Son Paylaşımlar

tarih etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tarih etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Lalelerin kökeni nereye dayanmaktadır? Lale ne zaman bulunmuştur?

Amsterdam'dan olsun ya da olmasın laleler, Hollanda'nın yel değirmenleri ve sabolar kadar ünlü bir sembolüdür. Ama aslında lalelerin kökeni Hollanda değildir.

Lalelerin doğal habitatları dağlık arazilerdir

Hollanda'ya İstanbul'dan ilk lale, topu topu 1554'te getirilmiştir. Yabani laleler güney Avrupa'da, Kuzey Afrika'da ve Çin'in kuzeydoğusuna kadar olan Asya'nın bazı kısımlarında bulunabilir. Lale hem Türkiye'nin hem de İran'ın milli çiçeğidir.

Çiçeğin ismi Türkçe den geliyor
Çiçeğin ismi Farsça'da türban anlamındaki dulband kelimesinin Türkçe söylenişi olan tülbent kelimesinden gelir. Bu nedenle etimologlar henüz tam açmamış lale şeklinin türbana benzeyişini "hayali benzerlik" olarak adlandırırlar (ya da belki de Türklerin geleneksel olarak başlıklarına bu çiçeği takmalarından dolayı olabilir).

Laleler Nederland'da [Alçak Ülke] (böyle dememiz gerekiyor: "Hollanda" 12 bölgeden sadece iki tanesini tanımlıyor) son derece popüler oldu, ama 17. yüzyılın büyük "lale çılgınlığı (tulipomania*)" hikayeleri şimdilerde kabak tadı verdi.

*Tulipomania tabiri, Hollanda'da özellikle 1636-1637'de lale soğanına artan ilginin lale fiyatlarında inanılmaz artışlara neden olmasına karşılık olarak kullanılmaktadır. Bu terim sonradan ekonomik patlamalar için bir metafor alarak da kullanılmıştır.

Deutsche Bank'ta Küresel Strateji Başkanı olan Profesör Peter Garber'a göre, lale fiyatlarının ani düşüşü sonucu iflas etmiş insanlarla ilgili en çarpıcı hikayeler, temel olarak tek bir kitaptan kaynaklanmaktaydı: Charles Mackay'in 1952'de basılan Extraordinary Popular Delusions & the Madness of Crouds (Olağanüstü Kitlesel Yanılgılar ve Kalabalıkların Çılgınlığı) kitabı. Bu durum Hollanda hükümetinin lale spekülasyonuna engel olmak için korku hikayeleri yayarak uyguladığı katı ahlakçı kampanyanın da bir sonucuydu.

Lale fiyatlarının şişirilmiş olduğu (ve en değerlisinden bir bitki soğanının bir ev fiyatında olabileceği) doğru, fakat başka ülkelerde başka bitkilerin daha bile yüksek değerlere ulaştığı birçok örnek vardır: Örneğin 19. yüzyıl İngiltere'sinde orkideler.

Garber, Hollanda'daki bu spekülasyonun en çılgın zamanının "1637'nin kasvetli Hollanda kışında bir ay süren bir hadise olduğunu... ve gerçek bir ekonomik sonucunun olmadığını" söylüyor.

Bugün, Hollanda yılda üç milyar lale soğanı üretip bunun iki milyarını ihraç etmektedir

Piramit nedir? Piramitler Nasıl yapılmıştır?

* Pramitlerin her biri 20 ton olan taşlardan inşa edilmiştir. Bu taşlar temin etmek için en yakın mesafe yüzlerce kilometre uzaklıktadır. Bu taşların nasıl getirildiği bilinmemektedir.

* Pramit kimin adına yapıldıysa, onun bulunduğu odaya, yılda sadece 2 kez güneş girmektedir.(Doğdugu ve tahta tahta çıktığı günler)

* Mumyalarda radyoaktif madde bulunuyor. Bu yüzden mumyaları ilk kez bulan 12 bilim adamı kanserden ölmüştür.

* Pramitlerin içerisinde ultra sound, radar, sonar gibi cihazlar çalışmamaktadır.

