranın sıvı kısmının da buna katkısı vardır, ama aynı sürede, aynı miktarda su içildiğinde bu kadar tuvalet ihtiyacı duyulmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında aynı durum tüm alkollü içeceklerde de geçerlidir. İçilme zamanı ve miktarı biraya eşdeğer olduğunda ayı etki onlarda da görülür. Bu hormonu etkileyen bir diğer önemli madde de kafeindir. Kahve ile birlikte yeterli kafein alındığında "ADH" salgılanması durur ve böbrekler idrar üretmeye devam eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüldüğü gibi içiki içmenin sonuçlarından birisi de vücudun kurumasıdır. Buna karşı vücutta susama ile birlikte acıkma duyusu da uyarılır. Kaybedilen suya karşı gece yarısı yemek yeme ihtiyacı duyulur. Durum buna uygun değilse sabah kalkıldığında bir sürahi su içili&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-8333003498334517761?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/8333003498334517761/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/bira-icenler-neden-sk-sk-tuvalete.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/8333003498334517761'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/8333003498334517761'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/bira-icenler-neden-sk-sk-tuvalete.html' title='Bira içenler neden sık sık tuvalete giderler ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YPy-KEB4I/AAAAAAAAAlM/D83ww9dMtjg/s72-c/bira.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-3930886321072322798</id><published>2010-03-09T11:03:00.000+02:00</published><updated>2010-03-25T21:38:38.798+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='neden yemeklerimizi pişirerek yeriz ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İnsanlar yemeklerini neden pişirerek yerler ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='neden yemekleri pişiririz?'/><title type='text'>İnsanlar yemeklerini neden pişirerek yerler ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YOhqCZtMI/AAAAAAAAAlE/4UDYWAKosOk/s1600-h/yemekpisirme.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YOhqCZtMI/AAAAAAAAAlE/4UDYWAKosOk/s320/yemekpisirme.jpg" vt="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Vejetaryenler, yani etyemezler lobisine göre, et yemek insan doğasında yoktur. Et yemenin insan sağlığı üzerine olumsuz etkisi olduğu gibi damakta tat alma hissini de bozmaktadır. Ancak etoburların gözleri önde, ot oburların ise yanda olur teorisine göre, insanın ot obur olduğunu iddia etmek biraz haksızlık olur. İnsanlar et de yer, ot da. Ama niçin pişirerek? İnsandan başka yiyeceğini pişirerek yiyen, bilinen hiçbir hayvan türü yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel açılamalara göre, pişirildikçe yiyecekler yumuşamakta, yemek ve hazım kolaylaşmaktadır. Bu şekilde onları küçük parçalara ayırarak yiyebildiğimiz için, zaman ve enerji kaybı en aza indirilmiş olur. Ayrıca pişirilen yiyeceklerde, bazı hoş olmayan kokular ve sağlığımıza zararlı toksik bakteriler de yok olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu görüş insanların pişmiş yiyeceklerden niçin daha çok tat aldıklarını tam olarak açıklayamaz. Bu konu kimya ilminin kapsamına girer. Yiyecekler ısıtıldıkça, bünyelerinde bulunan şeker ve amino asitler parçalanır ve her biri ayrı tat ve kokuya sahip yeni moleküller oluştururlar. Örneğin şekeri yeteri kadar ısıtırsanız rengi kahverengiye dönmeye başlar ve etrafa çok güzel bir koku yayılır. Şeker moleküllerinin içindeki karbon, hidrojen ve oksijen atomları, havanın içindeki oksijen ile reaksiyona geçerek, ağzımıza ve burnumuza hoş gelen yüzlerce moleküler yapı oluşturular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pişmiş bir biftekte en az 6 yüz değişik ve hoşumuza giden koku türü oluştuğu ileri sürülüyor. Bunu sadece birkaç değişik koku türü taşıyan buğday ve arpa ile karşılaştırırsak, pişirmenin lezzete yaptığı katkının büyüklüğü ortaya çıkar. Tabiattaki hali ile çok koku türüne sahip yiyecekler sadece meyvelerdir. Bir çilekte yaklaşık 300, ahududunda ise 200 koku çeşidi bir aradadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yiyeceklerin pişirilmeleri sırasında, sağlığımıza zararlı bakterilerin yanında, vücudumuz için gerekli vitamimler de ölür. Yanlarına sadece iyi pişirilmiş et alarak yola çıkan kutup kaşiflerinde, vitamin eksikliği problemlerinin yaşandığı tespit edilmiştri. Bu nedenle pişirilmiş yiyeceğin yanında salata, meyve veya haşlanmış sebzeler de yiyerek bu vitamin açığı kapatılmalıdır. Tost ve kahve makinelerinde veya mangalda çok ısıtılan her şeyde vitaminler yok olur ama lezzet artar. Yiyecekleri çok fazla sıcakken yemenin sindirim sistemimize verdiği zararın dışında hiçbir faydası yoktur (OKN)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-3930886321072322798?