* Kirletilmiş suyu, birkaç gün pramit'in içine bırakırsanız suyu arıtılmış olarak bulursunuz.

* Pramit'in içerisinde süt birkaç gün süreyle taze kalır ve sonunda bozulmadan yoğurt haline gelir.

* Bitkiler pramit'in içinde daha hızlı büyürler.

* Pramit'in içine bırakılmış su 5 hafta süreyle bekletildikten sonra yüz losyonu olarak kullanılabilir.

* Çöp bidonu içindeki yemek artıkları hiç koku yapmadan pramit içinde mumyalaşır.

* Kesik, yanık, sıyrık gibi yaralar büyükçe bir pramit'in içinde daha cabuk iyileşme eğilimi gösterir.

*Pramitlerin bazı odalarının içinde ne olduğu hakkında bir bilgi yoktur araştırmacıların çoğu ya içinde kayboldu ya da aynı yerde birkaç tur attılar. Ancak içlerini göremediler.

*Pramitlerin içi yazın soğuk, kışın sıcak olur

Topkapı Sarayı'ndaki yasak neden ve nasıl delindi?

Topkapı Sarayı'nın hazine dairesinden hiçbir şey dışarı çıkamazdı. 2. Abdülhamit, kızı Ayşe'ye taç yaptırmak için model olarak kullanılmak üzere 3. Mehmet'in muhteşem sorgucunu saray kâhyasından istedi. Kâhya padişahtan muayyen vadeli bir senet almadan sorgucu vermedi. Bu tutum Abdülhamit'in çok hoşuna gitti. Kâhyaya 100 altın hediye etti. Süresi geldiğinde sorgucu kâhyaya iade edip vermiş olduğu senedi geri aldı...

Rum ateşini kim ve neden yaktı?

2. Sultan Mehmet İstanbul'u kuşattığı zaman donanması boğazı geçerken donanmanın üzerine Galata'daki şimdiki Yer Altı Camii'nin bulunduğu yerden, Saray Burnu'ndan ve Kız Kulesi'nden “Rum Ateşi” denilen özel bir karışımdan yapılmış, çok zor sönen ateş yağdırılmıştı. Fetih gerçekleştirilip İstanbul alındıktan sonra padişahların tahta çıkışlarında ve bayramlarda Kız Kulesi'ne yerleştirilen toplar bu kez şenlik için ateşlenmeye başladı

Türkiye'de ilk demiryolu ne zaman ve nerede yapıldı?

Sultan Abdülaziz yenilikçi bir padişahtı. Yapmış olduğu Avrupa seyahatinde gördüğü demiryollarına çok imrenmiş, İstanbul'a dönüşünde İstanbul - Edirne demiryolunun yapımı için bir demiryolu şirketine yetki vermiştir. Ancak yapım sırasında demiryolunun Topkapı Sarayı'nın bahçesinden geçmesi gündeme gelince çevresindekiler bu duruma karşı çıkmışlardı. Bu itirazları tebessümle karşılayan Abdülaziz “tren saraydan değil isterse üstümden geçsin yeter ki bu demiryolu yapılsın” diyerek bu konudaki isteğinin ne denli güçlü olduğunu gösterdi....

Giyotin nedir? Nasıl bulunmuştur?

Kafa keserek mahkumların hayatına son veren “giyotin” adlı ölüm makinesi bir doktorun insan sevgisi yüzünden icat edilmiştir. Dr. Guillotin o yıllarda Fransız devriminin getirdiği eşitlik ilkesine uygun olarak mahkumların ölümününde eşitlik ilkesine uygun olarak yerine getirilmesini öngörüyordu. Bu yüzden projesini çizdiği yüksekten düşen büyük bir bıçaktan ibaret makine onun ismi ile anılmaya başladı...

Herkül'e benzeyen padişah kimdir?

4. Murat bedensel olarak olağanüstü güçlü bir adamdı. Çok iyi silah kullanır, iyi dövüşür, bir ok atışta kalkanı delerdi. Yanında bulunan silahtar Musa Paşa'yı zaman zaman sağ eliyle kuşağından yakalayarak havaya kaldırır, bir müddet dolaştırdıktan sonra tekrar yere indirirdi...

Nevruz nedir? Osmanlı'da Nevruz nasıl kutlanırdı?

Farsça “yeni gün” anlamına gelen Nevruz Osmanlı'da da şenliklerle kutlanırdı. Baharın başlangıcı kabul edilen Nevruz ile birlikte herkes birbirine Nevruziye denen kıymetli hediyeler verir, yine Nevruziye denen içinde sandal ağacı, anber, gül suyu, zencefil gibi türlü baharatların bulunduğu çok kuvvetli ve nefis bir macun özel olarak hazırlanarak padişaha ve devlet büyüklerine ikram edilir...

Anıtkabir'in altında ne çıktı?

Anıtkabir, Atatürk'ün “Buradan Ankara ne güzel görünüyor” dediği Rasattepe'de 9 Eylül 1944 yılında atılan temel çalışmalarıyla başlamıştı. İnşaat çalışmaları sırasında yapılan kazılarda buranın Frigyalılar'a ait eski bir mezar alanı olduğu bulunan mezarlardan anlaşılmıştı. Ata'nın bu kabire nakli ölümünden ancak 15 sene sonra gerçekleşti ...

Logaritma'yı kim buldu? Logaritmayı bulan kimdir?

Logaritmayı ilk kez 1730 - 1790 yılları arası yaşayan bir Türk bilgini olan Gelenbevi İsmail Efendi bulmuştu. Gelenbevi İsmail Efendi matematikle uğraşırken sayı değerlerini ondalık bölümlere göre düzenleyip hesapları son derece kolaylaştıran bir sistemi kendiliğinden bulmuş, ancak bunu pratik bir uygulama sayıp fazla önemsemediğinden kimseye bahsetmemişti. Bu, Batı'da kullanılan “logaritma” idi. [Logaritma'yı kim buldu ? Logaritmayı bulan kimdir ?]

Civelek nedir? Kime denir?

Civelek tüysüz yeniçerilere verilen isimdir. Osmanlı döneminde yüzleri pürüzsüz ve tüysüz olan civelek gençler pamuk ipliğinden bir peçe örterek sokağa çıkarlardı....Civelek nedir ?

"Kara Mehmet" Kimdir?

Kara Mehmet halk arasında gücüyle ün yapmış bir pehlivandır. Ne kadar güçlü olduğunu ölmek üzereyken başından geçen bir olayla son kez kanıtlamıştır. Kara Mehmet bir semt kahvehanesinde kalp krizi geçirerek ölmüştür. Kriz anında dayandığı dokuz çubuklu demir parmaklığı kağıt gibi birbirinin içine geçirmişti. Çubuklar öylesine iç içe geçmişti ki daha sonra onları demir küskü ile açmak isteyenler başarılı olamadılar... [ Kara Mehmet ]

Elmas ile yapılan camii hangisidir?

Süleymaniye Camii'nin sağdaki küçük minaresi Cevahirli Minare olarak bilinir. Cevahir mücevher anlamına gelir. Bu muazzam caminin küçük minaresinin yapıtaşları arasında elmas madeni de vardır. Elmasların kullanılma nedeni İran Şahı'nın, Kanuni Sultan Süleyman'a bir çekmece dolusu elmas yollayarak yaptığı jesttir. Elmaslar caminin yapımı sırasında para biterse kullanılması için gönderilmişti. Ancak Sultan Süleyman elmasların parasını karşılayacaklarını belirtti ve minarenin yapımında kullanılmalarını emretti...

Mandadan asker olurmu?

Eskiden tersane havuzlarına gemi alınınca havuzların suyu büyük bostan dolapları ile boşaltılırdı. Bu dolapları mandalar çekerdi. Bu iş için tersanelerde ayrı bir bölük, bölüğün başında da Manda Ağası bulunurdu. Kurası tersaneye çıkan erkekler askerlik yapmamak için bedel olarak para ödemez, tersaneye manda verirlerdi. Sahibinin yerine askerlik süresini dolduran mandalar bir terhis tezkeresi verilir, bu tezkereler sırmalı kordonlarla boynuzlarının arasına asılırdı. Köyüne veya kasabasına dönen mandalar coşkulu bir törenle karşılanırlardı...