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/3930886321072322798/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/insanlar-yemeklerini-neden-pisirerek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3930886321072322798'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3930886321072322798'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/insanlar-yemeklerini-neden-pisirerek.html' title='İnsanlar yemeklerini neden pişirerek yerler ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YOhqCZtMI/AAAAAAAAAlE/4UDYWAKosOk/s72-c/yemekpisirme.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-6416304829465095564</id><published>2010-03-09T10:59:00.000+02:00</published><updated>2010-03-25T21:38:46.191+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sogan dograrken gozlerimiz neden yasarir *'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='soğan doğrarken'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soğan doğrarken gözlerimizden neden yaş akar ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gözlerimiz neden yaşarır ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Soğan doğrarken gözlerimizden neden yaş akar ? Gözlerimiz neden yaşarır ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YNzA4suVI/AAAAAAAAAk8/QbE6EMOExSg/s1600-h/sogandograrken.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YNzA4suVI/AAAAAAAAAk8/QbE6EMOExSg/s320/sogandograrken.jpg" vt="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Soğanın anavatanının Güneydoğu Asya olduğu sanılıyor. Günümüzde ise dünyanın her yerinde, özellikle sıcak iklim kuşaklarında yetiştirilmekte ve tüketilmektedir. Soğanın tarihi o kadar eskiye gitmektedir ki, kayıtlı tarihten de önce Çin, Hindistan ve Ortadoğu'da yiyecek olarak kullanıldığı tahmin ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğan besleyici bir gıda olamsının yanı sıra müthiş bir aromatik özelliği de sahiptir. Bu aromada içindeki kükürtlü maddelerin büyük etkisi vardır, ancak aroma tek başına kükürtlü maddelerden kaynaklanmamaktadır. Soğan ve sarımsakta sülfür ihtiva eden amino asitlerin türevleri de vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir soğanı kestiğinizde bunlardan "S1 propenylcysteinesulphoxide" adı verilen kısım çözülür ve gözlerimizi tahriş eden "proponal-S oxit" adlı kısmı ortaya çıkar. Kimya ilminin karışık kelimeleri aklımızı karıştırmadan esasa geçersek, bu maddenin gözümüze değmesi ile bir çeşit hidroliz olur ve içinde eser miktarda bulunan sülfrik asit gözümüzü yakar ve yaşarmasına neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bileşimler çok dengeli değillerdir. Örneğin çok düşük bir ısı işlemi sonucunda dahi tamamen yok olurlar. Bu nedenle de pişmiş soğanda hiç bulunmazlar ve göz yaşartamazlar. Soğan doğrarken gözlerinizin yaşarmaması için önerilen birçok önlem vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce en ciddisini söyleyelim. Bazı aşçılar soğanı kesmeden önce ıslatmayı, keserken de ıslak tutmayıveya soğanı çeşmeden akan suyun altındfa kesmeyi öneriyorlar. Bir başka görüş ise soğan doğrarken ağızdan nefes almayı tavsiye ediyor. Bu görüşe göre gaz nefesimizle birlikte burnumuza girip gözümüze yaklaşmak yerine doğrudan ciğerlerimize girer ve çıkarmış. Bunu sağlamak için de dişlerimizin arasına bir metal kaşık koymak yeterliymiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğan doğrarken gözlerimizin yaşlanmasını önlemek için, dudaklar arasına bir limon dilimi, dişler arasına bir kesme şeker veya dörtte bir dilim ekmek bulundurmayı önerenler de var. Böylece ağzımıza alacağımız bu gibi şeylerin, aldığımız nefesteki sülfür gazını emdiğini iddia ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer görüşler ise, soğanın doğranılmasına tepesinden başlanılması ve cücüğünün en sona bırakılması veya soğanı doğramadan önce yarım saat buzdolabında tutulması şeklinde. Soğan doğrarken deniz gözlüğü veya kontakt lens takılmasının faydalı olacağını ileri sürenler de var. Bu kadar çok önlem seçeneğinin içinde, siz bir tanesini bile uygulamıyorsanız, yapacak bir şey yok, soğanı ağlaya ağlaya doğramaya devam edeceksiniz &lt;br /&gt;Okn&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-6416304829465095564?