Baba Cafer nedir?

Eskiden borçları olanlar Baba Cafer Zindanı'na atılırlardı. Hapsedilen borçlular zindanın tek penceresinden yardım isterler, borçlarını ödemeleri için halka yalvarırlardı. Baba Cafer'den bir borçlu kurtarmak büyük sevap sayılırdı.

İnsanoğlu Kaç Yıldır Yıldır Dünya Üzerine Yaşıyor?

İnsanın evrimi, halen uzun ve derin tartışmalara yol açan bir konudur. İnsanın bir "tür" olarak "Homo sapiens" halini alıncaya dek geçirdiği evreler, hominidlerin (dik yürüyebilen hayvanların) fosil kayıtlarına göre şekillendirilmeye çalışılmıştır. Bu fosil kayıtlarına göre aşağıdaki gibi bir "insanlık tarihi" listeleyebiliriz:Australopithecus: İlk hominid (insansı) olan bu tür, 2-3 milyon yıl öncesinin Afrika savanlarına aittir. Beyin büyüklüğü, modern insan beyninin 1/3'ü kadardı. Yüz hafifçe ileri çıkık, çenenin ucundaki çıkıntı ise yoktu. Dişlerinin şekli modern insanınkine çok benziyordu. Australopithecus robustus daha ilkel bir form idi, vücut ve beyin olarak daha az gelişmişti. Australopithecus africanus ise daha iri bir vücut yapısına sahipti (yaklaşık 160 cm boyunda ve 60 kg ağırlığında), ilkel taş aletler yapabilmişti, avcılık yapmaya başlamıştı ve çok büyük bir ihtimalle konuşma yeteneği de kazanmıştı.Homo habilis: Alet yapabildiği ve kullanabildiği bilinen ilk hominiddir.Homo erectus: Pekin veya Java adamlarını da içeren bu tür, 1,5 milyon yıl önce Homo habilis'den evrimleşmiştir. H. erectus ateş yakabiliyor, avcılık yapıyor ve barınaklarda yaşıyordu. Ilkel sayılan Java adamlarında yamyamlık da görülüyordu. Yaklaşık 1000 ml'lik bir beyine sahipti (modern insanda beyin yaklaşık 1375 ml'dir).Homo sapiens: Modern insana çok büyük benzerlikler gösteren ilkel H. sapiens varyasyonları Heidelberg insanı, Swanscombe insanı, Steinheim insanı ve Weimar insanını içerir.1. Neandertal insanı: 130 000 - 30 000 yıl önce yaşamıştır.2. Cro-Magnon insanı: 90 000 yıl önce yaşamıştır.Homo sapiens'e ait en eski fosiller, Almanya'daki Neander vadisinde bulunan Neandertal insanına aittir (130 000 - 30 000 yıl öncesi). Modern insan ile karşılaştırıldığında, daha geniş ve çıkık bir göğüs kafesine, daha iri bir kaş bantına, daha güçlü bir çeneye ve biraz daha büyük bir kafatasına ve beyine sahipti. Neandertal insanlarının alet yapabiliyor ve kullanabiliyor olmalarının yanısıra, ölüleri için gömü törenleri yaptıkları da bilinmektedir. Hayvan derilerini giysi olarak kullanmış, mağaralarda yaşamış ve ateşi kullanmıştı. Tamamen modern fosiller ise, günümüzden 90 000 yıl kadar önce yaşamış olan Cro-Magnon insanına aittir (Güney Fransa). Cro-Magnon ve Neandertal insanları bir arada bulunmuş olmalarına rağmen, ilginç olarak, sadece Cro-Magnon insanı modern gen havuzuna katılımda bulunabilmiş, Neandertal insanı ise modern gen havuzuna katkıda bulunamadan ortadan kalkmıştır.Yani, kısacası, Homo sapiens sapiens türünün yaklaşık 45.000 yıldan beri dünya üzerinde var olduğunu söyleyebiliriz.
+