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/6416304829465095564/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/sogan-dograrken-gozlerimizden-neden-yas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/6416304829465095564'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/6416304829465095564'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/sogan-dograrken-gozlerimizden-neden-yas.html' title='Soğan doğrarken gözlerimizden neden yaş akar ? Gözlerimiz neden yaşarır ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YNzA4suVI/AAAAAAAAAk8/QbE6EMOExSg/s72-c/sogandograrken.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-7531407776693364875</id><published>2010-03-09T10:57:00.000+02:00</published><updated>2010-03-25T21:38:52.876+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hamburgeri kim bulmuştur ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hamburgerin adı nereden gelmektedir?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hamburgerin adı nerden gelmektedir'/><title type='text'>Hamburgerin adı nereden gelmektedir ? Hamburger</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YNYPNb7fI/AAAAAAAAAk0/wsADqdS0u8U/s1600-h/hamburher.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YNYPNb7fI/AAAAAAAAAk0/wsADqdS0u8U/s320/hamburher.jpg" vt="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;"Ham" kelimesinin İngilizce'deki anlamı "domuızun bacağının üst kısmından tuzlanarak ve kurutularak yapılan yemek" demektir. Öyleyse hamburger domuz etinden yapıldığı için mi bu adı almıştır?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesinlikle hayır! Hamburgerin tarihi Orta Asya'ya Tatar diye bilinen Türk toplumlarına kadar uzanır. O zamanlar savaşçı Tatar atları çiğ et yiyorlardı. Zamanla bu eti eğerlerinin altına koyduklarında, uzun seferlerde atın hareketleri sonucunda bu etin bir şekilde az da olsa piştiğini ve daha kolay çiğnenebilir hale geldiğini keşfettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar geçtikçe, Asya steplerindeki uzun seferlerinin sonunda bu eti eğerin altından çıkarttıklarında onatuz, biber ve soğan da ilave ettiler ve sonunda bugünkü bilinen "Tatar Bifteği" ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya'nın Hamburg şehrinden bir tüccar, ticaret amacıyla gittiği Orta Asya'da 19. yüzyılın ortalarında Tatar Bifteği'ni görür ve Almanya'ya getirerek Hamburg bifteği olarak sunar. Daha sonraları bir aşçı bu eti kızartarak servie sunar ve ona "Hamburg'a ait" anlamında hamburger adını verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamburger Amanya'yı iki yolla terk eder. Yine 19. yüzyılda bir fizikçi aynı zamanda yemek geliştirme uzmanı olan Dr. J. H. Salisbury hamburgeri İngiltere'ye getiri. Salisbury sağlıklı bir yaşam için günde üç kere, önden sıcak su ile yıkanmış biftek yenilmesi gerektiğine inanıyordu. Bu şekilde hazırlanan hamburgere İngiltere'de "Salisbury Bifteği" adı verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yolla ise, 19. yüzyılın sonlarında Alman göçmenleri ile Amerika'ya gitti. Hamburger etinden yapılan köftelerin ismi burada hamburger olarak yerleşti. Yani tarihin hiçbir safhasında hamburgerin içinde domuz eti olmadı. Gerisin geriye Türkiye'ye döndüğünde ise tarihinin atalarımıza dayandığını bilmeyenler geleneksel damak tadımıza uygun olmadığını ileri sürdüler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada belirtelim ki, Birinci Dünya Svaşı sonrası ABD'de İngilizcede'ki Alman kökenli kelimeleri ayıklamak için yapılan çalışmada, hamburgerin ismi de "Salisbury Bifteği" olarak değiştirilmeye çalışıldı, ama tutmad&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-7531407776693364875?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/7531407776693364875/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/hamburgerin-ad-nereden-gelmektedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/7531407776693364875'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/7531407776693364875'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/hamburgerin-ad-nereden-gelmektedir.html' title='Hamburgerin adı nereden gelmektedir ? Hamburger'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YNYPNb7fI/AAAAAAAAAk0/wsADqdS0u8U/s72-c/hamburher.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-8803924583930499250</id><published>2010-03-09T10:53:00.001+02:00</published><updated>2010-03-25T21:38:58.047+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kırmızı biber neden acıdır ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='biber neden acıdır ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Biber neden acıdır ? Biber niçin acıdır ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YMhAp4SZI/AAAAAAAAAkk/gQkw5rSeSF8/s1600-h/aci+biber.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YMhAp4SZI/AAAAAAAAAkk/gQkw5rSeSF8/s320/aci+biber.jpg" vt="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Biber acı değildir. Acı, tatlının tersidir ve acıya örnek olarak kiwinin ya da greyfurdun tadı gösterilebilir. Biber acı değil yakıcıdır. Bunun tersi ise serinletici olup, buna da örnek olarak nane veya mentol gösterilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biberin yakıcılığı, içinde bulunan kapsaisin adı verilen bir tür bileşikten kaynaklanır. Bu maddenin büyük bir kısmı, biberin etli kısmında ve tohumlarında bulunur. Bu nedenle ucu pek yakıcı olamayan biberin, yenildikçe yakıcılığı daha çok hissedilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapsaisin maddesi bibere yakıcılık vermekle kalmaz, cilde temas ettiğinde tahrişe de yol açar. Hatta bu özelliğinden dolayı bazı romatizma ilaçlarının formüllerinde de kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşil biber kırmızı olanından daha yakıcı değildir. Yakıcı biberler koyu renkli ve çok sivri uçludur. Biberler A ve C vitaminleri bakımından çok zengin olup, sıcak havada yenilen yakıcı biberler insanı terletirler ve terin buharlaşmasıyla insanda bir serinlik hissi duyulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna karşın, biberin içindeki kapsaisin maddesi, insanda tükürük salgısını da artırır, solunum ve kan basıncında değişimler yaratır, bağırsaklarda emilimin azalmasına yol açar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda, diğer kansorejen maddelerle birlikte alındığında, karaciğer kanserinin ortaya çıkmasında, hızlandırıcı rolü olduğu konusunda ciddi kuşkular vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biberden ağzımız yanınca çoğumuz hemen su içeriz ve bir işe yaramadığını görürüz. Peki nasıl oluyor da, bibrin yakıcı tesirini su gideremiyor? Sebebi basit, yağ ve su kesinlikle birbirlerine kaarışmaz. Biberlerin yakıcılık veren maddesi yağlı olduğu için, ne kadar su içerseniz için onunla birleşmez. En iyi metot ekmek yemektir. Ekmek bu yağı absorbe der ve mideye taşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer etkili yol da süt içmektir. Sütün içindeki kasein maddesi bir deterjan görevini üüstlenir, biberin yağı ile karışarak ağzı temizler. Bu da yeterli değilse rakı içilmesi önerilir. Rakı da diğer alkol içeren sıvılar gibi yağı çözer ve sorunu giderir, ama sonuçları ertesi sabah ortaya çıkacak başka sorunlar getirir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-8803924583930499250?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/8803924583930499250/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/biber-neden-acidir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/8803924583930499250'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/8803924583930499250'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/biber-neden-acidir.html' title='Biber neden acıdır ? Biber niçin acıdır ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5YMhAp4SZI/AAAAAAAAAkk/gQkw5rSeSF8/s72-c/aci+biber.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-3213694665154386679</id><published>2010-03-07T14:55:00.001+02:00</published><updated>2010-03-25T21:39:05.588+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kağıt nasıl yapılır ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kağıt nasıl yapılır ? Kâğıt nasıl yapılır ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Kağıt nasıl yapılır ? Kâğıt nasıl yapılır ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5OiRfbpeFI/AAAAAAAAAkc/H7ijl_M-vDA/s1600-h/kagit.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" kt="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5OiRfbpeFI/AAAAAAAAAkc/H7ijl_M-vDA/s320/kagit.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Kleopatra, Konfiçyüs, Einstein, Edison, Ts'ai Lun. Bütün bu kişilerin içinde insanlık tarihinin gelişimine en büyük faydası olan kimdir dersek, herhalde Ts'ai Lun demezsiniz. Ama O'dur. Ts'ai Lun günümüzden yaklaşık 2000 yıl önce Çin'de yaşayan bir memurdu ve MS 105 yılında bugünkü kullanılan hali ile kağıdı icat etti. Dutağacı kabuğu, kenevir ve kumaş parçalarını suyla karıştırarak ezdi, lapa haline getirdi, presleyerek suyunu çıkardı ve bu ince tabakayı kuruması için güneşin altında ipe astı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında insanlar MÖ 3500 yıllarında bile üzerine yazı yazabilecek çeşitli şeyler kullanıyorlardı. Kağıdın icadı sonraki devirlerde Çinlileri dünyanın en gelişmiş kültürünün sahibi yaptı. Şaşırtıcıdır ki, Orta Asya'ya 751, Bağdat'a ise 793 yılında ulaşan Ts'ai Lun'un kağıt yapma metodu, Avrupa'da ilk kağıt ancak 1151 yılında İspanya'da yapılabildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle matbaanın icadı ile birlikte kağıda olan ihtiyaç gittikçe büyüdü. Yeterli hammadde bulmakta zorlanıldı. Ayrıca bu şekilde kağıt imalatı çok zaman alıyordu ve dünyanı bir çözüme ihtiyacı vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesin tarih bilinmiyor ama yaklaşık 18. yüzyılın başlarında Fransız bilimci Rene - Antonie Ferchault de Reaumur ormanda ağaçların arasında yürürken bir yaban arısı kovanı gördü. Yaban arıları evlerinde olmadığından durup kovanı incelemeye başladı. Birden kovanın kağıttan yapılmış olduğunu gördü. Peki onlar paçavra kullanmadan kovanı nasıl yapıyorlardı? Sadece paçavra değil, kimyasallar, ateş ve karıştırma tanklarını da kullanmıyorlardı. Arılar insanların bilmediği neyi biliyorlardı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında her şey çok basitti. Kısa bir gözlem sonucunda gördü ki, yaban arıları ince dalları veya çürümüş kütükleri kemirir gibi ağızlarına alıyorlar, burada mide sıvıları ve salyaları ile karıştırıyorlar ve kovanlarını yapmada kullanıyorlardı. Reaumur arıların sindirim sistemini de inceleyerek buluşunu 1719 yılında Fransız Kraliyet Akademisi'ne sundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk kağıt makinesi 1798 yılında yapıldı. Ancak bu geniş bir kayışın dönerek fıçıdaki lapayı aldığı ve ince kağıt haline getirdiği, her dönüşte tek bir kağıt yapabilen basit bir makine idi. Silindirli makine çok geçmeden 1809 yılında John Dickinson tarafından ilan edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde kağıt üretimi yüksek teknoloji ile ve tam otomatik olarak yapılabilmektedir ama işlemin adı esas olarak değişmemiştir. Kağıtların arasındaki kalite farkını kullanılan lifin türü, lapanın hazırlanışı, içine katılan malzemeler, kimyasal veya mekanik metotlar belirler. Her ne kadar liflerin elde edilmesinde ağaçlar ana kaynak ise de özellik taşıayn kağıtların yapılmasında günümüzde sentetik lifler de kullanılmaktadır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-3213694665154386679?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/3213694665154386679/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/kagt-nasl-yaplr-kagt-nasl-yaplr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3213694665154386679'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3213694665154386679'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/kagt-nasl-yaplr-kagt-nasl-yaplr.html' title='Kağıt nasıl yapılır ? Kâğıt nasıl yapılır ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5OiRfbpeFI/AAAAAAAAAkc/H7ijl_M-vDA/s72-c/kagit.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-638216445403033518</id><published>2010-03-07T14:54:00.001+02:00</published><updated>2010-03-25T21:39:18.641+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Arabalarda hava yastıkları nasıl çalışıyor ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Arabalarda hava yastıkları nasıl çalışıyor ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5OiBzxh2qI/AAAAAAAAAkU/cD6dtwkurM4/s1600-h/hava+yast%C4%B1g%C4%B1.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" kt="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5OiBzxh2qI/AAAAAAAAAkU/cD6dtwkurM4/s320/hava+yast%C4%B1g%C4%B1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Hava yastıkları 80'li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15-25 kilometre süratlşe çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak da şişme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi "sodyum azide"dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanabiliyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani ol&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-638216445403033518?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/638216445403033518/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/arabalarda-hava-yastklar-nasl-calsyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/638216445403033518'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/638216445403033518'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/arabalarda-hava-yastklar-nasl-calsyor.html' title='Arabalarda hava yastıkları nasıl çalışıyor ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5OiBzxh2qI/AAAAAAAAAkU/cD6dtwkurM4/s72-c/hava+yast%C4%B1g%C4%B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-4264221858745979674</id><published>2010-03-07T14:53:00.000+02:00</published><updated>2010-03-25T21:39:23.989+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paslanmaz çelikler neden paslanmaz ?'/><title type='text'>Paslanmaz çelikler neden paslanmaz ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5Oh1FL1y0I/AAAAAAAAAkM/Ws30VmDwnlw/s1600-h/paslanmazcelik.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" kt="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5Oh1FL1y0I/AAAAAAAAAkM/Ws30VmDwnlw/s320/paslanmazcelik.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Çelik ile demir arasında çok az bir fark vardır. Saf demir bir bakır kadar yumuşaktır. Onun içine yüzde 2'ye kadar karbon katılması ile inanılmaz bir mukavemet, sertlik ve mekanik özellikler elde edilir ki, adı artık çeliktir. Demirin bol olması, kolay ve ucuz elde edilmesi nedeniyle çeliğin de kullanımı çok yaygındır. Ancak çelikte de, demirde olan zayıf bir nokta vardır. Paslanma, diğer bir deyişle oksidasyon.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük hayatımızda kullanılan eşyaların paslanması sonucu her yıl dünyada milyonlarca dolar boşa gitmektedir. Bu kaybın büyük bir kısmı demir ve çeliğin paslanmasından dolayıdır. Paslanmayı kısaca demirin havadaki oksijen ile birleşmesi olarak tanımlayabiliriz. Aslında bu elektro kimyasal bir reaksiyondur. Bu nedenle malzemenin bir yerinde başlayan paslanma boyanın altından geçerek diğer bir yerde ortaya çıkabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece demir ve çelik değil diğer metaller de paslanır. Örneğin, alüminyum, pirinç, bronz gibi. Ancak onlarda malzemem ile oksijenin birleşmesinden oluşan çok ince bir tabaka, daha oluşur oluşmaz malzemenin hava ile temasını keserek koruyucu bir rol oynar, paslanmanın ilerlemesini önler. Bu tabaka o kadar incedir ki, malzemenin rengi hemen hemen değişmez. Demirdeki paslanmanın özelliği onun ve oksijen atomlarının boyutlarındaki büyük farktan dolayı yüzeyde sağlam bir birleşme olmaması, paslanmanın malzemenin içine nüfuz etmesi, sadece görüntü değil mukavemetin de bozulmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paslanmada havadaki nemin de etkisi büyüktür. Reaksiyondaki su miktarı pasın rengini de belirler. Bu nedenle pasın rengi siyah veya çok koyu kahverengi olabildiği gibi sarımtrak da olabilir. Paslanmanın hızını artıran faktörlerden bir diğeri de tuzdur. O da elektro-kimyasal reaksiyonun hızını artırır. Kışın kar nedeni ile yollarına tuz dökülen yerler ve deniz kenarlarında paslanma daha hızlı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paslanmaz çelikten önce, paslanmayı önlemek için malzeme boyanıyor veya galvaniz kaplanıyordu. Bu çözümler de özellikle sağlık ve gıda sektöründe başka sorunlar yaratıyordu. İlk paslanmaz çeliği Harry Brearley, 1913 yılında tesadüfen keşfetti. Tüfek namluları için çeşitli metalleri birleştirerek deneyler yaparken bazılarının paslanmaya karşı dirençli olduklarını gördü. Her büyük buluşta olduğu gibi, o da bunu sanayicilere kabul ettirebilmek için uzun bir uğraş verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Krom gibi bazı metaller, atom boyutlarının birbirine yakın olmasından dolayı oksijenle çok kolay ve süratli birleşirler. Kalınlığı birkaç atom olacak kadar çok ince ama çok sağlam bir tabaka oluştururlar. Başka reaksiyon olmaz. Bu tabaka zedelense bile tekrar oluşur. Krom belli bir oranda çeliğe katılırsa yine aynı olay olur, çelik artık paslanmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paslanmaz çeliğin içinde yüzde 10-30 krom vardır. Bu orana ve eklenecek nikel, titanyum, alüminyum, bakır, sülfür, fosfor ve benzeri elemanlara bağlı olarak kullanım yeri değişir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-4264221858745979674?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/4264221858745979674/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/paslanmaz-celikler-neden-paslanmaz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4264221858745979674'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/4264221858745979674'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/paslanmaz-celikler-neden-paslanmaz.html' title='Paslanmaz çelikler neden paslanmaz ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5Oh1FL1y0I/AAAAAAAAAkM/Ws30VmDwnlw/s72-c/paslanmazcelik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-3598042744872586368</id><published>2010-03-07T14:51:00.000+02:00</published><updated>2010-03-25T21:39:26.716+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paraşütle ilk kim atladı ?'/><title type='text'>Paraşütle ilk kim atladı ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5OhKm9yL4I/AAAAAAAAAj8/8apJOWJmouM/s1600-h/parasut.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" kt="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5OhKm9yL4I/AAAAAAAAAj8/8apJOWJmouM/s320/parasut.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Aslında en çok merak edilen paraşütün icadından çok, onunla havadan ilk kimin atladığıdır. Kim böyle bir şeyi ilk defa denemeye cesaret etmiştir? Sanıldığının aksine paraşüt uçaktan sonra değil, yaklaşık bir yüzyıldan fazla bir zaman önce, balonla hemen hemen aynı tarihlerde ama çok ayrı çalışmalarla icat edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paraşüt fikri eski Çin'e kadar gider. Günümüzde ki paraşüte benzer bir şeyler geliştirilmiş ama oyuncak olmaktan öteye geçememiştir. Leonardo da Vinci'nin de bu konudaki çalışmaları biliniyor. Bu fikri hayata ilk geçiren kişi ise Fransa'da 1783 yılında Louis-Sabestian Lenomand olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lenomand 4,5 metre yükseklikteki bir ağaçtan, omuzlarına birer adet bir çeşit şemsiye bağlayarak ilk deneyimini yapmıştır. Ancak o, buluşunu o seviyedeki bir yükseklikten, yangın çıkan bir binadan atlayarak kaçmak için düşünmüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ciddi anlamda ilk atlamanın şerefi ise Fransız Andre-Jack-ques Garnerin'e aittir. 1769 Paris doğumlu Garnerin Fransız ordusunda 1793 yılında müfettiş olmuş. İngiltere'de iki yıl hapis yatmış ve dönüşünde 1797 yılında ilk atlayışını bin metreden bir balondan yapmıştır. Bu ilk paraşüt şemsiye şeklindeydi, çapı yedi metreydi ve ketenden yapılmıştı. Garnerin daha sonra birçok gösteri atlayışı yapmış, hatta bir keresinde 1802 yılında İngiltere'de 2 bin 400 metreden atlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önceleri ketenden yapılan paraşütler, sonraaları ipekten yapılmaya başlanıldı. Uçaktan ilk atlayışı gerçekleştiren ise 1912 yılında, ABD Kara Kuvvetleri'nden Yüzbaşı Albert Berry oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci Dünya Savaşı başlarında uçaktan paraşütle atlamanın pratik olmadığı görüşü hakim olduğundan, sadece gözetleme balonlarında görevli olanların, uçak saldırılarından kaçışlarında çok yaygın olarak kullanılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru paraşütün uçak pilotlarının da can dostu olduğu anlaşılmıştır. İkinci Dünya Savaşı'nda ise uçak ebatlarının büyümesi ve teknolojilerinin gelişmesi ile insanların ve birliklerin yere indirilmeleri dışında silahları indirmek, mahsur kalan birliklere ikmal malzemesi göndermek, ajanları indirmek gibi birçok alanda kullanılmışlardı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-3598042744872586368?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/3598042744872586368/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/parasutle-ilk-kim-atlad.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3598042744872586368'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3598042744872586368'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/parasutle-ilk-kim-atlad.html' title='Paraşütle ilk kim atladı ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5OhKm9yL4I/AAAAAAAAAj8/8apJOWJmouM/s72-c/parasut.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4791338501072833013.post-3794762760525987052</id><published>2010-03-07T14:50:00.000+02:00</published><updated>2010-03-25T21:40:19.415+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç yazılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Floresan lambalar neden daha ekonomiktir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuhaf bilgiler'/><title type='text'>Floresan lambalar neden daha ekonomiktir ?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5Og7hK5jzI/AAAAAAAAAj0/YrxRY-f2EB4/s1600-h/floresan.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" kt="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5Og7hK5jzI/AAAAAAAAAj0/YrxRY-f2EB4/s320/floresan.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı'nda "General Electric" tarafından sergileni. Amerikan evlerinin elektrikle ayınlatılmasından yaklaşık 60 yıl sonra oortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampül ile savaşı günümüze kadar sürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi rpmantik ışığı ile ampül kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılaması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Watt'lık bir floresan lamba, 75 Watt'lık bir ampül kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji sağlayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu sağlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler. Işık tek bir noktadan değil de tüpün her tarafından geldiği için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuşaktır ve gözleri yormaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Floresan lambalarda, elektrik düğmesine baıldığında, transformerden geçen elektrik, tüpün bir ucundaki elektrottan diğerine bir ark oluşturur. Bu arkın enerjisi tüpün içindeki civayı buharlaştırır. Bu buhar elektrik yüklenerek gözle görülmeyen ültraviyole ışınları saçmaya başlar. Bu ışınları da tüpün iç yüzeyine kaplanmış olan fosfor tozlarına çarparak görülen parlak ışığı oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Floresan lambalar ilk açılışları sırasında çok elektrik çekerler. Halbuki bu miktardaki enerjiyi bir saatlik açık durumdaancak harcarlar. Ayrıca çok sık açıp kapama ile ömürleri de kısalır. Örneğin tipik bir floresan lamba devamlı açık bırakıldığında 50 bin saat çalışabilir. Üç saatlik aralarla kapanıp açıldığında ömrü 20 bin saate düşer. Sonuç olarak floresan lambaları bir saat sonra açacaksanız hiç kapatmamanız daha ekonomik olabilir. Normal ampüllerde açılıp kapamanın ciddi bir etkisi yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı insanların floresan tipi ışıklara duyarlıkları vardır. Aslında ayırt edemeyiz ama floresanın ültraviyole içeren arkı saniyede 120 kez çakar. Işığın bu frekansı bazı insanlarda migren denilen baş ağrıları yaratabilir. Bu titreşimleri lambaya doğrudan baktığınızda göremezsiniz ama gözünüzün köşesinden baktığınızda görebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlerdeki çiçekler genellikle yeşi yapraklı olup, ışığın kırmızı ve mavi kısmını absorbe ederler. Mavi onlar için özellikle önemlidir. Ampul ışığında mavi renk çok azdır. Bu nedenle evdeki çiçekler için floresan lambalar daha faydalıdı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4791338501072833013-3794762760525987052?l=ilginc-yazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/feeds/3794762760525987052/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/floresan-lambalar-neden-daha.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3794762760525987052'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4791338501072833013/posts/default/3794762760525987052'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ilginc-yazi.blogspot.com/2010/03/floresan-lambalar-neden-daha.html' title='Floresan lambalar neden daha ekonomiktir ?'/><author><name>İlginç BiLgiLer</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/Szn52EQAJeI/AAAAAAAAAD4/IeUN-Dutna8/S220/big.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_E-r1PpCvmBg/S5Og7hK5jzI/AAAAAAAAAj0/YrxRY-f2EB4/s72-c/floresan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
